darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Gaffar Yakınca

Nagehanın askerleri

23.02.2017 17:04

İlk kez Cumhuriyet Mitingleri zamanında ortaya çıkmıştı. Ergenekon ve Balyoz kumpaslarıyla beraber Silivrideki, Hasdaldaki direnişlerin simgesi, ardından Gezi günlerinin alameti farikası oldu, Mustafa Kemalin askerleriyiz.

Tarihin gördüğü en alçakça tuzaklardan biri olan Silivri yargılamaları sırasında sanıklar ve savunma bu sloganla salona giriyor, günü geçmeden AKPnin bakanı Hüseyin Çelikin küstahça yanıtı geliyordu: Mustafa Kemal yaşasa size patates bile soydurmazdı.

Aynı günlerde FETÖ kumpaslarına hedef olan subayların eşleri de hem TSKnın itibarını korumak hem de eşleri ile dayanışmak için örgütlenmeye çalıştılar. Bir avuç kadın mahkeme salonlarında, meydanlarda, karda çamurda seslerini duyurmak için çabalıyor, orduya yönelik Amerikancı - FETÖcü kumpasın gerçek yüzünü göstermeye çalışıyordu.

İşte o günlerde Nagehan Alçı Twitter üzerinden bu kadınlara bir öneride bulundu. Alçı, mesajında aynen şöyle diyordu:  Bizim askerlerin eşleri ve sevgilileri de güneydoğudaki gaziler için marif takvimine soyunsun!

AKPnin taze gülü Nagehan, çaresizce adalet arayan bu insanlara, o zamanın FETÖ çizgisi üzerinden küfür etmeyi uygun buluyordu. Anımsarsanız başta Taraf gazetesi olmak üzere FETÖcü / liberal ekibin PKK/HDPcilerle birlikte TSKya karşı yürüttüğü kampanyanın bir ayağı da PKK savaşıydı. Alçaklıkta sınır tanımayan bu güruhun iddiası TSKnın komuta kademesi ve subaylar askerleri bilerek ateşe sürüp öldürüyor şeklindeydi. İşte Nagehan, subay ailelerine bu teze gönderme yaparak küfür ediyordu. Bırakın bu kocamız masum ayaklarını, kocalarınız hem darbeci hem de askerleri bilerek ölüme gönderen hainler, bir şey yapmak istiyorsanız o askerlere yardım için memelerinizi, kıçınızı açın diyordu. Bu kaba ifade için özür dilerim ama Nagehanın söylediği şey açıkça buydu.

TSKya olan saygı ve sevgisini bir kadının düşebileceği en alt seviyeden bir üslupla, hakaret ederek gösteren bu insana hiç bir şey olmadı. Medya baronlarının en gözde programcısı olmaya devam etti, devletin her kademesi tarafından korunup kollandı, ipe sapa gelmez sözleri büyük siyasi tezlermiş gibi muamele görmeye devam etti. FETÖnün gerçek yüzü ortaya çıktıktan sonra bile onun kılına dokunulmadı. FETÖnün bankasından para çekip aldığı milyonluk yalısında mesut mutlu yaşamaya devam etti. Nagehan Hanıma iki çift soru sormak memleketteki bir tek savcının bile aklına gelmedi!

Nagehan gibi yanar dönerlerin marifetlerini devlet unuttu, siyasetçiler unuttu, hukukçular unuttu, basın unuttu.. Ama gelin görün ki insanlık vicdanı unutmadı, bunların en ağır hakaretlerine, alaylarına maruz kalanların onurları unutmadı.

İşte o unutmayan vicdanlardan biri geçen gün ortaya çıkmış. Müzik öğretmeni ve piyanist genç bir kadın, kendisi aynı zamanda emekli bir subayın kızıdır, Nagehan Alçı ile bir kahvecide karşılaşmış. Ona bu yaptıklarınızdan sonra vicdanınız nasıl rahat ediyor diye sormuş.

Sormayıp da ne yapsın? İzzeti nefsimizi ayaklar altına alanların hiç bir şey olmamış gibi orta yerde caka satmasından daha vahim ne olabilir? Nazlı Işıldak kendisine, ailesine ve vatana yapılan hakaretleri sindirecek kadar geniş bir işkembeye sahip değilmiş ki Nagehan Hanıma yaptığının yanlış olduğunu ve unutulmadığını hatırlatmış. Sonrası malum hikaye, devletin Nagehana tahsis ettiği koruma polisi Işıldakın kimlik bilgilerini almış, bir süre sonra da polisler gelip kadıncağızı göz altına almışlar.

Bu ülkede ne suç işlerseniz işleyin arkanız sağlamsa başınıza hiç bir şey gelmez, ama kemiksiz bir yandaşa soru sormanız bile göz altına alınmanıza sebep olabilir. Bu tip garabetlere uzun süredir alışmış durumdayız.

Bütün bunlardan daha beteri ise sanıyorum TSKnın takındığı tutumdur. Bu olaydan sonra Genelkurmay Başkanlığı hem Nagehan Alçıyı hem de eşi Rasim Ozanı arayarak geçmiş olsun dileklerini iletmiş. İlk elden aklımıza gelen birkaç soruyu yazalım:

Genelkurmay ne için geçmiş olsun diyor? Nagehanın başına ne gibi bir felaket gelmiş?

Aynı türden bir geçmiş olsun mesajı mesela, MSMye yönelik kundaklamadan sonra Atatürkçülüğü ile bilnen Müjdat Gezene de iletildi mi?

Genelkurmay, bu tip mesajları gönderdiği kişileri neye göre seçiyor?

Tüm ulusun vergileri ile var olan ve siyaseten tarafsız olması gereken bir kurum olarak TSK, halkın neredeyse yarısının nefret ettiği şaibeli bir medya figürüne karşı neden bu kadar sempati besliyor?

Genelkurmay başkanlığı Nagehan Alçının subay eşlerinin çıplak poz vermesi talebine ne diyor?

Hanımefendinin bu talebi gündeme geldiğinde buna dair bir açıklama yapmış mıydı?

Genelkurmayın ne o zaman ne de bugün buna bir tepki göstermediğini biliyoruz. Üstüne bir de bu talebin sahibine karşı böylesi bir iltifat göstermesi bu talebi onayladığı anlamına mı geliyor?

Şayet genelkurmay bu teklifi -yani subayların eşlerinin kamera karşısında çırılçıplak soyunması teklifini- uygunsuz buluyorsa, silahlı kuvvetler ünforması giyen mensuplarının ve onların eşlerinin onurunu korumak için bir girişimde bulunacak mı?

Bu sorulara makul yanıtlar alabilceğimizi sanmıyorum. Belli ki memleketimizde kendini Mustafa Kemalin askeri diye ifade edenler olduğu gibi Nagehanın askeri durumuna düşmekten hicap duymayanlar da vardır. Kendi saygınlığını korumaktan aciz bir kurumun başkalarından saygı beklemesi abestir. Kendisine bu utanç verici durumu yakıştıranlara bizim ne sözümüz olabilir?

(*) Güncel bir not: Odatvde yayınlanan bir habere göre Genelkurmayı ilk arayan Rasim Ozanmış. Bu durum skandalın boyutunu küçültmüyor. Nagehan Alçı veya eşi, hangi sıfatla Genelkurmay başkanlığını arayıp sivil bir insanın asker akarabalarına dair kayıt/sicil sorgulaması yaptırabiliyor? 

 

[email protected]

Eğitim