darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Mehmet Ali Güller

Kürdistan referandumunun mali sponsoru: AKP

21.09.2017 00:36

Önemli bir gelişme olmazsa, Barzani 25 Eylülde bağımsızlık referandumunu yapacak gibi görünüyor. Ancak her şey olabilir. Zira ABD-İngilterenin devreye girmesi sonrasında Bağdat ile Erbil arasında bir kapı açılmış ve o kapıda Irak Petrol Bakanı üzerinden hâlâ pazarlıklar yapılmaktadır.

Peki referandum konusunda AKP hükümeti tam olarak ne düşünüyor? Yanıtı referandumdan üç gün önce(!) yapılacak MGK toplantısı sonrasında öğrenebileceğiz! 

Oysa ciddi bir devlet, tavır ilanını son üç güne bırakmaz ve referandum sonrasında ne yapacağından önce, bizzat referandumun engellenmesini önüne hedef koyardı.

AKP Hükümeti referandumu engelleyebilmek için herhangi bir tedbir almadı. Habur sınır kapısını kapatmak, Barzaninin Türkiyedeki şirketlerinin faaliyetlerini askıya almak, petrol akışını en azından kısmak gibi önleyici tedbirlere başvurmadı. 

22 Eylülden itibaren ilan edilecek bir tavır, içeriği dolu bir tavır olsa bile, gecikmiş bir tavır olarak etkisini yitirecektir. 
 

Peki Türkiye neden gecikti? Anlatalım. Ama önce nereden çıktı bu referandum sorusunu kısaca yanıtlayalım.

BARZANİNİN REFERANDUM MANEVRASI 

Bağımsızlık referandumu, birincisi KDP düzleminde, ikincisi de Kürt bölgesi düzleminde ele alınabilir. 

KDP düzleminde durum şudur: Mesut Barzani siyaseten sıkışmış durumda. 2004 ve 2009 yılında kazandığı başkanlık seçimleri sonrası yasa gereği süresini 2013de doldurdu. Ancak Barzani koltuğunu bırakmadı. Türkmenlerin de desteğiyle başkanlık süresini iki yıl uzattı. Fakat koltuğunu 2015 yılında da bırakmadı ve siyasi kriz hâlâ sürüyor. 

Üstelik 2013 seçimleri sonuçları Kuzey Irakta KYBden kopan Goranı ikinci parti durumuna yükseltmiş ve Kürdistan İslami Birliği de beklenenden çok sandalye kazanmıştı. 

İşte bu koşullarda Barzani Ocak 2016da partileri topladı ve hepsinin önüne referandum hedefi koydu. İşte bu manevrayla da koltuğunda oturmaya devam ediyor!

140. MADDE VE KERKÜKÜN İŞGALİ

Kürt bölgesi düzleminde ise durum şudur: Irak Anayasasının tartışmalı bölgeleri ilgilendiren 140. maddesi referandum kararının ana nedenidir. O maddeye göre 2007 yılı sonuna kadar Kerkük başta tartışmalı bölgelerde nüfus sayımı yapılacak ve nihai statü belirlenecekti. Ancak o süreçteki Şii-Sünni çatışması başta olmak üzere pek çok nedenle nüfus sayımı yapılamadı. Fakat bu süreçte Barzani hem tartışmalı bölgelere Kürt nüfus kaydırdı hem de tartışmalı bölgelerdeki yerleşimcileri göçe zorladı.

IŞİDin ortaya çıkması ise en çok Barzaniye yaradı. IŞİD 9 Haziran 2014te Musulu işgal etti, Barzani-Talabani ise bunu fırsat bilip 10 Haziranda Kerkükü ele geçirdi. 

O tarihten bu yana Barzani IŞİDden arındırılmış bölgeleri kendi denetimine geçiriyor. (IŞİD: Kara Terör kitabımızda anlattığımız Obamanın IŞİD strateji tam da buydu: IŞİDden kurtarılacak bölgelerde Kürt egemenliği ilan edilecek!)
Barzani bu stratejinin getirdiği kazanımın ardından 140. madde zaten gerçekleşti, artık bunun üzerine konuşmayacağız dedi! Yani tartışmalı bölgeleri ele geçiren Barzani, tartışmalı bölgelerin statüsü belirlendi demiş oluyordu!

AKP-KDP KAÇAK PETROL ANLAŞMASI

Barzani kendi cephesinden haklıydı. Zira Kürdistanın bağımsızlık ilan edebilmesi için iki temel şartın gerçekleşmesi gerekiyordu: Kerkükün ele geçirilmesi ve Doğu Akdenize açılmak. 

Zira Kerkük petrol bölgesiydi ve petrolü olmayan bir Kürdistan yaşayamazdı. Kerkük petrolünü Doğu Akdenize bağlanarak pazara açma şartı da kısmen AKPnin yardımıyla giderildi! 

Şöyle: AKP hükümeti Bağdata rağmen Erbille petrol anlaşması yaparak Barzaniye referanduma giden yolu açmış oldu! 

Barzani Iraka ait petrolü kendi petrolü gibi tankerlerle Ceyhana yolluyor, AKP hükümeti de o kaçak petrolleri gemilerle İsraile satıyordu! Zaten bu tür kaçak alışverişler için en uygun adres İsraildi. Diğer yandan miktar artıkça, Malta açıklarında gemiden gemiye petrol sevkiyatı yapılarak Bağdata ait kaçak petrollere yasal kimlik kazandırılmaya çalışıldı. (Bu arada referandum nedeniyle hazırlanan istihbarat raporuna göre PYD, Suriyenin kuzeyinde çıkardığı ham petrolü KDPye satarak gelir elde ediyor. (Aydınlık, 18 Eylül 2017) Dolayısıyla Barzaninin petrolünü alıp satan AKP Hükümeti, PYDnin petrolünü de alıp satmış oluyor!)

50 YILLIK STRATEJİK ANLAŞMA 

AKP Hükümeti neden referandum konusunda net bir tavır ilan etmiyor ve bunu son 3 güne bırakıyor? Türkiye neden referandumu engelleyecek tek bir tedbir bile almıyor?

İşte yanıtı bu petrol alışverişindedir. Zira bu alışveriş sıradan bir alışveriş ve anlaşma değildir. İmzalandığında Neçirvan Barzaninin 50 yıllık stratejik anlaşma dediği bir anlaşmadır.

O nedenle Dışişleri Bakanlığı referandumla ilgili yayınladığı resmî belgede IKBYnin anayasal anlaşmazlıklara dayanan meşru talepleri… demekte, o nedenle konu kendisine sorulduğunda Erdoğan duygusal çıkışlar yapmamalıyız demekte, o nedenle Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu referandumu durdurmak için güç kullanımı söz konusu değil demekte ve o nedenle Türkiyenin referandum tavrı, referandumdan 3 gün önce yapılacak MGK toplantısına bırakılmaktadır!

Özetle 22 Eylülde MGKden referandum konusunda nasıl bir tavır ilanı çıkarsa çıkın, AKP Hükümeti fiilen referandumun mali sponsorluğunu yapmış oldu!

 

Eğitim