darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Nahit Duru

Hatırlanmayan darbe: 2016yı biliyoruz, peki 1974ün 15 Temmuzunu?

17.07.2017 07:34

15 Temmuz denilince herkesin aklına başarısız FETÖ darbesi geliyor. Başbakan Binali Yıldırım, 248 kişinin şehit olduğu, bu başarısız darbe gününü bayram olarak kutlanacağını şu sözlerle açıklamıştı:

15 Temmuz Şehitler ve Demokrasi Günü olarak her yıl kutlanacaktır. 15 Temmuz artık resmi bir bayram haline gelmiştir."

Bu bayram kutlamaları arasında hiç konuşulmayan bir darbe daha vardı…

1974 yılının 15 Temmuzunda Türkiyeyi ve Kıbrıs Türklerini yakından ilgilendiren bir darbe daha yapılmıştı.

Kıbrısta EOKAcı Sampson darbesi…

O tarihte telekomünikasyon bu denli ileri teknolojiye sahip değil. Bu nedenle de olaylardan anında haberdar olmak olası değil.

15 Temmuzda Başbakan Bülent Ecevit ve bazı bakanlarla askeri uçakla, Afyona gidiyoruz. Oradan da Kütahyaya geçeceğiz.

ABD, Türkiyede afyon üretiminin yasaklanması için Türkiye Cumhuriyeti Devletine baskı yapıyor.

Başbakan Bülent Ecevit, Afyonlu ve Kütahyalı Haşhaş üreticilerinin yanında olduğunu göstermek ve  yasak getirilmeyeceğini açıklayacak.

Afyon merkezdeki alan hınca hınç dolu. Ecevitin Afyonkarahisarda görüp göreceği en büyük kalabalık.

Bülent Ecevit "halkçı Ecevit" sloganı ile kürsü olarak kullanacağı aracın üzerine çıkıyor. Biz gazeteciler ve bakanlar aynı platformda daha önce yerimizi almıştık.

Konuyla ilgisi nedeniyle koalisyon ortağı MSPden Gıda Tarım Hayvancılık Bakanı olan Korkut Özal da Ecevitle...

Ecevit konuşmasına başlıyalı henüz  10-15 dakika olmuştu ki, Turizm Tanıtma Bakanı ve Hükümet sözcüsü Orhan Birgite bir not geldi. Birgit notu okuyunca yüzünün şekli değişti. Halbuki Orhan Birgit hiç renk vermez, soğukkanlılığını korumayı hep becerirdi.

Önemli bir gelişme olmuştu, ama ne? Dikkatimi Ecevitten kaçırıp, Birgiti izlemeye başlamıştım.

O bir süre bekledi, notu tekrar tekrar okudu.

Ecevit dona kalmıştı. Orhan Birgite bir şeyler soruyordu. Birgitin yanıtları ise çok kısa oluyordu. Birgit Ecevitle konuşmasını bitirip yanıma gelmişti.

Ecevit de konuşmasını sürdürüyordu, suratı, sinirlendiği zamanlarda olduğu gibi yine kararmıştı.

Hemen Orhan Birgite "önemli bir şey var galiba" diye sordum. Yanıtı, "Bülent bey birazdan açıklar" oldu.

Ecevit, konuşmasını kısa keseceğini önemli bir gelişme yaşandığını, bu nedenle de Kütahyaya gidemeyeceğini Ankaraya dönmek zorunda kaldığını açıklayacak, hemen havaalanına dönecektik.

Ecevit burada, Kıbrısta Yunan askerinin desteği ile EOKA B örgütünün darbe yaptığını açıklayacaktı.

Türkiyenin bu duruma sessiz kalmasının mümkün olmadığını belirten Ecevit, yanında eşi Rahşan Ecevit, yanında Korkut Özal, hemen arkalarında da bu satırların yazarı bulunuyordu:

13680845_985713644874804_1356897842143784289_n.jpg

Uçağa hemen bindik ve Ankaraya hareket ettik.

16 Temmuzdan itibaren, Başbakan Bülent Ecevit ile Dışişleri Bakanı Turan Güneşin başlattığı diplomasi trafiği, Türkiyenin istediği sonucu getirmeyecekti. ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco, ABD Büyükelçisi Macommer, İngiltere Başbakanı Harold Wilson, İngiltere ve Yunan Dışişleri bakanları ile yapılan görüşmeler sonuçsuz kalmıştı.

Ecevit, Arayışın Yazıişleri müdürlüğü görevini yaptığım dönemde çıkartma gününü ve öncesini anlatırken şu notları almışım...

MGK ve bakanlar kurulu toplantılarının ardından Bülent Ecevit, Türkiye ve Yunanistanla birlikte garantör olan İngiltere yetkilileri ile görüşme yapmak üzere 17 Temmuz İngiltereye gidecekti.

Başbakan Bülent Ecevit, İngilterede Başbakan Wilson ve Dışişleri Bakanı Callaghanla görüşecek, fakat tüm önerilerine olumsuz yanıt alacaktı.

Gerçi Ecevit, Londraya gitmeden önce, Genelkurmaydan harekât için hazırlık yapılmasını istemişti.

Bu arada Makariosun Kıbrıs Cumhuriyetinin yasal lideri kabul edildiği BM Güvenlik Konseyi 16-17 Temmuzda toplanacaktı.

Cumhurbaşkanı Makarios, sanki Türklere karşı asimilasyon uygulamamış, Rumlar tarafından katledilmelerine seyirci kalmamış gibi, Kıbrısın bağımsızlığının ortadan kaldırıldığını ve Kıbrıs halkının -Türkler de dahil- hayatının tehlikede olduğunu Güvenlik Konseyi üyelerine anlatmıştı.

Ecevit Türkiyeye döndükten sonra, bakanlar kurulunu toplayacak gelişmelerle ilgili bilgi verecek, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Semih Sancar, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Eşref Akıncı, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Emin Alpkaya ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Kemal Kayacan ile de hazırlıklar konusunda görüşmeler yapacaktı.

Ecevit, bu toplantılarda, Deniz kuvvetleri Komutanı Kayacanın "Ben Kıbrısa kayıkla dahi olsa çıkarım. Önemli olan işin bu tarafı değil. Siz siyasi olarak Türkiyenin haklılığını anlatabilecek ve bizi destekleyebilecek misiniz? dediğini hiç unutamadığını da aktarmıştı.

Ve 19 Temmuz gününe gelinmişti.


Not: İkinci yazıda 20 Temmuzda neler olduğunu anımsatacağım.

Eğitim