darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Torun Ahmet Türkmen

Barış ve demokratikleşme sürecinde son durum-Gandi yönetimi

07.07.2017 13:52

Bugün, Kürt sorunu olarak tartışılan süreç, artık bir bütün olarak Türkiyenin demokratikleşmesi ve özgürleşmesi  talepleri  boyutuna ulaşmış bulunuyor. Bu durum, eşit haklı yurttaş olarak, birlikte yaşama iradesi ile birlikte ortaya çıkıyor.
  Sosyal uyanışın, ekonomik uyanışın önüne geçtiği görülüyor. Demokratik çevrelerde, özgür ve demokratik bir ülke hedefi  ile ilgili güçlü bir irade ortaya çıkıyor. Bunları umut verici gelişmeler olarak görüyorum.
Medyada,  televizyonlardaki  tartışmaların muhtevasına baktığımızda, sağı ile, solu ile, muhafazakarı ile, bir gerçek net bir şekilde ortaya çıkıyor. Değişim isteği farklı şekillerde de olsa kendisini  ülke gündeminin başına koyuyor.
   Artık mevcut haliyle, yasal mevzuatın insanların taleplerini karşılamadığı, yaşanan bir dizi sorunun bu durumdan kaynaklandığı geniş halk kitlelerince,  el yordamıyla da olsa görüldüğü hissediliyor . Burada, toplumda ciddi bir bilinç sıçramasının olduğundan bahsedebiliriz.
  Uzunca bir süredir tartışılan barış sürecinin, özgürlükçü ve eşitlikçi bir demokrasiye evrilebilmesi  için kurumlaşmanın zorunlu olduğu görülüyor.  Barışın ve demokrasinin biri birini tamamlayan, aynı zamanda biri birini koşullayan faktörler olduğunun bilinmesi gerekiyor. Çünkü,  biri olmadan diğerinin yaşama şansının olmadığını deneyimlerle biliyoruz. Dünyada ve ülkemizde bunun birçok örneğinin yaşandığı acı deneylerle biliniyor. Unutulmamalıdır ki, asıl olan  yasal dönüşümlerdir. Toplumsal bilincin değişmesidir.
  Önümüzde, olumlu ve olumsuz yönleriyle,  Avrupada yaşanan demokrasi örneği duruyor. Türküyle, Kürdüyle,  Arabıyla, Çerkeziyle, Alevisiyle, Sünnisiyle,  eşit haklı yurttaş olmak çok mu zor. Yüzlerce yıldır kardeşçe paylaştığımız bu topraklarda,  bizi ayıran nedir ki?
  Sadece egemen güçlerin ihtiraslarını aşmanın yolunu birlikte bulmamız gerekiyor. AKP Hükümetinin, hegemonyacı,  otoriter siyaset anlayışının,  topluma yaymaya çalıştığı nefret dilinin yerine,  barış dilinin, karşılıklı anlayış ve hoşgörü dilinin egemen kılınması gerekiyor.
   Polis devletine doğru hızlı bir gidişat var. Yeni yasalarla bunun zemini güçlendirilmeye çalışılıyor. Devlet içindeki kimi odaklar bunun için gece gündüz çalışıyor. Bu noktada büyük bir tehlike oluşuyor. Bu önemsenmelidir. Şiddeti,  Devlet ve toplum yaşamından kaldırmamız gerekiyor. Toplumsal  yaşamı zehirleyen en önemli faktörlerden birinin şiddet olduğunu, şiddetin, şiddeti doğurduğunu unutmamalıyız. Yakın dönemde acı deneylerle yaşadığımız, karanlık odakların yeniden ortaya koymaya çalıştığı faili meçhul cinayetler yeniden hortlatılmaya çalışılıyor. Bu karanlık senaryolara  hep birlikte karşı koymalıyız.
  Haksızlığın, eşitsizliğin, adaletsizliğin olduğu her yerde demokratik tepkimizi ortaya koymak temel yöntemimiz olabilir, olmalıdır da. Hukuksuzluğun olduğu her yer, mücadele alanıdır. Gezi direnişinin deneyimi önümüzü aydınlatıyor. Hükümetin gerici, faşizan uygulamaları karşısında, günden güne artan meşruiyet zemininde, ardıcıl ve kararlı olmak önem taşıyor.  Olası, artabilecek şiddet karşısında, şiddete şiddetle karşılık vermeden, sivil itaatsizlik, pasif direniş yöntemleri ortaya konabilir. Dünyada GANDİ yöntemi olarak da bilinen bu yöntemin etkili olabileceğini, mücadelenin, toplumda karşılık bulacağını düşünüyorum. 

*Yazı 27- 10- 2014 tarihinde Egemen gazetesinde yayınlanmıştır

Eğitim