YAZARLAR

Tüm Yazıları Torun Ahmet Türkmen

Kadın hareketlerinin ortaya çıkardığı dinamikler ve somut sonuç

24.11.2016 10:10

Kamuoyunda kısaca "Tecavüzcüyü koruma yasası" olarak bilinen AKPnin kafasında öngördüğü köktendinci- faşizan yönetim anlayışına uygun toplumsal bir zemin oluşturmak ve adrese teslim yasa tasarısına karşı başta kadın örgütleri olmak üzere tüm ülke çapında oluşan infial boyutundaki reaksiyon ve sivil direniş çok kısa süre içerisinde sonuç verdi. Siyasi iktidar bu tasarıyı önce komisyona çekti, ardından da gündemden düşürdü.

Bu türde bir yasa tasarısının önümüzdeki süreçte KHKlar yoluyla yeniden gündeme getirilip getirilmeyeceği karşı güçlerin mücadele azmine ve kararlılığına bağlı olacaktır.

Bu başarının çok önemli toplumsal ve siyasal sonuçları olacağa benziyor. Her şeyden önce vurgulamak gerekir ki, bu sonuç Geziden, ardından Cerattepedeki kısmi başarıdan sonra kapsamı, direngenliği ve sonuç alıcılığı itibari ile demokratik güçler açısından önemsenmesi gereken bir olgu olarak görülmesi gerekir. Bu sonuç Türkiyedeki kadınların ve kadın hareketlerinin başarısı olarak tescillenmiştir. CHP ve diğer siyasal güçlerin de sürece ülke gerçeğinden hareket etmesi sonuç alıcı sonucun ortaya çıkmasında etkili olduğu da vurgulanması gereken bir gerçektir.

Bu tasarıyı gündeme getirmekle iktidar muhalefetin gücünü ve konunun hassasiyetini iyi hesaplayamadı. İktidara yakın kimi kadın derneklerinden bile itiraz sesleri yükseldi. Kamu vicdanı yaralandığında toplumun daha aktif tutum aldığı ortaya çıktı. Eğer doğru değerlendirilirse tek bir olgunun bile toplumsal bir muhalefeti ortaya çıkardığı görülüyor.

AKP iktidarının, hoyrat, aşırı kendi gücüne güveni sonucu bu olgunun toplumsal vicdanı yaralayabileceğini göremedi. Adeta kendi kalesine gol attı. Bu durum bir gerçeğin de kimi çevrelerin gözünde ortaya çıkmasına yol açtı; Siyasi iktidar 14 yıllık iktidarı boyunca yanlışlar yapmaktadır. Yalan söylemektedir. Gücünü yaptıklarından değil karşıtının zayıflığından almaktadır. Kendi yanlışlarından prim yapar hale geldiği yavaş yavaş görülüyor.

Abartmadan söylemek gerekirse bu sonuç siyasi iktidar bloğuna karşı verilmesi gereken doğru yöntemi de ortaya koyması açısından çok önemli. Bu süreçle ilgili yasa tasarısına karşı olan toplumun hemen hemen her kesiminden kadın- erken insanlar bu süreçte kararlı bir duruş sergilediler. Baskılar karşısında direndiler. Bunu sadece kadın hakları, çocukların korunması için değil, bunun bir insanlık sorunu olduğunu gördüler ve buna uygun hareket ettiler. Bu tablo aynı zamanda Şu siyasal parti, güç olursa biz olmayız şeklindeki siyasi iktidar çevreleri tarafından pompalanan propagandanın anlamsızlığını ve iktidara karşı olan eksiksiz tüm güçlerin birlikte hareket etmesi gerçeğinin doğruluğunu ortaya koydu. Eğer bu sağlanamazsa bu karanlık gidişin tersine çevrilemeyeceği ortaya bir kez daha çıktı. Unutulmamalı ki bugünün ihtiyacı siyasal bir evlilik yada bir iktidar ortaklığı değildir. Bugün sadece Ümmetçi- faşist bir iktidara karşı bir ortak duruş gerekiyor. Bu konuda yarını yarın konuşmak gerekir.

Eğer 15 Temmuzdan itibaren bu görülse ve buna uygun kararlılık gösterilseydi bugün başkanlık tartışmaları da dahil ülke karanlık sularda bu kadar boğulmayacak, ülkenin gündeminde daha rahat konuşulabilinecek konular olacaktı. Umarım bu kısa mücadele sürecinin politik sonucu iyi değerlendirilir ve bundan sonra gereği yerine getirilir.

Tünelin ucunda bir ışık göründü. Çok güçlü olmamakla birlikte önümüzü aydınlatabilecek bir fenere dönüşebilecek bir ışık. Eğer doğru bakış açısı ve eylemlilik ortaya konursa süreç tersine

çevrilebilir ve Tayyip Erdoğan durdurulabilir, süreç tersine çevrilebilir. Bu süreçte ana muhalefetin etkin güç olarak kendini daha kucaklayıcı ve etkin bir şekilde ortaya koyacağı beklentisini güçlendirdi. Aynı zamanda buna uygun hareket etmez ise eleğin altında kalarak sürecin dışına düşeceği gerçeğini de burada ifade etmek gerekir.

Eğitim