darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Doğan Yurdakul

Gizli gündem erken mi patladı?

28.04.2016 17:58

Meclis Başkanının dindar anayasa söylemi, muhalefet cephesinde çok haklı ve çok güçlü bir tepki yarattı. Öyle ki, iktidarın büyük umutlar bağladığı Bahçeliyi bile yeniden karşı cepheye itti. Neredeyse 7 Haziran seçimleri sonrası gibi bir manzara ortaya çıktı.

Bense konuya başka bir açıdan yaklaşmak istiyorum. Meseleye salt laik-antilaik çatışması açısından bakarsanız, yapacağım analize komplo teorisi de diyebilirsiniz. Ancak, olayın bir de iktidar içindeki taht oyunları açısı var ki, toz duman arasında gözden kaçmaması gereken bir konu da budur.

ÇATIŞMALARDAN BESLENMEK

Kahramanı o koltuğa Sarayın getirdiği herkesin bildiği bir gerçek. Ayrıca, Kahramanın başkanlık sistemini tehlikeye soktuğu için Anayasa Komisyonunu dağıtmasının arkasında da Sarayın olduğunu anımsayalım.

Durum böyleyken, Meclis Başkanının bu son olayı sarayın haberi olmadan yarattığını düşünebilir miyiz? Böyle bir Kahramanın, sarayın gizli gündemini kimseye danışmadan, kendi başına ve erkenden patlatma olanağı var mı? Yok. Peki, olayın ardındaki Saray, Meclis Başkanı eliyle giriştiği böyle bir hamlenin yaratacağı karşı tepkiyi hesaba katmamış olabilir mi? Elbette olamaz.

Ancak, Sarayın tek derdinin ne olursa olsun başkanlık olduğunu, bütün oyun planlarını bunun üzerine kurduğunu unutmayalım. Ayrıca bu amaç uğruna toplumsal çatışmaları körüklemekten beslendiğini de unutmayalım. Saray çevresi, zaten şu anda AKP içinde başkanlık sistemine karşı çıkan kim varsa hepsini temizlemek istiyor. Kazancını kaybını çok iyi hesapladıkları anlaşılan dindar anayasa tartışmasının yarattığı toplumsal tepkiyi, AKPden tasfiye etmek istediklerine yöneltmek onlar için çocuk oyuncağıdır.

TAHT OYUNLARI

Olayın, iktidar içindeki taht oyunlarında kazanan ve kaybedenini iyi görelim.

Kendilerine karşı tezgahlanan saray darbesinden paçasını kurtarmaya çalışan Davutoğlu ekibi bu olayın kaybedenidir.

Hürriyetin, bu ekibin kulislerini iyi bildiği için transfer ettiği yazarına göre, yeni Anayasa için zaten İslam dinine ve Allah inancına vurgu yapılacak iddialı bir başlangıç bölümü hazırlanıyordu. Ancak, AK Parti, yeni anayasa hazırlarken toplumun bunların asıl niyeti laiklik ilkesini ortadan kaldırmak diye düşünmesini istemiyordu. AK Partinin en çok korktuğu şey Meclis Başkanı İsmail Kahraman sayesinde başına geldi (Abdülkadir Selvi, Hürriyet, 27 Nisan 2016)

Öte yandan, Davutoğlunun olayın patlak verdiği gün hiç konuşmaması, alevler ortalığı sardığında ise bu tartışmanın sona erdiği kanaatindeyim demesi, hem olaydan haberi olmadığının, hem de yenilgiyi kabul ettiğinin ifadesiydi.

Gül çevresi ise her zamanki gibi ateşe fazla yaklaşmamayı yeğledi. Meclis Başkanına karşı birkaç kem küm dışında sütre gerisinde kaldı. Ne laikliği savunabildi, ne de Davutoğluna destek verebildi.

BİR TAŞLA DÖRT KUŞ!

Kazanan belli: toplumu sarsan her büyük tartışmada olduğu gibi, dindar anayasa tartışmasında da Saray yine dört ayak üstüne düştü. Hem Laiklik savunucusu kesilebildi, hem, AKP içindeki düşmanlarını biraz daha sıkıştırdı, hem gerçek gündemi unutturdu, hem de yeni müttefikler kazandı.

Gerçeklerden uzak bir intikam duygusu besledikleri cemaat ile etkin mücadele ediyor diyerek Erdoğanı vatan savunucusu ilan eden yeni yetmez ama evetçilere yenileri eklendi. 1 Kasımdan beri saraya mahcup bir şekilde destek veren Ertuğrul Özkök, üstü örtülü konuşmayı bırakıp Erdoğana açıktan teşekkür etti (Hürriyet, 28 Nisan 2016).

Kahraman olayının unutturduklarına gelince; Yargıtaydan dönen Ergenekonun savcılığı, iki yüze yakın insanımızı kaybettiğimiz canlı bomba saldırıları, Güneydoğudaki iç savaş, Kilise (Valinin deyimiyle) yerçekimi nedeniyle düşen IŞİD obüsleri ve gittikçe 17-25 Aralıka yaklaşmakta olan Zarrab olayı gündemden düşüverdi.

Her şeye rağmen bu konuları unutturmamak için ısrarla yazmayı sürdüreceğiz. 

Eğitim