darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Torun Ahmet Türkmen

Refaranduma giderken hayır cephesi ve hassasiyetler

01.03.2017 10:05

Ülkenin geleceğinin şekilleneceği referanduma sadece 45 gün kaldı. Bu süre sonunda ya karanlık süreçde ciddi bir kırılma yaşatılarak, ülkenin aydınlık geleceği için daha iyimser senaryoların konuşulacağı bir dönemin önü açılacak, ya da ülke ve Türkiye halkı olarak, sonu belirsiz bir karanlık dönemler ve devasa yeni sorunlarla karşı karşıya kalacağız. 

Başka bir deyişle bu referandum, Cumhuriyetten bugüne yapılacak en büyük oylama, karar günü olacak. Ya barış özlemimizin, özgürlüğümüz ve tüm demokratik kazanımlarımız kazanacak, ya da despotluğun, sevgisizliğin, tahammülsüzlüğün, birlikte yaşam umutlarının ağır yara aldığı, insani tüm kazanımlarımızın ortadan kalktığı, despotizmin tümden kurumlaştığı, Cumhuriyetin ortadan kaldırıldığı bir oylama olacak.

Kısaca, iki seçenekli bir oylama yapılacak; Ya Cumhuriyet ya da diktatörlük.  

İnsanlık tarihi bu tür süreçlerden çok geçti. Çok ağır acılar yaşanmasına pahasına onlarca deneyim yaşandı. Aşılmaz görülen engeller aşıldı. İyimser olmak için çok nedenimiz var.

Türkiye halkı da bu süreçlerden çok geçti. Tek parti yönetimleri, baskı dönemleri, aralarında farklılıklar olsa da 4 defa darbe dönemleri yaşadı. Şiddet, baskı, tutuklama bu topraklarda hep oldu. Özgürlüğü, barışı, birlikte yaşamı savunan güçler hep şiddete uğradı. Tüm bu dönemlerin ortak özelliği olarak şiddetli sömürü her zaman öne çıktı. Ama, 12 Eylül faşist dönemi de dahil, tarihimizin hiçbir döneminde şiddet ve baskı içinde yaşadığımız dönem kadar olmadı. Şimdi bu durum tescillendirilmeye çalışılıyor.

Bugün şunu sevinçle görüyoruz ki; Türkiyede demokrasiden ve özgürlükten yana güçler yaklaşık 150 yıldır, kör- topal da olsa yaşadığı demokrasi deneyiminden önemli sonuç çıkarmışa benziyor. Referandumda hayır vermeyi düşünen çok geniş bir yelpaze bu dönemin özelliklerini ve hassasiyetlerini ana hatlarıyla da olsa kavramış gözüküyorlar. Bunu gururla ifade etmek gerekiyor. Toplumun çok değişik kesiminden, Türkünden Kürtüne, Alevisinden Sünnisine, solun her renginden, MHP muhalefetine, kimi İslami akımından, sadece yaşamları ve çocukları için iyi bir yaşam, huzur dolu bir ülke özlemi taşıyanlar tam bir olgunluk içinde birlikte durmanın gerekliliğini kavramış gözüküyorlar. 

Böylesine geniş ve türdeş olmayan kesimlerin ortak noktada buluşması Türkiyede ilk defa olan bir şey. Bunun özellikle altını çizmek gerekiyor. Bu süreçte bu birlikteliği zedeleyecek girişimlerden ve öznelliklerden özellikle kaçınmak gerekiyor. Sürece katılan her kesimin hassasiyetlerini dikkate almak gerekiyor. Her bireyin sürece eşit haklı olarak katıldığını görmek gerek. Neyi, ne zaman ve nasıl yapmak gerektiği noktasında dikkatli olmak durumundayız. Atılacak her adım  dikkatle seçilmelidir.  Kimi kesimlerin özel duyarlılıklarını gözetmemek algı kırılmalarına yol açabilir. 

Çok baskın olmamakla birlikte negatif sayılabilecek bir olgu olarak Hayır kampanyasındakilerin vurgu olarak Var olan gerçeğin tespiti, Erdoğanın ve AKPnin niyetlerinin olması elbette önemli ve gereklidir. Dikkatle irdelenirde siyasi iktidar çevreleri ve kalemşörleri de muhalefeti bu çizgi üzerinde tutmak istemektedirler. Ama en az bunun kadar önemli olan bir şey var. O da bu referandumda Hayır oyu istemekle nelerin önünün açılacağını, nasıl bir ülke istenildiğinin, barış, kardeşlik, demokrasi, özgürlük vurgularının öne çıkartılması gerekiyor. Hayırla birlikte, topluma, iyimserlik, güven duygusu kazandırılması sağlanarak,  iş, aş, iyi bir yaşam sağlanacağının bir biçimiyle işlenmesi gerekiyor. 

İyi bir yaşamın ancak barış, huzur ortamında, demokratik bir ortamda sağlanabileceği somut örnekler verilerek anlatılmalıdır. 

Bir noktaya çok özel vurgu yapmam gerekiyor; Türkiye solu şu ana kadar son derecede başarılı bir sınav vermektedir. Tüm ideolojik, politik farklılıklarını, önceliğini bir yana bırakarak, yine tarihimizde ilk defa olarak diğer güçlerle birlikte ortak noktada buluşturmuştur. Bu durum niteliksel bir sıçramadır. Bu durum aynı zamanda solun ülke geleceğin şekillenmesinde daha büyük bir rol istediğinin de göstergesidir. Umutluyum. 

 

Eğitim