• YSK, il ve ilçe seçim kurulları ne yapmak istiyor? AKP ve MHP’liler dışında yapılmak isteneni anlayan yok gibi.

    Tabi herkes YSK’nın zor durumda olduğunu, Cumhur ittifakı lehine karar almak için, yasaların, hukukun çevresinde dolaştığını biliyor.

    Seçmen yazılımına itiraz süresi biteli çok ama çok zaman olmasına karşın, bir yol aramayı, teamülleri, içtihat kararlarını yok sayıp, yeni içtihat koyma gayretini görmemek için beyinsiz olmak gerek.

    Annem Nadide Duru Temmuz 2019’da, 100 yaşını tamamlayacak. Seçim öncesi yaşlıların evde oy kullanması için gerekli önlemlerin alındığını duyunca, annemin oturduğu Remzi Oğuz Arık mahallesi Muhtarı Süleyman Demircan’ı arayıp sordum. Sevgili Demircan, sürenin geçtiğini ancak ilçe seçime başvurmamız halinde “belki “ bir şeyler yapılabileceğini ifade etti.

    Telefonla İlçe Seçim Kurulu’na zor da olsa ulaşıp durumu anlattım. Aldığım cevap “Liste kesinleşti. Yapılacak bir şey yok” oldu.

    Annemin adını soyadını da söylememiştim ama belki benim konuşmamdan Onun hangi parti adayına oy vereceğini anlamışlardı.

    Annem Nadide Duru, ağabeyim Cahit Duru tarafından 31 Mart’ta sandık başına götürüldü, oyunu da kullandı.

    Annem için değişmeyen liste, adı değişik olsa da,  seçmen listesi, yerel seçimden sonra didik didik ediliyor. Belli ki bir yol aranıyor, seçilen başkanların mazbataları verilmiyor, özellikle İstanbul Büyükçekmece’ye polis gönderilip ev ev inceleme yaptırılıyor.

    YSK’nın daha önce aldığı kararlara göre, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na ve diğer seçilenlere mazbatalarının hemen verilmesi gerekiyordu.

    Çünkü, sandık başında görevli olan AKP ve MHP gözlemcileri sayım sonuç tutanaklarına karşı görüş belirtmemiş, sonucu kabullenmişlerdi. Dolayısıyla, Cumhur İttifkı’nın, YSK’nın içtihat kararına göre ilçe, il veya YSK’ya sonuçlarla ilgili itiraz hakkı ortadan  kalkmış olması gerekiyordu.

    Ama olmadı.

    AKP sözcülerinin her topu YSK’ya atmaları ve hemen ardından yeni hile hurda iddialarını gündeme getirmeleri ile karmaşa sürüp gidiyor. Düne kadar“ milli irade” “sandık”, “ demokrasi”sözcüklerini dillerinden düşürmeyenler, merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in “Dün dündür, bugün bugün” cümlesini yanlış yorumlamışlar.

    Demirel seçim sonuçlarını yasal ve hukuki hakları saklı kalmak kaydıyla hep olgunlukla kabullenmiş, “millet bize muhalefet görevi verdi” diyebilmiştir. O, yasalara aykırı isteklerle seçim kurullarını zora sokmamıştır.

    Ne var ki, bugün ülkeyi yönetenlerin, “kendilerini kamuoyu önünde küçük düşürecek” kadar ileri gidip, YSK’ya baskı yaptıkları iddialarına yanıt vermek bir yana, “Tek yetkili YSK “ deyip duruyorlar.

    YSK da açıklama yapmadan, işleri ağırdan alıp belki de hiç gelmeyecek Godot’yu bekliyor.

    Seçilenler, seçmenler; hukuka uygun ve adil karar ile mazbataların kazananlara verilmesini istiyor.

    100 yaşındaki annem Nadide Duru’nun evde oy kullanması için listeyi kesinleştirenler, bir an önce kararınızı verin.

    Hem demokrasimize, hem hukuka, hem de adalet düzenine inancı yok ediyorsunuz.