darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Burak Cop

Filistinin sahte dostu

16.12.2017 13:47

İslam İşbirliği Teşkilatının İstanbulda toplanan zirvesine İsrailin adı konulmamış müttefiki S.Arabistanın, onun yörüngesindeki BAEnin ve Müslüman Kardeşler karşıtlığında buluştuğu partneri Mısırın devlet başkanı düzeyinde katılmaması aslında tutarlı bir davranış oldu.

Tutarsızlık; İsrailin baş tehdit olarak gördüğü, on yıllardır Filistinli örgütlere kucak açan, 2011den önce dünyanın en çok mülteci (Filistinlileri) barındıran 2. ülkesiyken günümüzde dünyanın bir numaralı mülteci (kendi vatandaşlarını) ihraç eden ülkesine dönüşen Suriye Arap Cumhuriyetine cihatçı pompalayıp İsraile büyük hizmette bulunmuş Türkiye ve Katarın Kudüsü bu kadar dert ediyor görünmesi.

Erdoğanın zirvedeki konuşmasında Trumpı açıkça hedef alması, FETÖ ve PYD meselelerinden ötürü sürtüşme içinde olduğu ABDye bu defa daha güçlü bir pozisyondan, Trumpın ABDnin Batılı müttefiklerinden bile onay görmeyen Kudüs kararına, kendisi dışında 15 devlet başkanının daha hazır bulunduğu bir ortamda meydan okuyarak vurma hamlesiydi. Diplomatik açıdan başarılı bir hamle olduğunu, iyi bir fırsat değerlendirme örneği olduğunu kabul etmeliyiz. Erdoğan Filistin sorununu bir kez daha manivela olarak kullandı, üstelik bu defa sadece iç siyasete değil, dış siyasete de yönelik biçimde.

***
Peki İsraile yeri geldi mi bağırıp çağıran RTE/AKP rejiminin İsraille ilişkileri Mavi Marmara katliamından (2010) beri nasıl seyretti, kısaca hatırlayalım.

Türkiye ve İsrail arasındaki ticaret hacmi 2009dan itibaren düzenli olarak her sene arttı. 2013te 5 milyar doları geçerek rekor kırdı. 2014te bir rekor daha kırdı ve 6 milyar dolara dayandı (aynı sene İsrail Gazze Şeridinde kanlı bir operasyon dalgasıyla 2000den fazla insanı öldürdü, Erdoğan meydanlara çıkıp bağırdı).

Türkiyenin İsrailden ithalat kalemlerinin arasında silah da yer alıyor. Yani Türkiye, Filistinlileri öldüren silahları üreten İsrail firmalarına para kazandırıyor. İhraç ettiği ürünler arasında ise silah endüstrisinde kullanılması olası demir-çelik ürünleri önemli bir yer tutuyor.

İngiliz Financial Times gazetesi 2015te İsrailin, petrolünün yüzde 77sini Irak Kürdistan Bölgesel Yönetiminden aldığını, bu petrolün de İsraile Türkiyenin Ceyhan limanından aktarıldığını yazdı. Yani Barzani, petrolünü İsraile Türkiye üzerinden satıyordu. AKP yetkilileri bu haberler üzerine bir açıklama yapmak yerine kulaklarının üstüne yatmayı tercih ettiler.

***

2015, Türkiye-İsrail ilişkilerinin düzelmeye başladı yıldı. Aralık ayında Erdoğan Türkiye-İsrail yakınlaşmasının bölge için hayati önemde olduğunu söyledi. Akabinde Mavi Marmara meselesi çözüme kavuşturuldu. Türkiye ve İsrail Dışişleri Müsteşarlarının Haziran 2016da imzaladıkları protokole göre İsrail katliamda ölenlerin yakınları için açılacak bir banka hesabına 20 milyon dolar yatıracaktı.

Birkaç ay sonra ise, CHP Milletvekili Aykut Erdoğdunun belgeleriyle kanıtladığı üzere Türkiyenin, ABDdeki İsrail lobisi kuruluşlarına, AKPnin İsrail yanlısı olduğunu ispat etmek için 67 milyon dolar ödediği ortaya çıktı. Vatandaşların vergilerinden tabii ki, bazı kişilerin denizaşırı banka hesaplarındaki özel servetlerinden değil. Ver 20 milyon dolar, al 67 milyon dolar.

***

Türkiye inşaat, maden ve enerji baronları tarafından yönetilen bir ülke olduğu için Enerji Bakanlığı kritik bir konumda ve başında da Erdoğanın damadı bulunuyor. İsrail açıklarında keşfedilen doğalgaz yataklarından çıkarılacak gazın dünya piyasalarına nasıl satılacağı meselesi de AKP ve Netanyahu hükümetleri arasında hummalı bir pazarlık sürecini beraberinde getirdi.

Barzani petrolünün Türkiye üzerinden İsraile satılmasını devede kulak bırakacak bir işbirliği arayışından söz ediyoruz. İsrailin önünde birbirini dışlamayan iki seçenek yer alıyor: İsrail-Güney Kıbrıs-Yunanistan üzerinden İtalyaya boru hattı döşemek ve İsrail-Türkiye arasında daha kestirme bir hat kurmak.

Şu anda iki seçenek birden masada. Nisan ayında İsrail-İtalya hattı için ön anlaşma imzalandı ama bu çok masraflı bir proje: 2200 kmlik hat 8 yılda tamamlanacak ve 5,5 milyar dolara malolacak. Türkiye ile inşa edilecek boru hattının uzunluğu ise yalnızca 500 km ve 3 yılda tamamlanacak.

İsrail tarafı her ikisini birden istediğini açıklıyor ama Türkiye ile hat çekmek konusunda daha hevesli. Ekim 2016 - Nisan 2017 arasında Berat Albayrak ile üç tur görüşmede bulunan İsrail Enerji Bakanı Yuval Steinitz "Türk ve İsrail hükümetleri arasında gaz konusunda bu yaz bir mutabakat zaptı imzalamayı ümit ediyoruz" demişti.

Albayrak-Steinitz ikilisi bu açıklamanın ardından 4. tur görüşmeyi gerçekleştirdiler ve Temmuz ayında Dünya Petrol Kongresi sırasında İstanbulda tekrar buluştular. İsrail-İtalya ve İsrail-Türkiye boru hattı projeleri hakkında "Bizim önceliğimizi sorarsanız, ben iki projeyi de çok önemli görüyorum" diye konuşan Steinitz, İsrail ve Türkiye hükümetlerinin yıl sonundan önce anlaşmayı imzalamaya karar verdiklerini açıkladı.

***

Her ne kadar İsrailli bakanın umduğu vadede anlaşma imza edilememiş olsa da (Kudüs meselesi bir miktar daha ertelemeyi beraberinde getirebilir), siz hiç Erdoğanın ya da herhangi bir hükümet yetkilisinin İsraili projeyi çöpe atmakla tehdit ettiğine tanık oldunuz mu?

Erdoğan İsraile bağırdığında kendinden geçen vatandaşlarımızın haberleri var mı yahut umurlarında mı bilmiyorum ama, masadaki milyar dolarlık projenin hayata geçip geçmemesi bir yana, AKP hükümeti İsrail ile son yıllarda muazzam (ve kârlı!) bir işbirliği içinde ve daha da fazlası için flört halinde.

Filistin mi dediniz? Eee, kitlene gaz vermek başka "iş" başka.  

Eğitim