darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları İbrahim Kaya

Seçmen S I K I L D I ama T A M A M diyecek mi?

13.05.2018 09:07

24 Haziran Seçimlerine doğru yaklaştıkça, toplumun yarısından fazlasının mevcut iktidardan sıkıldığı hatta çok sıkıldığı netleşiyor. İktidarın kazanç elde ettiği ve iktidarda kalmasında işe yarayan kültürel ayrışmalardan, sahte bölünmelerden, anlamsız kavgalardan artık yoruldu toplum. Siyaseti sürekli olarak kültürel karşıtlıklar üzerinden yürüten iktidar, Türkiyede uzlaşıları, ortaklıkları önemli ölçüde zayıflattı. Her daim gerilimden, karşıtlıktan hatta düşmanlıktan beslenen siyaset yapma biçimi sonuç olarak toplumu çok yordu ve insanların birbirlerine olan güvenini büyük ölçüde sarstı.

AYRIŞTIRICI SİYASETE KARŞI UZLAŞI SİYASETİ

Sürekli toplumdaki karşıtlıklar üzerinden siyaset üretmek, belki bir süreliğine, çekici, heyecanlı olabilir ve kazandırabilir. Ancak, uzun vadede bu, toplumun uzlaşılarını sarsmakta, değerler ve kurallar açısından geride hasarlı bir toplum bırakmaktadır. Bugün Türkiyedeki durum tam da bu aşamadadır, yani, toplum çok ciddi biçimde ayrışmış; insanlar birbirine inanmaktan vazgeçmiş; deyim yerindeyse büyük bir kaos yaşanmaktadır. Toplumun önemli çoğunluğu bu ağır sorunun farkındadır ve hatta sürekli karşıtlıklar üzerinden topluma seslenilmesinden acayip düzeyde sıkılmıştır.

Çözüm ise bu kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı dil sayesinde kazananlara artık T A M A M demekten geçmektedir. Bunu söylemek için sözünü ettiğimiz sıkılmış insanların uzlaşmayı hedefleyen; toplumu yeniden uzlaşıya çağıran Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce ile buluşmalarının sağlanması şarttır. Sıkılmış, tamam demeye hazır olan kitle kuşkusuz cumhurbaşkanlığını İnceye kazandıracak olan kitledir. Bu kitle, geçen haftaki Muharrem İnce İle Yeniden Cumhuriyet başlıklı yazımda ifade ettiğim gibi, oldukça çeşitli, hatta farklı toplumsal grupları bünyesinde barındırmaktadır.

Cumhuriyetçileri, milliyetçileri, dindarları, Kürt seçmenleri içeren bu kitlenin Yeniden Cumhuriyet İnşasında bir araya gelebileceğini ve bu amaçla Yeniden Cumhuriyet Programına ihtiyaç duyulduğunu belirtmiştim. Muharrem İnce bugüne kadar yaptığı mitinglerde iyi bir performans sergiledi elbette ama Yeniden Cumhuriyeti kuracağız ifadesinin gerektirdiği radikalliği İnceden bekleme hakkımız var. Toplumu yeni bir uzlaşıya çağırmak, sessiz, uyumlu, mülayim bir tutumu zorunlu kılmıyor, aksine, bir radikalliği, yüksek sesi ve kavgayı gerektiriyor.

İFLAS EDEN İSLAMCI PERSPEKTİFE KARŞI YENİDEN CUMHURİYET PERSPEKTİFİ

Sıkılanların ve artık tamam demek isteyenlerin bir uzlaşıya ihtiyaç duyulduğu hususundaki hemfikirliği net ama bu insanlar aynı zamanda ne yapılacak sorusunun cevabını da merak ediyor.  Neden sıkıldık? Neye tamam diyoruz? Kavgadan, kutuplaşmadan, ayrışmadan sıkıldık ve bunlardan beslenen iktidara tamam diyoruz. Demek ki bir anlayış, bir perspektif iflas etmiş ki sıkıldık ve tamam diyoruz. O halde iflas eden anlayışa karşı bir anlayışı iktidara taşımak istediğimizi yüksek sesle konuşmamız gerekir. İflas eden anlayış, alenen sekülerliği, cumhuriyeti, modernliği kötü olarak konuşan anlayıştır. Türk modernleşmesinin üstesinden gelebileceğine inanmış, bu amaç için Türkiye Cumhuriyetini tersine çevirme programını devreye sokmuş bu kavgacı anlayış Türkiyeyi çok derin bir krize hatta anomiye itmiştir. İşte insanların sıkıldığı ve tamam demek istediği bu anlayıştır.

Bir programa tamam yeter artık dediğiniz zaman, elbette, alternatif bir programa evet deme heyecanına kapılırsınız. Bu heyecanı yaratacak olan elbette "Yeniden Cumhuriyet İnşasını hedefleyen Yeniden Cumhuriyet Programı"dır. Sıkılmış insanlar şöyle bakacaktır: Uzlaştık, kavga yok, birlik var tamam ama ne üzerinde uzlaşıyoruz; sorunlarımızı çözüyor muyuz; bizi ne birleştiriyor.. Bu nedenle, çok açık bir dille toplumun uzlaşısını kaybettiği ve yeniden uzlaşıya ihtiyaç duyduğu ve çözümün de Yeniden Cumhuriyet inşasına yönelik Yeniden Cumhuriyet Programı olduğu anlatılmalı.

Liyakatsizlikten, hukuksuzluktan, adaletsizlikten, işsizlikten, yoksulluktan, yüzsüzlükten, bayağılıktan, düzeysizlikten sıkılan insanlara Yeniden Cumhuriyetin liyakat, hukuk, adalet, iş, aş, sorumluluk, nitelik getireceği anlatılmak zorundadır. Yani basit biçimde iş bulacağız, yoksulluğu yeneceğiz, liyakat usülünü güçlendireceğiz, hukuk devletini koruyacağız türündeki sloganlardan ziyade bir anlayış, bir perspektif değişikliği ihtiyacı açıklıkla dillendirilmelidir. Mevcut düzeni yenisiyle değiştirmek boynumuzun borcudur diyen bir Cumhurbaşkanı Adayı yurttaşları heyecanladırır, umutlandırır.

Detaylı olarak, Yeniden Cumhuriyet Programının, mevcut düzenden sıkılmış olan insanlara anlatılması tamam denmesinde esas işlevi üstlenecektir. Bu ülkeyi modernlikle buluşturmuş, cumhuriyeti inşa etmiş olan aktörlerin perspektifi yıllarca itham edilmişti; yabancı bir kültürü İslam toplumuna dikte etmekle suçlanan bu perspektifin üstesinden gelme inancıyla hareket eden İslamcılar iktidarı demokrasi sayesinde devraldılar ve bugün iflas eden perspektifin kendi perspektifleri olduğunun farkındalar. Demokrasi-dışılaşma, toplum-dışılaşma, hukuk-dışılaşma gibi çok ağır sonuçlar vererek ülkeyi uçuruma sürükleyen İslamcılara tamam demeye az kaldı ama bunun gerçekleşmesi alternatif perspektifin açıklıkla ifade edilmesine ve topluma anlatılmasına bağlı.

Alternatif perspektifin toplumu yeniden uzlaşıya çağıran Yeniden Cumhuriyet perspektifi olduğu muhakkak ve bu uzlaşı çağrısının dört ana sorunsal bağlamında yapılması kaçınılmaz.

PROGRAMIN TEMELLERİ

1) Çok net biçimde temel ihtiyaçlarımızın karşılanması için gerekli ekonomik modelin karma bir ekonomik model olacağı, toplumun geniş kitlelerinin piyasadan korunması için gerekli adımların atılacağı beyanında bulunulmalıdır. Bu model de elbet kapitalist bir modeldir ama hukuk ve siyasi irade tarafından düzenlenen, sosyal yönleri ağır basan bir modeldir. Örneğin, polis memurlarının hak ettiği 3600 ek göstergesinin verilmesi, bu programın sosyal yönünün gücünü netleştirecektir. 

2) Siyasal modelimiz yani bizi toplum halinde birlikte yaşatacak siyasal temeller ve ilkeler bütünün net biçimde ifade edilmesi gerekmektedir; modelimiz cumhuriyetçi siyasadır; erdemli yurttaşlar topluluğunu hedefleyen, laik, demokratik bir siyasa liberal veya komünist modellerden farklıdır. Örneğin, Adliyede çalışanlar toplumun değişik ve hatta farklı gruplarındandırlar ve hepsinin toplumun huzurunu sağlamada erdemli, adil davrandıkları ve kamunun üstünlüğüne inandıkları bir model olacaktır cumhuriyetçi model.

3) Gündelik yaşamımıza ışık tutacak, eylemlerimize kılavuzluk edecek kültür/bilgi modelimizin ne olduğunu açıkça konuşmak durumundayız; modelimiz bilimsel bilgiyi, sanatı, uzmanlığı, profesyonelliği, bilirkişiliği benimseyen, yenilikleri eğitim sistemine taşıyan, öğretmeni, akademisyeni hayata daha doğrudan sokan bir modeldir. Örneğin, öğretmenlere toplumdaki değişimin, ilerlemenin aktörü olma fırsatı ve şansı tıpkı Cumhuriyetin ilk yıllarında olduğu gibi verilmelidir. 

4) Toplum modelimiz bireyciliğe karşı dayanışmayı önceleyen, ama bireysel özgürlüğü de topluluk lehine yok saymayan yani hem kolektif birlikteliğe hem de özgürlüğe aynı anda önem atfeden bir toplum modelidir. Örneğin, mühendisler, hekimler, hukukçular birbirlerini tamamlayan meslek grupları olarak toplumun dayanışmasının önemine işaret etmektedir ve aynı zamanda bireysel olarak bu mesleklere sahip olanların özgürlüğü devlet veya toplum adına engellenemez.

Bu dört temel sorunsala burada değindiğimiz çözümler ışığında toplumu yeniden uzlaşıya çağıracak olan Muharrem İnce kazanacaktır. Seçmen ancak bu çözümler ışığında tamam diyecektir!

 

 

 

 

Eğitim