unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Haluk Şahin

Çetin Altanla Moskovada

23.10.2015 12:02

Kızıl Meydandaydık!
 
Önümüzdeki büyük boşluğun karşı yanında, Leninin kırmızı mermerlerle kaplı mozolesi, arkasında sarı badanası ayazda  parlayan Kremlin Sarayı. Biraz daha aşağıda, düğün pastasını andıran  acayip kuleleri, kubbeleri ve boyalarıyla dünyanın belki de en sevimli yapısı: Aziz Basil Kilisesi.
 
Çetin Altanın koluna girdim:
 
Abi, sonunda dedikleri oldu.  Sonunda Moskovaya geldin! dedim.
 
 Gülüştük.
 
 Benim gençlik arkadaşlarının çoğu,  şurada olabilmek için hayatlarını feda etmeye hazırdılar!
 
 Yıl 1990 olmalı.  Türkiyede Özal dönemi.  Sovyetler Birliğinin ve Gorbaçovun son günleri.  Türk Şirketi ENKA,  Kızıl Meydan yakınlarında bir çarşıyı restore  ediyor, bir grup gazeteci Şarık Taranın özel davetlileri olarak gelmişiz.
 
1960lı yıllarda TİP millevekili iken az bağırmamışlardı ağızlarından köpükler saçarak:
 
Komünistler Moskovaya!  Çetin Altan Moskovaya!
 
İşte Çetin Altan nihayet Moskovaya gelmişti!
 
Ama devir Komünistler Moskovaya! değil Müteahhitler Moskovaya! dönemi idi!
 
                                                                    ***
Çetin Altana bir yazar olarak hayranlığım 1950li yılların sonunda Milliyette köşe yazısı yazdığı döneme gider.  Ahpablığımız ise 1975 yılında Politika Gazetesinde İsmail Cemin yardımcısı olduğum günlerde başlamıştı.
 
12 Mart askeri müdahalesinden sonra Babıali, baskılar nedeniyle, Çetin Altanı bir çeşit persona non grata ilan etmişti.  Kimse ona adıyla yazı yazdırmaya cesaret edemiyordu.  Hürriyet gazetesine takma isimle bir şeyler yazdığı biliniyordu ama, bir gün Cağaloğlundaki binaya gelip gazeteye girmek istediğinde resepsiyonda durdurulmuş ve içeri alınmamıştı!
 
Ki, son 25 yılın en büyük gazetecilik starı idi.  Bir gazeteden ötekine geçtiğinde, örneğin şimdiki Cumhuriyetin tirajı kadar tiraj getiren adam.
 
Ama korkuyorlardı işte!
 
Sonunda, sanırım Cem, ona gidip Politikaya haftada bir yazı yazmasını önerdi. O da kabul etti. Yazı başına 500 lira alacaktı ki, o döneme göre fena para değildi.
 
30 bin civarında bir satışa oturmuş olan Politikanın tiraja ihtiyacı vardı. Cemin gönlünden bu rakamın çok ötesinde şeyler geçiyordu.
 
 Ben ise tam anlamıyla çaylaktım. Akademisyen olacağım diye ABDden Türkiyeye dönmüş, kendimi televizyoncu bulmuş, TRTden atılan Cem ile birlikte İstanbulun yolunu tutmuştum.  Bir tek gün bile bir gazetede çalışmamıştım ama, Babıalide ilk ünvanım Genel Yayın Müdürü Yardımcısı idi.
 
Cem bana çok güvendiği için, en hassas işleri bana yönlendirirdi. Çetin Altanın ve Aziz Nesinin yazılarının okunup başlıklanıp yayına aktarılması gibi.
 
Ben neymişim be abi!  Şimdi yazarken bile heyecana kapılıyorum. 34 yaşında bir genç olarak Türkçenin en büyük ustalarından ikisinin yazılarının editörlüğünü yapmak.
 
Çetin Altanın yazılarını Cağaloğlundaki Tasvire Hana eşi Kerime Hanım getirirdi.
 
O müthiş akıcı üslubuna rağmen, Çetin Altanın uzunca bir aradan sonra yazdığı bu yazılar hayal kırıklığı yarattı, beklenen tirajı da getirmedi.
 
Çünkü, bu arada Çetin Altan değişmişti. Artık,  geleneksel anlamda emeği değil, zekayı ve yaratıcılığı öven yazılar yazıyordu. 
 
Eski minval üzere yazmaya devam etse,  bir 20 yıl daha idare edebilirdi.  Ama delişmen zekası ve hovarda ruhu onu bambaşka ufuklara yönlendirmişti.
 
 Hikayenin gerisini biliyorsunuz.
 
                                                             ***
 Şunu da biliyorsunuz: Onun gibi bir köşe yazarı daha gelmedi!
 
Gelmez de. Heraklitusun dediği gibi, biz de değiştik, ırmaktaki su da.
 
Meğer hayat düz bir çizgi üzerinden ilerlemiyormuş; virajlı yollarda hoplaya zıplaya, sıçraya toslaya, bir oraya bir buraya savrularak yol alıyormuş ölüme doğru… 
 
Onun Komünistler Moskovaya döneminde değil, Müteahhitler Moskovaya döneminde Kızıl Meydana gidişini ironik bulmuştuk.
 
Ona Komünistler Moskovaya diye bağıran ve TBMMde döven zihniyetin yetiştirmelerinden Tayyip Erdoğanın, devlet adına ona özel yaşam ödülü vermesi de ironikti elbette.
 
Bu dünyadan Çetin Altan da geçti!

Eğitim