Çok Okunanlar

CHP, üç büyükşehir için kararını verdi

Üniversite hocalarına Osman Kavala operasyonu: Çok sayıda gözaltı var

BBC muhabiri, Türk medyasındaki yalan ve komplo haberleri yazdı

Gözaltına alınan akademisyenler kimdir?

MHP'li vekilden AKP'ye uyarı: Sokak alarm veriyor

Bu Düzen Değişmeli Platformu adayı Aydemir Güler: Neden devri sabık yaratmayacağız?

Bu Düzen Değişmeli Platformu’nun İstanbul 1. Bölge bağımsız milletvekili adayı ve soL yazarı Aydemir Güler, ‘İşsizliğin olmadığı bir düzen kurulabilir mi? Dinin istismar edilmeyeceği bir düzen kurulabilir mi?’ diye soruyor ve devamında ‘mücadele edersen, örgütlenirsen kurulur’ ifadelerini kullanıyor.

Alicem AYDIN/ABC Haber Merkezi

İlk seçimlerine 1999 yılında katılan Türkiye Komünist Partisi, YSK’nın aldığı anti demokratik bir karar ile seçimlere girmesi engellendi. TKP, YSK’nın aldığı bu karar sonrası seçimlere bağımsız adaylar ile girme kararı verdi. soL yazarı Aydemir Güler de Bu Düzen Değişmeli Platformu’nun İstanbul 1. Bölge bağımsız milletvekili adayı. Türkiye Komünist Partisi için seçimin 24 Haziran'da bitmediğini belirten Güler, şunu söyledi: "Seçim çalışmaları sırasında kapısından ayrılmadığımız işçi direnişlerinde, konuk olduğumuz işçi evlerinde çalışmaya devam edeceğiz." 

Güler ayrıca, Millet İttifakı’nın içinde yer alan Saadet Partisi’nin 'emekten yana' söylemlerinin Saadet Partisi’ni yansıtmadığını ifade ederek, Saadet Partisi'nin Erdoğan’ın suç ortağı olduğunu söyledi.

Aydemir Güler ile YSK’nın aldığı anti demokratik kararı, Bu Düzen Değişmeli Platformu’nun seçim çalışmalarını, AKP’yi erken seçime iten nedenleri, Millet İttifakını ve 24 Haziran sonrasını konuştuk.


‘GEREKÇESİZ VE TUHAF BİR KARAR’
YSK’nın aldığı anti-demokratik bir karar ile TKP’nin seçime girmesi engellendi. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Anti demokratik olmasının ötesinde gerekçesiz ve tuhaf bir karar; çünkü biz seçimlere parti olarak katılma hakkı kazanmıştık zaten. Yasanın gereklerinin 6 ay öncesinden yerine getirilmesi lazım. Yasa aynı, kurallar aynı. Fakat YSK diyor ki; ‘metni ben başka okuyorum ve seçimlere giremezsin’. Tamamen keyfi bir karar. Şu an o yeni yorumların gereklerini de yerine getirmiş durumdayız, bir dahaki seçimlerde yepyeni yorumlar getirmezlerse parti olarak seçimlere katılabileceğiz.

TKP BAĞIMSIZ ADAYLAR İLE SEÇİME GİRME KARARI ALDI. ‘BU DÜZEN DEĞİŞMELİ,’ DİYEREK ÇALIŞMA YÜRÜTÜYORSUNUZ. BU DÜZEN NEDEN VE NASIL DEĞİŞECEK?

Kapitalizm içi çözümler var ve bu çözümlerin sınırları var! Kapitalizmin daha kötüsü, biraz daha az kötüsü… her zaman mümkündür. Yaşadığımız sorunun köklü çözümü için kapitalizmin aşılması lazımdır. Örneğin işsizlik bir sorunsa -Türkiye’de giderek büyüyen bir sorun-  kapitalizmin içinde daha az işsiz daha çok işsiz olasılıkları vardır yalnızca. İşsizliğin ortadan kaldırılma olasılığı yoktur.

‘TÜRKİYE KAPİTALİZMİ AŞILMADAN İŞ CİNAYETLERİ ÇÖZÜLEMEZ’

Kapitalist bir ülke iş kazalarını sıfıra indirmek için bir çalışma yapabilir ve bir ölçüde başarılı da olabilir. Çünkü o ülkede emekçilerin kazanımları, yerleşmiş kuralları vardır. Türkiye’de siyasi iktidar işçinin madende göçük altında kalmasına bu işin fıtratında var diyerek meşrulaştıran bir iktidar. Bu düzen çözülmeden bu sorunun çözülme ihtimali yok. Türkiye kapitalizmi aşılmadan iş cinayetleri çözülemez. “Büyük sorun” değil küçük ve gündelik hayata ilişkin sorunlar bile sisteme doğrudan bağımlı hale gelmiş durumda. Küçük çözümler birer aldatmacaya dönüştü.

‘BİZİM BU YARIŞTA İŞİMİZ YOK’
SEÇİM ÇALIŞMALARINDAN BAHSEDER MİSİNİZ? NASIL BİR ÇALIŞMA YÜRÜTÜYORSUNUZ?

Seçim kampanyaları genellikle düzen partilerinin gövde gösterisi yaparak bir diğerinin tabanı üzerinde psikolojik baskı kurmasını sağlıyor. Bizim bu yarışta işimiz yok. Biz yüz yüze temas kuruyoruz, örgütlenme çalışmalarına hız veriyoruz. Emekçi mahallerinde çalışmalar yürütüyoruz, organize sanayi bölgelerinde işçiler ile irili ufaklı toplantılar yapıyoruz.

İNSANLARIN TEPKİLERİ NASIL?

‘Bu düzen değişmesin, ne biçim slogan bu’, diyen o kadar az kişi ile karşılaşıyoruz ki, mesela şu;

İşsizliğin olmadığı bir düzen kurulabilir mi?

Dinin istismar edilmeyeceği bir düzen kurulabilir mi?

İşte bunların gerçek olabileceğine ilişkin bir inanç problemi var. “Ama olmaz ki.”

Hayır olur.

Mücadele edersen, örgütlenirsen olur. Buna ikna etmek lazım insanları. Biz buradan hareket ediyoruz.

TKP HAZİNEDEN SEÇİM YARDIMI ALMIYOR. BAZI MEDYA ORGANLARI DIŞINDA MEDYADA DA YER BULAMIYOR. ASLINDA EŞİT OLMAYAN BİR SEÇİM SÜRECİ YAŞIYORUZ. BU DURUMU NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?

TKP bu zaman kadar hiç hazineden seçim yardımı almadı.

Ana akım medya da bu zaman kadar sola açık unsurlar oluyordu. Bugün ise muhalif basın diye adlandırdığımız yerlerde bile yer bulamıyoruz. İlginç bir ambargo var. Bu tabi ki bir eşitliksiz yaratıyor ama bu sadece eşitsizliğin bir unsuru. Basında tekelleşme, doğrudan taraf olma hali… görüyoruz tabi ama çok da dert etmiyoruz. Düzen değişmeli derken, işte bu kuşatmayı delmek için de çaba gösteriyoruz.


15-16 Haziran direnişinin yıldönümünde Kartal’da Bu Düzen Değişmeli Platformu bağımsız milletvekili adayı Aydemir Güler’in katıldığı bir etkinlik düzenlendi.

'EKONOMİK KRİZDEN KAÇMA ÇABASI DİYEBİLİRİZ'
AKP’Yİ ERKEN SEÇİME İTEN NEDENLER NELERDİ?

Mehmet Şimşek’in bir açıklaması oldu ;'Eylül ayı itibariyle ekonomik krizin etkilerinin ortaya çıkacağını' söylemiş oldu, bu açıklıkla söylemedi fakat kastettiği bu. AKP seçim dönemini ‘benim iktidar döneminde ekonomik kriz patladı’ değil başka bir şekilde karşılamayı seçti. Ekonomik krizden kaçma çabası diyebiliriz. Ama seçimi kim kazanırsa kazansın kaçamayacak krizden. Bizim meselemiz krizin halkın başına patlamasının karşısında mevzilerimizi güçlendirmek.

‘HIRSIZI NEDEN KUTLUYORSUNUZ?’

Türkiye’nin yarıdan fazlası AKP’den AKP’nin kurmaya çalıştığı düzenden bunalmış ve buna karşı öfke biriktirmiş durumda. Beklersiniz ki, bu biriken tepki siyasal alana muhalefet partileri eliyle taşınacak. Ama taşınmıyor. Muhalefet partileri kaç defa AKP’nin baskınlarını zorbalıklarını, dayatmalarına kabul etti? Neden kabul ederler? Çünkü onlar da iktidarla aynı ortak paydayı, düzeni paylaşıyorlar.

‘ARTIK 2017 REFERANDUMUNDA YAPILAN HIRSIZLIKLAR SUÇ DEĞİL’

2017 referandumunda hayır çıktı fakat buna rağmen diğer muhalefet partileri gidip AKP’yi kutladı. Hırsızı neden kutluyorsunuz?  Hırsızlığı yasallaştıran seçim düzenlemelerini neden kabul ediyoruz?

Artık 2017 referandumunda yapılan hırsızlıklar suç değil. Peki bunu neden kabul ediyoruz? Bu soruyu yalnızca biz sorduk, itirazı yalnızca biz gündeme getirdik. Seçim gündeme geldiğinde biz dedik ‘böyle seçim olmaz’ diye. Diğer partiler bu yöne hiç bakmadılar ve hodri meydan dediler. Neden hırsıza hodri meydan diyorsunuz?

Türkiye halkına bu seçim gayri meşru, bu seçim hırsızlığın yasal hale getirildiği bir seçim, denmesi gerekirdi.


Aydemir Güler, Üsküdar’da Çiçekçi Mahallesi sakinleriyle buluştu

‘DEVRİ SABIK NEDEN YARATMIYORUZ?’

Yanıt şu: “Erdoğan gitsin de…”

Bu nasıl ifade edildi? ‘Devri sabık yaratmayacağız’ O niye? Bizim anladığımız siyasette intikam duygusu gerekmiyor, ama adalet duygusu mutlaka gerekiyor. Birileri demiş ise

“ateş emrini ben verdim, maden işçisinin fıtratında var” diye, burada adalete ihtiyacımız var demektir.


‘SAADET PARTİSİ’NİN ELİNDE KAN VAR’
ERDOĞAN’IN BIÇAK SIRTINDA KAZANDIĞI BİR SEÇİMDE MİLLET İTTİFAKI DAĞILIR MI? YOKSA BİR DİRENİŞ CEPHESİ Mİ OLUŞUR?

Millet İttifakı bir direniş cephesi oluşturamaz ve bir direniş de gösteremez. Biz Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendisini ilerici olarak gören tabanına direnin diye çağrıda bulunuruz. CHP yönetimine de bu çağrı da bulunuruz. Millet İttifakı’nın içinde yer alan Saadet Partisi’nin emekten yana söylemleri Saadet Partisi’ni yansıtmıyor. Tansu Çiller’in herkese bir ev bir araba vereceğim sözü gibi bir şey bu. Ondan bile daha değersiz. Saadet Partisi’nin elinde Sivas’ın kanı var. Erdoğan’ın dinci rejimi katliamlarla güç göstere göstere yükseldi. Saadet Erdoğan’ın suç ortağıdır. Nasıl direniş çıksın ki oradan!

‘CHP BUGÜNE KADAR DİRENMEDİ’
CHP de bugüne kadar direnmedi. AKP’nin dayatmalarına kabul etti, AKP’nin dayatmalarını kolaylaştırdı. Gezi Direnişi’nin ilk günleriydi, halk barikatlardaydı daha. CHP toplandı, herkes zannediyor ki direnişe destek verici bir açıklama gelecek, Hükümeti istifaya çağıracaklar… fakat Hükümeti diyaloğa çağırdılar. CHP bir kereden bir şey olmaz partisidir. Her defasında oldu artık diyerek AKP’yi akladılar. HDP milletvekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasının hesabını kimse sormuyor bugün.

‘NEDEN GEÇİCİ SEÇİM HÜKÜMETİNE VEKİL VERDİNİZ?’

CHP’nin ve HDP’nin direnmesine umut bağlamayız. Umarız Erdoğan’ın yeni dayatmalarına, yolsuzluklarına direnirler. Ama bugüne kadar ki siyasi hayatları umut verecek bir grafik çizmiyor. 2014 yerel seçimlerinde Üsküdar Belediyesi’ni CHP kazandı, Ankara Büyükşehir Belediyesi’ni CHP kazandı. O zaman niye direnmedi?

Bugüne kadar direnmeyen, hırsızı tebrik eden bir sicili var CHP’nin, HDP de böyle. 2015 seçimlerinde AKP sonuçları beğenmedi ve ikinci bir seçimi dayattı. Hadi buna engel olamadınız, neden geçici seçim hükümetine vekil verdiniz? Dayatma seçimi meşrulaştırmak için mi? Bunu sormak durumundayım, çünkü o kısa süreli iki bakanlığın anlamı sadece bu olmuştur.

MİLLET İTTİFAKI ERDOĞAN’IN 16 YILLIK İKTİDARINDAKİ GÖRDÜĞÜ EN ETKİLİ MUHALEFET MİDİR?

Değil tabi ki. Muhalefeti sadece parlamenter düzeyde düşünürsek bizim bu seçimde kullandığımız slogana ihanet etmiş oluruz. 2013 Gezi’de başlayan Haziran Direnişi Türkiye tarihinin en büyük halk hareketidir. Haziran Direnişi’nin yanına, liselilerin sınav sorularının çalınmasına karşı başlattıkları direnişi, Tekel işçilerinin direnişini, ODTÜ’de ‘Erdoğan’ın burada ne işi var diyen’ akademisyen ve öğrencilerin direnişini koyabiliriz.

MUHARREM İNCE’NİN ALANLARI DOLDURAN MİTİNGLERİNİ NASIL GÖRÜYORSUNUZ?

Muharrem İnce’nin alanları doldurması çok görkemli bir görüntü veriyor ve Erdoğan’ın gidebileceği umudu veriyor. Bunu görmezden gelmiyorum. Ama halkımız Erdoğan’ın gidebileceği fikrini, umudunu cebine koysun.

Cebimize koyalım ve ekler yapalım.

İnce’nin Türkiye’nin borçlu olduğu söylenen ülkelerin büyükelçileri ile toplanıp, onlara  borçları ödeyeceğiz sözü vermeye yetkisi ve hakkı yoktur. Bu borçları devlet bütçesinden ödeme sözü veriyor, Koç’un Sabancı’nın, başka patronların bütçesinden söz vermiyor. Devlet bütçesi bizim, halkın. Borçlar Türkiye emekçilerinin değil. Onlar Türkiye halkının borçları değil.  

'BİZİM İÇİN SEÇİM 24'ÜNDE BİTMİYOR'

Seçimden sonra dinci gericiliğin son bulacağına dair bir söz yok ortada. Ülkeyi imamlar yönetsin diye eğitim sistemi dönüştürüldü. İmam Hatiplerin korunacağına yönelik söz veriyor muhalefet! İşsizlik patladı ve daha da patlayacak. Bunun halk açısından biricik çaresi, atılmak istenen işçilerin yanında olmaktır. Şirketlerin borçları AKP tarafından sabitlendi. Aradaki farkı çarşıda halk ödüyor. Buna yönelik bir çözüm dile getirene rastladınız mı? Tek çare halkın enflasyon soygununa karşı örgütlenmesi, mücadele etmesidir. Bizim için seçim 24’ünde bitmiyor. Seçim çalışmaları sırasında kapısından ayrılmadığımız işçi direnişlerinde, konuk olduğumuz işçi evlerinde çalışmaya devam edeceğiz.

İlgili Haberler

Politika

Ankara'da gözaltına alınan üç SGDF'li tutuklandı

Politika

Muharrem İnce'nin Kılıçdaroğlu'na ne söyleyeceği açıklandı

Politika

Demirtaş: Seçim bitti ketıl gitti denmesin

Politika

HDP'den CHP'ye İstanbul adayı önerisi...

Politika

Demirtaş'ın AİHM başvurusu 20 Kasım'da karara bağlanacak

Politika

MHP'de kesinleşen adaylar belli oldu! İşte listesi...

Politika

Gözaltıda skandal gerekçe: Suçu muhalif gazeteci Çelikkan'ın eşi olmak

Politika

Şişli Belediye Başkan Yardımcısının öldürülmesi davasında tahliye

Politika

Eski MİT'çi Basri Aktepe hakkında yakalama kararı

Politika

Akademisyenlerin gözaltına alınmasına bir tepki de TÜSİAD'dan

Politika

Akademisyenlere gözaltı... Suçlama: ‘Duran Adam'ı getirdiler

Politika

Avrupa Konseyi'nden ikinci 'Osman Kavala' operasyonuna tepki