21 Ocak 2020 Salı

Şoförlerle ve berberler de bile siyaset konuşulamıyor

Yıllardır seçim izlerim. Şoförler çok önemlidir. Bir de berberler. Onların tepkileri genelde seçimi hangi partinin kazanacağını gösterir.

Ankara ve – hastalığım nedeniyle kontrol için gittiğim- İstanbul’u, şoförler açısıdan gözleme olanağı buldum.

İstanbul ve Ankara’da, AKP ve MHP’nin seçim otobüsleri, giydirilmiş araçları geçerken korna çalan taksi veya özel araç neredeyse yok gibi.

CHP ve İYİ partinin araçları geçerken de eski dönemlerde olduğu kadar coşku yoktu. Çok yoğun bir ilgi görülmese de, CHP ve İYİ Parti’ye sevgi gösterenler vardı.

1973 ve 1977 seçimleri öncesi CHP ve Bülent Ecevit’e, 1989 yerel seçim propaganda döneminde SHP ve Erdal İnönü’ye yöneltilen coşkudan eser yok.

1973, 1977 ve 1989 seçimleri öncesinde, CHP ve SHP’nin araçları şehirlerarası yollarda veya kent içinde giderken, başta taksiciler olmak üzere, kamyon ve otobüs şoförlerince korna çalınarak selamlanırdı. Ve gazeteciler olarak, seçimi kazanma ibresinin CHP veya SHP’ye yöneldiğini anlardık.

Bunun yanı sıra taksilerle, berberlerde siyaset konuşulurdu. Berberler de her kesi dinler, soranlara genel kanaatı aktarırlardı.

Günümüzde, ne yazık ki berberlerde de siyaset konuşulmuyor. Herkes birbirinden çekiniyor.

Taksi şoförleri de siyasetin merkeziydi. Müşterilerinin görüşlerini sohbet sırasında araçlarına binenlere aktarırlardı. Bugün ise, işlerin kötü gittiğini söyleyip susuyorlar. O nedenle de, herkesin dikkati anketlere çevrilmiş durumda. Hem seçmenler, hem de siyasiler anket sonuçlarına göre tavır belirliyorlar..

AKP ve MHP ortaklığı son anketlere göre Ankara, İstanbul, İzmir, Eskişehir, Aydın, Muğla, Antalya, Adana, Mersin, Hatay, Bursa, Tekirdağ gibi illerde kaybediyor.

Hem AKP, hem MHP yöneticileri de bunu görmüşler ki, yanlışa, doğruya bakmadan CHP ve İYİ Parti Genel Başkanlarına, adaylarına saldırıp duruyorlar. Bu çare olur mu? Sanmıyorum. Hatta, AKP’ye sürekli destek verenler bile, bu saldırgan tutumun iktidar adaylarına zarar verdiği görüşündeler.

Bu arada dikkat çeken bir olay da, Terör örgütü PKK ile bağlantılı isimlerin CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi tarafından belediye meclis üyesi adaylığına yapıldığı iddiası.

Sabah Gazetesi ile ondan alıntılayan Hürriyet Gazetesi’nin haberinde yer alan ve PKK ile bağlantısı olduğu öne sürülen yüzün üzerindeki aday hakkındaki istihbarat raporu kim tarafından sızdırılmıştır? Bu rapora ragmen, adı geçenlerle ilgili neden bir işlem yapılmamıştır?

Bu tür adaylar yalnızca, CHP, İYİ Parti ve SP’de mi vardır, AKP’de PKK bağlantılı aday yok mudur?Ve de Seçim Kurulları bunların adaylıklarını onayladığına göre, bu bilgiler seçim kurullarından saklanmış mıdır?

Adalet Bakanı’nın bu konuda yaptığı açıklamanın da genel hukuk ilkelerine aykırılık taşıdığı inancındayım. Başta CHP’nin Ankara adayı olmak üzere çok sayıda adayı mahkeme kararı olmadan suçlayan Adalet Bakanı için söylenecek söz kalmamıştır.

Seçimlere çok az bir süre kaldı. Bugünden itibaren iktidar partisi ve ortağı ortamı germeden – gerçi her seçmde aynı yöntemi uyguladılar ama-, ülkenin barış içinde seçime gitmesini sağlamalıdır.

İktidar partisi 17 yıldır şu ya da bu şekilde çıktıkları sandık sonrası, kazanmayı nasıl sevinçle karşılamışsa, yenilgiyi de aynı şekilde kabullenmeli, nerede yanlış yaptığını araştırmalı ve hatalarını düzeltmelidir.

Aksi halde, Türkiye’ye yazık olur.