Çok Okunanlar

Metropoll anketi: AKP'de oy kaybı, kriz kaygısı ve enflasyon

Atatürk'e hakaretten tutuklanan gericiye siyasi partiden ziyaret!

Buldan: AKP ile görüşeceğimiz tarih ve saati buradan açıklıyoruz!

AKP'ye anketlerden kötü haber: Hiç olmadığı kadar geride

Bir konkordato ilanı da Türkiye'nin en büyük hayvan işletmesinden

Bernard Henri Levy: NATO, Türkiye'ye tekmeyi basmalı

Fransa'nın neo-liberal entelektüellerinden Bernard Henri Levy, 'NATO'nun Türkiye'ye tekmeyi basması' gerektiğini savundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump'ı birbirine benzeten Levy, Trump'ın aklını başına toplayabileceğini ancak Erdoğan'ın, Çin ve Rusya'nın desteğiyle 'liberal medeniyeti' tehdit ettiğini yazdı.

Wall Street Journal'da (WSJ) dün yayınlanan "NATO, Türkiye'ye tekmeyi basmalı" başlıklı yazısında, Fransa'nın önde gelen liberal entelektüellerinden Bernard Henri Levy, Ankara'nın Çin ve Rusya'nın desteğiyle Batı'nın çıkarlarına çelme taktığını savundu. 

Yazısına ABD ve Türkiye ilişkilerinin, tarihinin en büyük krizini yaşadığını ifade ederek başlayan Levi, "Biri ABD'nin diğeri Yeni Türkiye'nin birinci ismi ve aynı popülizmin farklı yüzleri olan iki lider, yakında bulundukları testosteron seviyesinden inebilir ve müthiş bir mutabakat sahneleyebilir, başarabilirler" yorumunu yaptı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın, mutabakatı yeniden sağlama yeteneğine sahip olduğunu, bunu Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC) Lideri Kim Jong-Un örneğinde gösterdiğini belirten Levy, "Öte yandan, ülkesinin para birimindeki sıkıntıya ve yabancı yatırıma bağımlılığına karşı hassas olan Erdoğan, rezil olmamaya çalışarak tansiyonu düşürmeye çalışacaktır. Ne olursa olsun, çelişki görmezden gelinemeyecek kadar ciddi bir çatlağa işaret ediyor" ifadelerini kullandı. 

Levy, ÖSO'ya ve NATO operasyonlarına verdiği destekle bilinen ve pek çok defa protestolara hedef olan bir isim.

Levy'nin, Türkiye'nin NATO'dan atılmasını savunduğu yazısının devamı şu şekilde:

"Batı demokrasileri İslamcı aşırıcılığın Ortadoğu'da yayılmasını engellemek için çalıştığı sırada, Türkiye ve onun istihbarat servisleri ikili bir oyun içerisindeydi. Hükümetin El Kaide ve daha sonra IŞİD ile bağlantılı gruplara, Ocak 2014'te silah sevkiyatı yaptını görün - Kobane kuşatmasından birkaç ay önce.

Ya da Türk uçaklarının ve topçularının Suriye'nin Kuzeydoğusundaki Kürt sığınaklarına karşı yürüttüğü tam boy saldırıyı değerlendirin. Afrin, Halep'e yakın Menbiç gibi, Batı'nın koruması altındaydı. Yine de ABD, bölgedeki en kararlı ve en cesur müttefiklerine karşı gerçekleştirilen saldırıyı affetti ve hatta kısa bir süre sonra birliklerini geri çektiğini duyurdu.

Bu iki akıl almaz olay arasında, sanki Yeni Osmanlıcı hırslarını daha da vurgulamak istermişçesine, Erdoğan Rusya Başkanı Vladimir Putin ve İran Başkanı Hasan Ruhani ile -Ankara'da bu Nisan ayında- birlikte poz verdi! Üçlü, zirvede, Suriye'de kendi kışkırttıkları şiddete "çözüm" bulma çağrısı yaparak, adeta bütün demokrasi ve uluslararası hukuk dostlarının suratına tükürdüler. 

Erdoğan'ın Putin ile ilişkileri sadece fotoğraf çekimleriyle sınırlı değil. Yapım aşamasındaki Sultan, Kremlin ile çoktan Türkiye'de nükleer santraller yapılmasına ilişkin bir anlaşma imzalamıştı. Geçtiğimiz yılın sonlarında ise NATO silah sistemleriyle uyum sorunu bulunan S-400 hava savunma füzeleri için yeniden Moskova'ya döndü. Erdoğan, ABD'nin Pentagon'un F-35 savaş jeti sevkiyatını engelleme tehdidinin sonrasında dahi, provokasyonlarına devam etti.

BRICS ülkelerinin Temmuz sonunda Johannesburg'da gerçekleşen 10'uncu yıllık zirvesine, Erdoğan, onur konuğu olarak kabul edildi. Burada, çok bariz bir şekilde, Xi Jinping'in Çin'i ve Putin'in Rusyasıyla stratejik yakınlaşma olasılığını gündeme getirdi.

Erdoğan'ın, eski Turkic imparatorluğunu diriltme hırsı Mustafa Kemal Atatürk'ün seküler ve modern ideallerini camdan fırlattı. Avrasya'daki liberal olmayan diğer devletlerin liderleri de bu konuda ona yardımcı oldu. Halifeliği canlandırma, Çin'in Han, Ming ve Qing hanedanlarını restore etme, Çar imparatorluğunu yeniden yaratma ve Ahameniş ve Pers krallarının hükümranlığını geri getirme hayalleri görerek.

ABD-Türkiye krizi, iki sahte sert adamın egolarının çok ötesinde bir mesele. Artık bir dost ya da müttefik olmayan, büyük bir medeniyette sahip büyük bir ülkeyle ilişkilerimizin bilgeliğine ilişkin sakince ama gözümüzü kırpmadan bir sorgulama yapmalıyız. Batı kolektif güvenliğimizin bağlı olduğu askeri sırları, bize karşı en düşmanca tutum alan güçlerle stratejik ortaklık kuran bir başkentle paylaşmaya devam etmeli mi? 

Trump, 11 Temmuz'da Erdoğan "işini iyi yapıyor" demişti. Geri kalanımız, Batı'ya giderek daha hararetli bir şekilde, liberal medeniyetin dayandığı bütün konularda muhalefet eden bir lider için aynı şeyi söyleyemiyoruz.

Kısa bir süre önce Avrupalılar, olgunlaşmamış bir şekilde, Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne alıp almamayı tartışıyorlardı. Şimdi ise Batı'nın kolektif olarak, bir rehinenin serbest bırakılması basit talebini değil, ancak Türkiye'nin NATO'dan atılması talebini dile getirmesinin zamanı geldi."

İlgili Haberler

Politika

Belediye başkanına silahlı saldırı

Politika

TBMM'yi karıştıran 5.maddede 'geri adım attılar'

Politika

Kritik görüşme sonrası açıklama: Bu toplantı geleceğe umutla bakmamızı sağladı

Politika

Yeliz Koray | Hıyanet

Politika

İHD'den Leyla Güven çağrısı

Politika

Atatürk'e hakaretten tutuklanan gericiye siyasi partiden ziyaret!

Politika

Türkiye, sokağa çıkma yasaklarına ilişkin AİHM'de savunma yaptı

Politika

İyi Partili vekilin ağabeyi AKP'den aday adayı oldu

Politika

Büyükerşen'e saldıranların aldığı ceza belli oldu

Politika

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu: AKP'nin oda ve borsa başkanları teklifini doğru bulmuyoruz

Politika

Atatürk heykeline çıkıp ‘Babam' diyen şahsa linç girişimi

Politika

Akşener protestocularına bir dava bir takipsizlik: Tehdit var, suç yokmuş