unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Burak Cop

Cumhuriyetçi Yeniden-İnşa

30.10.2017 17:53

Geçen 10 Kasımlardan birinde Zulüm 1938de son buldu: Mustafa Kamal yıllar önce bugün öldü diye yayın yapan Akit TVyi Cumartesi akşamı açtığımda biraz şaşırdığımı itiraf etmeliyim. Günlerden 28 Ekimdi ve acaba Cumhuriyete nasıl sövüyorlar? merakıyla baktığım kanalda bir masanın etrafında oturmuş üç kişinin sohbete Cumhuriyet Bayramını kutlayarak başlamasına, Cumhuriyetimiz 94 yaşında gibi cümleler sarf etmesine tanık oldum. 
Aslında şaşılacak bir şey yoktu. Atatürk dememek için yıllar boyu Gazi Mustafa Kemal diyen, Atatürk ve İnönüden iki ayyaş diye bahseden AKP Genel Başkanı da Anıtkabir defterine yazdığı mesaja Aziz Atatürk diye başladı. Özellikle 2011den beri Türkiyede ulusal bayramları kutlatmamak için hususi çaba gösteren, devletin terk ettiği alanda bayramlara sahip çıkan sivil inisiyatife de 5 yıl önceki Cumhuriyet Bayramında Ankara sokaklarında polis şiddetiyle engel olmaya çalışan iktidar, bu sene 29 Ekimi sahipleniverdi. 
Olmuyor çünkü. Bu halkın sadece nitelikli değil, aynı zamanda sayısal çoğunluğu da ne Atatürk sevgisinden vazgeçiyor ne de Cumhuriyete bağlılıktan. Dönem dönem cüretkâr denemeler yapılmıyor değil. Daha birkaç ay önce Atatürk heykellerine saldırı furyası yaşandı, öncü olarak TV ekranlarına çıkartılan birileri Atatürkün manevi hatırasına saldırı niteliğinde laflar etti, biraz daha dolayımlı bir saldırı ise din bezirgânlarının kadınları hedef alan ve epey süreklilik kazanmış olan çıkışları vasıtasıyla yapılıyor. Müfredatın ilkelleştirilmesi de cabası. Fakat bir türlü istedikleri şeriatçı toplumsal atmosferi yaratamıyorlar memlekette. 
2019 yolunda endişeliler. AKP Genel Başkanının önüne konan anketler ne diyorsa artık, astarı yüzünden pahalıya gelen yahut salt alınası kelle pozisyonunda olan belediye başkanlarını istifa ettirmekle yetinmiyorlar. AKP lideri ve bakanlar sık sık kentlere ve doğaya karşı işledikleri suçları itiraf ediyorlar, güya özeleştiri yapıyorlar, yerel seçim öncesi seçmene şu mesajı veriyorlar: Hatalarımızın farkındayız, bize bir şans daha verin. 
***
2019 yolunda MHPyi, yutmak için, yedeklemeyi başaran RTE/AKP iktidarı, aynı yolda Atatürk takiyyesi de yapacakmış gibi görünüyor. Bunu itiraf eden kendi gazetelerindeki bir yazar. Normalde Atatürk demeyen Erdoğanın artık Atatürk demesini şöyle açıklıyor: 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Partinin başına geçtikten sonra iki önemli mesaj verdi. İlki yeni siyasal sistemle ilgiliydi; Yüzde 50 artı 1i almak için artık toplumun yüzde yüzünü kucaklamalıyız. Bunun için de AK Partinin kendini yenilemesi ve yeni bir siyaset diline ihtiyacı vardı. (…) Bunun ilk işaretlerini de Cumhurbaşkanı Erdoğan Cumhuriyetin değerleriyle ilgili çıkışıyla verdi. Sihirli sözcük Gazi Mustafa Kemal Atatürktü... Son dönemde özellikle Atatürk vurgusu dikkatlerden kaçmadı ve ilgiyle karşılandı. Dün de yayınladığı 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı mesajında bir kez daha yineledi.
Hizmet etmeye çalıştığı amaç göz önüne alındığında çok da zekice sayılamayacak bu yazıdan ötürü, yazar Niye stratejimizi açık ettin Mahmut! diye fırça yer mi bilinmez ama şu iki gerçek orta yerde duruyor: 15 Temmuzdan, hiç olmazsa 30 Ağustosu talîleştirecek bir alternatif milli bayram çıkaramadılar ve halk ulusal bayramları (özellikle de 29 Ekimi) yığınsal, coşkulu, gümbür gümbür kutluyor. Cumhuriyet Bayramı halk yığınları tarafından sahiplenilip kutlanmaktadır ve milyonlar sokaklara ne ulaşım bedava hale getirildiği, ne de döner ekmek dağıtıldığı için çıkmaktadır. 
***
Halkımızın özgül ağırlığı, uygarlık tercihini net biçimde ortaya koyarken başta CHP olmak üzere Türkiyenin ilerici siyasetine de bir politik program ortaya koyma zorunluluğu düşüyor. Zira kitle bunu bu şekilde ifade etmese de Cumhuriyet yıkık durumda. Anayasa ve yasalar fiilen askıda, ülke normalde 2019da geçmesi gereken başkanlık rejimine OHAL KHKları aracılığıyla fiilen sokuldu, 1950den beri müktesebatımız olan serbest ve adil seçim ilkesi bile artık yürürlükte değil. 
Şu anda iktidarı sınırlayıp denetleyen en ufak bir kurum ya da kural yok. Türkiye tam da, Erdoğanın söylediğinin aksine, bir kabile devleti olarak yönetiliyor. Hukuk devleti zaten yok, ama ortada bir kanun devleti de yok. Danıştay yaz saati uygulamasıyla ilgili bir karar alıyor ama bu karar uygulanmıyor. Niye, çünkü öyle isteniyor. Şu anda Türkiyenin hangi hukuksal normlara göre yönetildiği Meşrutiyet dönemindeki Osmanlı Devleti kadar bile belirgin değil.
Halka bunun böyle olduğunu anlatacak ve 1961 Anayasası ile kurulan rejime kısa bir süre İkinci Cumhuriyet denilmesi örneğindeki gibi, yeni kurum ve kurallarıyla bir Yeni Cumhuriyet vaat edecek muhalefete ihtiyacımız var. Bu Yeni Cumhuriyet eğitim ve sağlığı kamusallaştıracak mı, laikliği hayata döndürecek mi, parlamenter sisteme geri dönüp bir ikinci meclis (senato) mu açacak, yargıyı bağımsızlaştırıp güçler ayrılığını geri mi getirecek, yerel yönetimleri Ankara karşısında güçlendirecek mi… artık her ne yapacaksa bunların ciddi biçimde detaylandırılması gerekiyor. 
Cumhuriyetimizin şu anda yalnızca iskeleti duruyor. İskeletinin durmasının nedeni, yerine yeni bir rejimi inşa edemiyor olmaları. Dün coşkuyla sokaklara çıkan milyonlar bitmiş bir şeyin bitmemiş olduğu zannıyla hareket ediyor değiller. Onlar ilerici siyasete uygarlık tercihlerini hatırlatıyorlar ve cumhuriyetçi bir yeniden inşa talimatı veriyorlar. Bu enerjiye layık bir program ortaya konmazsa emin olun birkaç sene sonraki 29 Ekim, tabii polis kutlanmasına izin verirse, umutla değil yasla idrak edilecektir. 

Eğitim