darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Haluk Şahin

"Sen ha? Bana ha?" Demokrasilerde hakaret

09.04.2016 13:37

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğanın açtığı hakaret davalarının sayısı çığ gibi artıyor.  Adalet Bakanı Bekir Bozdağın verdiği bilgiye göre bu sayı 2 bine yaklaşmakta imiş. Hakaret ettiği iddia edilenler için istenen hapis cezalarını üstüste toplasanız kimbilir kaç asır eder!

Net ve açık olarak söyleyebiliriz ki böyle bir durum, demokrasi olduğunu iddia eden bir ülke için normal değildir; mutlaka bir yerde bir yanlış vardır.

Anayasa Mahkemesi de bunu farketmiş olmalı ki, bir başvuru üzerine hakaretle ilgili maddeyi esastan görüşmeye karar vermiş. Gerçekten esaslı bir konu ve o esas demokrasiden başka bir şey değil.

                                                               ***

Cumhurbaşkanına hakaret davalarını savunan kimileri, özelllikle Havuz cengaverleri, Cumhurbaşkanına hakaretin elbette bir cezası olacak, sıkıysa aynı şeyi Amerikada yapsınlar, o sözleri Obamaya söylesinler, bakalım başına neler gelecek! türünden şeyler yazıyorlar.  O çevrelerde bilgisizlik kural olduğu için, bir takım insanlar da, araştırıp soruşturmak yerine, onlara inanıp okuduklarını sosyal medyadan paylaşıyorlar. 

O türden şeyler Amerikada yazılmış ya da söylenmiş olsaydı başlarına ne gelirdi acaba? Sabaha karşı evlerine baskın mı yapılırdı, kelepçe vurulup karakola mı götürülürlerdi, uzun saatler süren sorgulara mı alınırlardı, işlerinden mi atılırlardı?

Evet, ne mi olurdu?

Söyleyeyim: Hiç bir şey olmazdı!

Açıp baksınlar: Başkan Obamanın açtığı tek hakaret davası yok!

                                                       ***

Şundan yok:  Biliyorlar ki günümüz Amerikasında bir siyasetçinin bir gazeteciye ya da yurttaşa hakaret davası açıp kazanabilmesi mümkün değil. Amerikan Anayasası, Yüksek Mahkeme Kararları ve yasal doktrin buna olanak tanımıyor.

Zaten hakaret, cezai bir konu değil. Tazminat istenebiliyor.

Ancak, hakaret davası açanlar siyasetçi iseler avukat ve mahkeme masrafları ile başbaşa kalıyorlar.

Hukuki alanda egemen olan anlayış şu: Toplum içinde mevkiiniz ne kadar yükselirse hakaret davası açmanız o kadar zorlaşıyor. Komşunuz  Mr. Sıradan Yurttaş okul aile birliği toplantısında sizin şerefinizi karalamışsa, belirli kanıtlara sahip olmak kaydıyla ona hakaret/tazminat davası açabiliyorsanız. Ama siyasetçi iseniz, başarı şansınız hemen hemen sıfır.

Bunu Hamama giren terler! ilkesiyle de açıklayabilirsiniz. Madem ki bu kadar hassastın, madem ki eleştiri ya da alay konusunda bu kadar hoşgörüsüzsün, siyasette ne işin var? diye özetlenebilecek bir anlayış yaygın.

Başkan Truman bunu  Sıcağa dayanamıyorsan mutfakta ne arıyorsun! özdeyişi ile dile getirmiş zamanında. 

                                                                                    ***

Amerikada hakaret davaları konusunu araştırırken, Obamanın açtığı hakaret davasına rastlayamadım ama ona edilmiş hakaretlerin bol bol örneklerine rastladım. Adamcağız hakkında Afrika maymunluğunda, El Kaide militanlığına söylenmedik laf kalmamış. Bazı görüntüleri bu sayfada görüyorsunuz.

obama.jpgobama2.jpgobama3.jpgobama4.jpg

İşte size minik bir hakaret listesi: yalancı, despot, gasıp, hırsız, canavar, yalancı tanık, cahil, dolandırıcı, habis adam, ödlek, tiran, kasap, şeytan, soytarı, vn vb.  (Bkz. Geoffrey R. Stone, Obama faces vile insults like no other president has, Chicago Tribune, Aralıl 11, 2014)

obama5.jpg

Ha, karşıma bir de Obamaya takılmış isimler listesi geçti. Neler var neler...  Benim bile tepemi attıran ırkçı, yalancı, mide bulandırıcı, rezil ifadeler... Uzayıp gidiyor. (The Pretty Darn Exhaustive Obama Nickname List,  Brain Shavings, 3 Aralık, 2015)

Ama, dedim ya, Obama Trumanın mutfağına girmiş bir kere. Madem onun nimetlerinden yararlanıyor, istediği yemekleri yapıyor,  bu yüzden alkış alıyor, o zaman  külfetlerine de katlanacak. 

                                                                            ***

Son bir söz: Dünyanın önde gelen basın kuruluşları cezai hakaret davalarını zamanımızın en önemli basın özgürlüğü sorunları arasında sayıyorlar. Bu sorun ülkemizde de ağır biçimde yaşanmakta. Umarım Anayasa Mahkemesi bu sorunu yalnızca Cumhurbaşkanı düzeyinde değil, diğer düzeylerde de çözecek bir karar verir!

Eğitim