darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Torun Ahmet Türkmen

AKP özüne fabrika ayarlarına dönüyor

09.09.2016 13:47

Hükümetin Fetö cemaati terörü soruşturması kapsamındaki uygulamalarına baktığımızda özellikle görevden el çektirme, açığa alma, işe son verme ve yargılama süreçlerinde Neyi, nasıl yapacağını bilemez, uygulamaların, uygulayanın tamamen insafına terk edilmiş görüntüsü ile karşı karşıya kaldığımızı görüyoruz. Her şey el yordamıyla yürütülüyor görüntüsü egemen.  Evrensel hukuk ilkelerinin esamesi bile okunmuyor. Bu konuda uyarı ve eleştiri yapan politikacılar, hukukçu ve yazarlar baskı altına alınıyor, soruşturmaya tabi tutuluyor. Bu konuda tam bir acizliğin ve hatta Kaos ortamının egemen olduğunu söyleyebiliriz.

Hükümet, 15 Temmuz sürecinin yarattığı kırılgan dönemin etkisi, daha çok ortamın yarattığı korku ile, ülkedeki kimi  partilerle işbirliği yapmak ister görüntüsünü terk etmeye başladığı görülüyor. Vatanın bekası, millet, bayrak gibi temalar kullanılarak oluşturulmaya çalışılan Birlik görüntüsü yerini Yaptıklarımızı onaylayın ya da bildiğimizi yaparız tavrına bırakıyor. Bu anlayışa bağlı olarak devam eden Alan temizliğine hız veriliyor. Tutuklamalar, işten el çektirilenlerin sayısı yüz bini geçti. Bu sayı günden güne artıyor. Tam bir cadı avı.

Erdoğan ve AKP hükümeti 15 temmuzun hemen sonrası, darbe girişiminin sivil, siyaset  ayağı nerede sorusu karşısında olgunun AKP ayağına baktıklarında işin içinden çıkılamayacağını görerek çark etmeye başladılar. AKP örgütlerinin, Hükümet, Parlamento ayağının ezici bir şekilde Fetö terör örgütüne bir biçimiyle bulaştığını yada bulaştırıldığını gördüler. Bunu yapmanın kamuoyunda AKPyi kapatmak, mahkum etmek anlamına geleceğini saptayarak operasyonu AKP içinde genişletmeme kararına vardılar. Ufak tefek örnekler dışında olayın kapatmaya çalışılacağı görülüyor. Buna hazır bir yargı sistemi olduğundan hareketle bunu başarabileceklerini düşünüyor olabilirler.

Hükümetin bu tutumu darbe girişimi sonrası birlik görüntüsü ile tam bir tezat oluşturmaktadır. Hükümet sadece kendi iktidarının derdine düşmüş gözüküyor. Aksi durumda risk üstlenip on yıllardır Koyun koyuna oldukları bu yapı ile parti içinde de hesaplaşma içine girip kendilerini ayırmaya çalışırlardı.

Şimdi tüm güçleri ile kampanyanın ikinci ayağına yükleniyorlar. Yakın gelecekte ayaklarına dolanabilecek olası tüm muhalif güçleri susturmanın, yok etmenin yollarını arıyorlar.

Bu uygulamaları ile şimdiden tabanlarında hoşnutsuzluk uç vermeye başladı. Özellikle en güçlü olarak göründükleri ülke kırsalında bu bariz bir şekilde hissediliyor. Aynı şey bu süreçte AKP yanında yer alan MHP için de geçerli. MHP kırsalda hızla eriyor. Kimi illerin kırsal bölgelerine yaptığımız ziyaretlerde bunu açık bir şekilde görüyoruz. CHP için farklı bir durum söz konusu. CHP kırsalda toparlanıyor. Örgütlenme çalışmalarının yeterli olmamasına rağmen bu böyle. "Hukuksuzluğa, haksızlığa karşı mazlumun yanında" teması ile daha güçlü bir çalışma yürütebilir. Unutmayalım AKP bu tema ile oldukça başarı kazandı.

AKP yeni bir rota değişikliğine girmişken CHPnin de tavrında ciddi bir değişikliğin olması gerektiğini söylememiz gerekiyor. Yenikapı süreci olarak lanse edilen süreçte CHPnin "istemeden de olsa" AKPye hak etmediği meşruiyeti verdiğini düşünen geniş bir kitle var. Bu kitle siyasi iktidarın nereye evrildiğini görüyor, Sayın Kılıçdaroğlunun kaçak saraydaki  Adli yıl açılışına katılmama tavrını destekledi. Bu sürecin devam ettirilmesini istiyor.

Unutmayalım ki Vatanın bekası ile İktidarın karanlık süreci başka bir şey. Yakın dönemde iktidarın kontrol edilebilir noktada tutulması, orta ve uzun vadede demokratik güçlerin insiyatifi ele geçirip geleceğimize sahip çıkar duruma gelmesinin yolu biraz da bundan geçiyor. 

Eğitim