• Sosyalistler obezite ile nasıl mücadele ediyordu? ‘İnsanlar yemek yeme konusunda kendini kısıtlayamıyordu’

    2016 yılında Nobel Ödülü kazanan Japon Yoshinori Oshumi’nin otofaji diyeti SSCB’de de biliniyor ve uygulanıyordu.

    2016 yılında Nobel Ödülü kazanan Japon Yoshinori Oshumi’nin otofaji diyeti SSCB’de de biliniyor ve uygulanıyordu.

    SSCB, varlığının ilk yarısında vatandaşlarının aşırı kilolarıyla değil, açlık, yetersiz beslenme ve bunlardan kaynaklanan hastalıklarla savaşmak zorunda kaldı. Lakin, 70’li yılların başında vatandaşlara temel gıdaların sunulmasıyla beraber SSCB yeni bir sorunla karşı karşıya kaldı. Yıllarca açlık çeken insanlar artık yemek yeme konusunda kendini kısıtlayamıyordu ve nihayetinde halkın geneli hızla kilo almaya başladı.

    Rusya Araştırmalar Enstitüsü’nün internet sitesinde Esra Güvenir çevirisiyle Anna Sorokina imzalı habere göre, Sovyet yıllarında başlayan bu şişmanlık utanç verici değildi. Aksine iyi bir sağlığın göstergesiydi. Ludmila Gurçenko ve Lyubov Orlova gibi birkaç kişi dışında, ünlü aktör ve aktristler bile zayıf değildi. Fakat alınan bu kilolar zamanla ‘hain’ yüzünü gösterdi. Obezite hastaları daha sonra hipertansiyon, kardiyovasküler sistem ve metabolizmayla ilgili birçok hastalıkla savaşmak zorunda kaldı. Böylece devlet, obeziteyle savaşması gerektiğinin farkına varmıştı.

    ALL INCLUSIVE YERİNE “SOFRA DÜZENİ”

    Sovyet yıllarında vatandaşlar, devlet sanatoryumlarında sadece dinlemek için değil, aynı zamanda tedavi görmek için de bilet temin edebiliyorlardı. Sanatoryum doktoru, obeziteyle savaşan hastalara belli tedavi ve prosedürleri uyguluyordu. Örneğin; şişmanlık vakası için ‘Masa 8’e geçmek gerekiyordu. All Inclusive sistemindeki gibi kekler ve turtalar yerine hastalara haşlanmış balık ve yumurta veriliyordu.

    Sanatoryum ve hastaneler için tedavi masaları sistemi 1920’lerde diyetetiğin kurucusu Manuel Pevzner tarafından geliştirilmiştir. Gastritten diyabete kadar birçok hastalıkta tedavi olarak kullanılan toplam 15 tip diyet vardı. Profesör, obezitenin tedavisi için hamur işi, baklagiller, yağlı et, tatlı meyveler ve domuz yağı hariç vatandaşlara günde 5-6 öğün beslenmeleri gerektiğini söylüyordu. Tahıllara, deniz ürünlerine, yeşilliklere, az yağlı et ve çavdar ekmeğine ise izin veriliyordu. Genel olarak, o zamanlar uygulanan bu yöntem günümüzün doğru beslenme alışkanlığına çok yakındı. Bu arada, günümüzdeki Rus hastanelerinde bu sistem hala kullanılmaktadır.

    TERAPÖTİK AÇLIK

    Russia Beyond’dan Anna Saronika’nın haberine göre; diyet tablosu, sağlıklı besin gruplarından öteye geçmemiştir. Sıradan bir Sovyet ailesi bu kadar kaliteli et ve taze sebzeler yiyemezdi. Yemeklerin temeli karbonhidrat içeren unlu mamuller, makarna ve tahıllardı. Karabuğday ve kefirle aç durmanın yanı sıra, çeşitli oruç türleri de popülerdi. Bugün bile birçok kişi otofajiyi harekete geçirmek için belli aralıklarla aç durmaktadır. (16-72 saat, kahvaltıyı geciktirme vb.) Hatırlarsanız, bu sistem 2016 yılında Nobel de almıştır. Bu sistem Sovyetlerde biliniyor ve uygulanıyordu. Popüler tedavi sistemlerinin yaratıcılarından birisi de Rostov’da yaşayan Porfiry İvanov’dur. İvanov’un ‘Çocuk Kuralları’ adını verdiği bu sistemin içinde ise soğuk suyla günlük yıkanmak, alkolü tamamen bırakmak, daha az yemek yemek ve haftada en az bir gün yemekten tamamen uzak durmaktı.

    1981 yılında Moskova’da ise Profesör Yuri Nikolayev tarafından bir ‘Otofaji Kliniği’ açılmıştır. (Daha sonra ise büyük şehirlerin hastanelerinde de bu klinik açılmaya başlanmıştır.) Tedavi ilk başta farklı mineraldeki sulardan oluşuyordu ve daha sonra sebzeler, meyveler, sut ürünleri vb. besinler de yavaş yavaş tedaviye dahil ediliyordu. Uzun yürüyüşler de zorunlu tutulmuştu. Nikolayev, 1962’li yıllardan beri otofaji ve diyet terapisinin akıl hastalığı olan insanlar üzerindeki etkisini araştırmış ve ‘Sağlık İçin Açlık’ kitabında çeşitli beslenme kılavuzları geliştirmiştir.(1973) Gıdada ölçü olması gerektiğine inanan Nikolayev, 45 yaşından sonra insanların çok yeme alışkanlarını en aza indirmelerini söylüyordu.

    POPÜLER DİYETLER

    Yukarıda anlatılan sistemlerin dışında Sovyetlerde insanlar popüler diyet yöntemlerini de kullandı. Genç kızlar tatile çıkmadan önce birkaç kilo vermek için birbirlerinin mucizevi diyetlerini kullanarak zayıflamaya çalıştılar. Az ölçüde bir yemekten sonra suyla seyreltilmiş sirke içmek ve kefir akşam yemeği yerine geçiyordu. Ayrıca ünlü insanlardan kilo vermenin diğer yöntemlerini de öğreniyorlardı. Aktris Faina Ranevskaya “Bir kadının zayıf kalabilmesi için ayna karşısında ve çıplak bir şekilde yemek yemesi gerekiyor” demiştir. Efsanevi balerin Maya Plisetskaya ise “Zıkkımlanma” demiştir. Daha sonra 1970’lerde karbonhidrat alımını günde 40 puanla sınırlayan ‘Gözlük’ veya ‘Kremlin Diyeti’ ortaya çıktı. İstediğini yiyebilirsin! Fakat 40 puanı geçmeyecek!

    1980lerde SSCB artık yeni moda anlayışına hakim olmuş ve ince mankenlerin olduğu dergiler ülkeye girmeye başlamıştır. 1988’de Moskova hiçbir şişman kızın olmadığı ilk güzellik yarışmasına bile ev sahipliği yapmıştır.

    SAĞLIK İÇİN SPOR

    Sovyet dönemi boyunca devlet, vatandaşlarına spor yapma alışkanlığını kazandırmaya çalıştı. Sabah jimnastiği için egzersiz kayıtları ile fonograf kayıtları yayınlandı, tüm kurumlarda ‘gönüllü spor toplulukları’ oluşturuldu. Hemen hemen her ailede farklı spor aletleri bulunuyordu: halterler, ağırlıklar, atlama ipleri ve sokak sporları için kayaklar, patenler vb. Genç kızlar düzgün bir fizik için çember çeviriyordu. 1962 yılı yapımlı “Benzin İstasyonu Kraliçesi” adlı Sovyet filminde de çember döndürmek zayıflamak için alet olarak görülüyordu. Çemberin en az 30 dakika döndürülmesi öneriliyordu fakat elbette kimse bu kadar süre döndürebilmeyi başaramıyordu. Vücudun kaslarını güçlendiren ve ince bir bel oluşmasına yardımcı olan diğer bir popüler alet ise “Balance Disk”ti. Günde 20 dakika ise bu egzersizi yapmak gerekiyordu.