• 1979 yılıda Ecevit hükumeti iş başında ve bugünkü gibi kuyruklar var.

    Türkiye ABD ambargosu altında, petrol krizi dünyada tavan yapmış durumda. Ayrıca hemen tüm ülkeler bir kriz yaşıyor.

    Türkiye’ye ambargo uygulanmakla kalınmıyor, uluslararsı kuruluşlar kredi vermekte de büyük zorluklar çıkarıyor.

    Ne var ki, ambargonun nedeni yalnızca, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı ve Türk Hükumetleri’nin Ada konusundaki dik duruşu değil. En önemlisi, Türkiye’nin daha önce yasaklanmış olan ve 1974 yılında kaldırdığı haşhaş ekimini sürdürmesi.

    Haşhaş’tan elde edilen madde sağlık sektöründe kullanılıyor ve ABD de her konuda olduğu gibi bu alanda da tekel olma özelliğini sürdürmek istiyor. ABD’nin bahanesi ise, ülkesinde yaygınlaşan uyuşturucu. ABD, bunun için, hem Türkiye’ye hem de ortadoğu ülkelerine saldırıyor. Amacı da iç siyaset. Sanki uyuşturucuyla mücadele ediyor görüntüsü vermek.

    Ecevit iktidarı, ekonomik ablukayı kaldırmak için çare ararken, ülkede akaryakıtın yanı sıra, margarin gibi maddelerde de sıkıntı başlıyor. Sanayiciler, çeşitli bahanelerle üretimi azaltıp veya durdurup piyasaya mal vermeyince kuyruklar oluşuyor.

    Ve de birden bire TÜSİAD ortaya çıkıyor, Ecevit hükumeti aleyhine çarşaf çarşaf ilanlar veriyor.

    İlk ilan 13 mayıs 1979 tarihnde yayınlanıyor.

    1. Gerçek Çıkış Yolu: Dünyanın bugünkü ekonomik gidişinde bunalım geçiren tek ülke Türkiye değildir. Ama bunalım karşısında kendine yardım etmeyen tek ülke de Türkiye olmamalıdır.

    2) Ulus bekliyor : Yokluğu paylaşmak değil, bolluğu yaratmak istiyoruz. Ve bunun önündeki sorunların hürriyet ve demokrasinin nimetleri içinde çözümlenmesinden vazgeçemeyiz.

    3) Yokluğu paylaşmak mı? Bolluğu sağlamak mı?: Engel, kısa vadeli politik kaygılarla ekonomiye yanlış yönde müdahale eden aşırı yasakçı ve aşırı devletçi zihniyettir. Sorunlarımıza ancak hür, demokratik, parlamenter rejim içinde ve Anayasamız çerçevesinde çözüm bulunacağına inanıyoruz.

    4) Refahın ve hürriyetlerin düşmanı Enflasyon: Enflasyon yenilemeyecek bir düşman değildir. Parasal bir olaydır. Para ise, nihayet suni bir araçtır. Gerçek olan üretimdir. Türkiye, doğal kaynaklarıyla, büyük işgücü ve sanayi potansiyeliyle, enflasyonu yenecek bütün imkânlara sahiptir. Yeter ki doğru, cesur ve kararlı ekonomi politikaları uygulanabilsin.”

    Ecevit, bu ilanlara sinirlenmiş olsa da, ortalığı kasıp kavuran demeçler vermedi. Çünkü o, özgürlüklere, özellikle de düşünce özgürlüğüne inanıyordu. İktidarının sonunu hazırlamasına karşın, TÜSİAD’a yaptırım uygulamak aklının ucundan geçmedi.

    TÜSİAD sonradan açıklama yapıp Ecevit iktidarını “ sokak olaylarının” düşürdüğünü iddia etse de bunun doğru olmadığını, o ilanların sonucunda oluşan kuyrukların, yani ekonominin devirdiği gerçeğini artık herkes biliyor.

    Fakat, o günkü kuyruklar ve krizle, bugünkü sıkıntıyı kıyaslamak kesinlikle doğru değildir. 1979 yılında işverenler daha çok kazanmak için, belki de birlikte oldukları çok uluslu şirketlerin etkisiyle ortalığı ayağa kaldırmışlardı.

    Bugünkü kuyruklar ise, iktidarın tarım girdilerine – mazot, tohum, gübre v.b. – sürekli zam yapması sonucu ortaya çıkıverdi…

    Yani “sapla saman” karıştırılmamalı…