• KOCAKURT-AHMET SAY

    Dünya devrim tarihine bakıldığında şu görülür. Devrimler düz bir yolda ilerlemiyor. İnişli çıkışlı değişik yollar var.

    Türkiye Cumhuriyetinde devrim tarihine bakıldıkta bu durumu görüyoruz. Siyasal ekonomik çözülmeler, karşı devrim hareketleriyle çözüldüğünü biliyoruz.

    Şunu büyük bir kıvançla söylemek gerekir. “Sanat şahsi ve muhteremdir” özdeyişinin temsilcisi gerçekçi Yakup Kadri’nin daha sonra yanlış bulduğunu görürüz.

    Panorama romanına bakarsak bu dönemi bütün çelişkileriyle yansıttığını saptarız. Tahincizade Hacı Emin Efendi tipiği aydınlanma hareketine karşı çıkar. Şapka giymemek için oniki yıl evinden çıkmaz.

    Özellikle şunu söylemek gerekir. Tahincizade tipi son derece başarılıdır. Türkiye devrimci hareketi bu tipi anlamamıştır.

    Yakup Kadri bugün yaşadığımız kaypak küçük burjuvaları da bize romanında göstermiştir.

    Ahmet Say, Kocakurt romanında Türkiye toplumunun 1950-1960 yıllarının temel karakteristiği olarak dolandırıcılığı bizlere göstermiştir. Gerçekten de “kalkınıyoruz, büyüyoruz” diye dolandırıcılığın çıktığı bir dönemi anlatır. Romandaki Hacıbicik ve Kocakurt tipik karakterlerdir. Halkı dolandıran Kocakurt gittiği yerde yine halkı dolandıran oranın ağasından izin almadan malını satamaz. Ortak düşman Yahudi’dir ve tabi devrimler…

    Orhan Kemal’in romanlarındaki Kabak Hafız’ı da Türk aydınlanma hareketini iyi saptayıp oraları kemiren bir tiptir.

    Bu tipler Türkiye de yazın tarihinde 1960-1970 yıllarında canlanıyor. Bu canlanma halka çelişkileri gösteren bir kabarma hareketidir. Yanlışları elbette olmuştur. Ama bu dönem bir bilinçlenme dönemidir.

    1970 sonrası devrim karşıtı tiplerin egemen olduğu karşı gerçekçi hareket başlatılmıştır.