darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Nahit Duru

Demirel, Özal ve Erdoğan!

05.05.2016 13:26

Tarih tekerrür mü ediyor?

Anımsayalım.

İlk örnek en yakın olanından...

DYP Genel Başkanı Süleyman Demirel, Özalın ölümünün ardından Cumhurbaşkanı seçildi. Örgüt TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruku Doğru Yol Partisinin  başında görmek istiyordu. Ancak, Demirel, buna Hüsamettin Cindorukun bildiğini okuyacağını bildiğinden buna karşı durdu. Ve, sözünden çıkmayacağına inandığı iki adaydan biri, "kızım" dediği Tansu Çiller DYP Genel Başkanı oldu.

Demirel için Tansu Çillerin Başbakanlığı ve Hükümette olduğu dönemler hep sıkıntı oldu.

Süleyman bey, DYPden ayrılanların yeni bir parti kurmasını bile destekledi.

Ne var ki, aktif politika Onun için hayal olmanın ötesine geçmedi, geçemedi.

1980 sonrasının parlayan yıldızı vardı. Daha doğrusu 12 Eylül darbecilerinin parlattığı yıldız... Dört eğilimi bir arada toplayan ANAPın kurucusu Turgut Özal.

ANAP Genel Başkanı ve Başbakan Turgut Özal, 31 Ekim 1989da Cumhurbaşkanı oldu. ANAPı da uzaktan yönetmek için Partinin Genel Başkanlığına 17 Kasımda yapılan Kongrede  Yıldırım Akbulutu seçtirdi.

Akbulut Özala yaklaşık 1,5 yıl dayanabildi. İstanbul İl Başkanı olan Semra Özal, Genel Başkan Akbulut  tarafından görevden alınınca kıyamet koptu. Ve tartışmalar  sonunda 15 Hazirandaki Genel Kurulda Yıldırım Akbulut hem Genel Başkanlığı hem Başbakanlığı kaybederken, Semra hanımın desteği ile ANAPın Genel Başkanlığına Mesut Yılmaz seçildi. Akbulut hem Genel Başkanlıktan, hem Başbakanlıktan oldu.

Mesut Yılmaz da kendisini Özala kullandırmamaya, kişiliğini ortaya koymaya başladı.

Sonrası malum. Özal, kendisini tecrit edilmiş duygusuna kapıldı. Cumhurbaşkanlığından istifa edip aktif politikaya geçmeye kalktığı bir dönemde yaşamını yitirdi Turgut Özal.

Yıllar içinde, hem ANAP, hem de DYP tarih sahnesinden silindi.

Bu arada, Cumhurbaşkanlığı bitince partinin başına geçip aktif politika yapmak isteyen Abdullah Gülü de unutmamak gerekir. AKPnin başına geçmemesi için ne oyunlar oynandığını anımsamak hiç de zor değil.

Şimdilerde ise, Recep Tayyip Erdoğan AKPyi de ülkeyi de tek başına yönetmeyi kafasına koymuş. Adım adım yol alıyor.

Ve sözünden çıkmayacağına inandığı Ahmet Davutoğlunu iş başına getirmişti. O da tıpkı Yıldırım Akbulut gibi kukla olmaya dayanamadı, isyan etti ve Erdoğan tarafından kovulmaktalar beter hale getirildi.

AKPde neler olacak göreceğiz. Şimdi ay sonunda AKP Kongresinde Erdoğanın istediği bir isim büyük bir olasılıkla seçilecek.

Ya sonra... Yeni gelen ne kadar dayanacak isteklere?

İşte sorun burada.

Bu olaylar Mehmet Akif Ersoyun meşhur dizelerini getirdi aklıma:

"Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?

Ne odunmuş babanız, olmadı bir baltaya sap!
Ona siz benzemeyin, sonra ateştir yolunuz.
Meşe halinde yaşanmaz, o zamanlar geçti;
Gelen, incelmiş adam devri, hemen yontulunuz.
Ama dikkatli olun;bir kafanız yontulacak.
Sakın aldanmayın, incelmeye gelmez kolunuz.

Tek hakikat var, evet, bellediğim dünyada.
Elli altmış sene gezdimse de şaşkın şaşkın:
Hepimiz birbirimizin bağrı yanık âşıkıyız,
Sade ilânı çekilmez bu acaip âşkın!"


Uzak tarihi sorgulamaya gerek yok. Yakın tarihten ders alınmış gibi mi?

Eğitim