• Hani çok eskilerden kalan bir terim vardı; Edirne’den ötede yokuz. Dün gece de böyle oldu. Temsilcilerimizin hepsi mağlup oldu ve bir gün öncede Şampiyonlar Ligi’ndeki Galatasaray Brugge karşısında tek pozisyona girmeden, Muslera sayesinde beraberliği zor kurtardı.

    Önce Trabzon dan başlayalım..
    Geçen sezon Şampiyonlar Ligi’ne katılma hakkını son 2 haftada kaybeden Getafe ilec “Süper Ligimizi” 4. bitirerek turnuvaya katılan Bordo-maviler” arasında iki gömlek fark vardı maç önü kağıt üstünde.

    Madrid’in 60-70 Km dışındaki maça pek rağbet etmediler. Tribünler boştu ama o tribünler Barcelona ve Real Madrid karşılaşmalarına ev sahipliği yapmıştı. (Ağzına kadar dolu statta)

    Çünkü, kim geliyor rakip olarak, FIFA sıralamasında 40 küsuruncu olan bir ülkenin üstelik İstanbul dışından Karadeniz’den, adı Avrupa’da az duyulmuş bir takım.
    Bakış açısı böyle, dünyanın en büyük liglerinden biri olan La Liga’nın bize yaklaşımı bu çok doğal.

    Ama maç nasıl geçti, ilk yarı Angel’in 17’de attığı golden sonra Trabzon sahanın hakimiydi. Nikel’in bir türlü tutmayan performansı, Sosa’nın etkisizliği, Sturridge’nin hala süren uyumsuzluğu, Sörloth’un kanada kaydırılması Trabzon’nun İspanya dan en az bir puanla ayrılmasını önledi.
    Gelelim Beşiktaş’a, yani gecenin ikinci maçına…

    Maçın skoruna takılmayalım çünkü  2-2 giden oyun uzatma dakikalarında birden bire 4-2’ye taşındı ve bunlar futbol oyununda doğaldır.

    Benim esas değineceğim konu Abdullah Avcı’nın pas oyunu felsefesidir. Şimdi biraz ukalalık yapacağım izninizle. Pas oyunu diye bir taktik yoktur, çok paslı oyun vardır. Bunu da dünyada en iyi uygulayan bir kaç hoca ve takım vardır. Eğer elinizde Messi, Ronaldo, Iniesta veya Sergen gibi virtiözler yoksa yapamazssınız.

    Ayrıca, pas oyunu benim antrenörlük yaptığım yıllarda, takımı ısıtmak için 9/3 kullandığım bir antrenman sistemiydi veya 5/2, yani topu rakibe kaptırmama ve pas tekniğini geliştirme ve ısınmanın en güzel yolu çünkü futbolcu oynayarak ısınmayı sever.<

    Bugün baktım Beşiktaş’a, Slovak takımı karşısında rakip ceza alanına 5 metre kalmış, hücumu sonlandırmak için 40 metre geriye atılıyor 450 gramlık top. Bunun adı “Pas oyunu” olamaz.

    Olsa olsa aptallıktır…

    O bakımdan seni öyle özlüyorum ki, Serpil Hoca…

    “Roma – Başakşehir maçını izleyemedim. 4- 0 bitmiş. Çok normal, iki ülkenin futbolunun farkını göstermesi açısından. Devam edin beyler, transferde milyon Euro’ları yeteneği sınırlı topçulara saçmaya devam edin. Zaten battınız, kayyuma az kaldı.

    Son satırlarımın muhatabı yüzdesel olarak ağırlıkla Beşiktaş…