unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Tayfun Talipoğlu

Sokaklara kan damladı bir kere!

19.12.2015 21:16

İsmini vermek yanlış olur. Neme lazım, baksanıza doğruyu söyleyen yıllar sonra da olsa kovuşturmalara uğruyor. 1990lı yılların başında memleketin bir yarısı bugün olduğu gibi o gün de yanıyor...

Masasının arkasında biraz da üniformasından kaynaklı heybetli bir subay oturuyor. Hani doğuştan asker derler ya tam da öyle işte."Terörle" mücadelede ün yapmış bu subayı bölgede anlatırken, "Çatışmaların en ön safında yer alır. O anlarda bir komutandan çok bir nefer olur" diyorlar.

O sabah dönmüş operasyondan. Bir gün önce Diyarbakır havaalanından beş askerimizin cenazesi göndermişiz kanlı tabutlarla ve akşamında haberler kan kokuyor var olan tüm TV kanallarında.

"Komutanım" diye girdim söze, "Başınız sağ olsun!" dedim.

Biraz da sitemkar, "Hepimizin başı sağ olsun" dedi.

"Hani üç beş çapulcuydu PKK" diye devam ettim.

Gözleri doldu bir an ya da bana öyle geldi. Kafasının bir tarafında kaybettiği askerleri vardı besbelli. "Bizim de çok yanlışlarımız oldu" diye başlayınca söze, şaşırmadım desem yalan olur. Bizde devlet görevlilerinin özeleştiri yapması pek alışık durum değildir ya, bu yüzden suskun kaldım. O devam etti:

"Doğru, belki 3-5 kişiydiler başında ama bizi bu çatışma ortamına çekerek çoğaldılar. Yaşamayan bilmez, yanında arkadaşı şehit olan bir askerin bir polisin normal davranmasını bekleyemezsiniz. Başka bir insan olup çıkar. Kim masum kim, suçlu pek ayırt edemezsiniz. O an tek düşündüğünüz intikam olur ve davranışlarınızla yeni  katiller yaratırsınız."

"Nasıl" diye sordum. Biraz da çekinerek yapılan sohbet yazmamak şartıyla yapılıyordu ama benim için tarihi bir andı.

"Bak, bir kadın için en güçlü adam kocası; çocuk için babasıdır. Biz, kaçan ve saklanan PKKlıları yakalayacağız diye girdiğimiz köylerde çaresiz kaldığımız çok durum oldu. Köyün erkeklerini köy meydanına toplayıp ya tokatladık ya da arama yapıyoruz, diye çırılçıplak soyup rencide ettik. PKKnın da isteği buydu zaten. Vatandaş, devlet tarafından mağdur edilsin ki örgütün gerekliliğine inansın. Yani örgüte militan kazandırmada epey yardımcı oldu bizim güvenlik güçleri"

"Peki nasıl mücadele edilecek" sorusunun zamanıydı, sordum:

"Terörle mücadele Ankaradan siyasi kaygılarla verilen kararlarla yürümez. Bölgeyi ve şartları bilmeyen gazetecilerin masa başı haberlerine bakarak yaşayan kamuoyunu mutlu edeceğiz diye verilen çoğu mesajlar bile bu mücadeleye zarar veriyor. Gelip Diyarbakır meydanında ılımlı söylemlerde bulunacak ama güvenlik güçlerine Köklerini kazıyın. diyeceksiniz olmaz. Bu mücadele, polis ve askerin kan davasına dönüştürülemeyecek kadar ciddi bir iş. Tamam, bölgede yaşayan herkes PKKlı değil ama gelinen noktada devletten geldiğine inandığı her baskı ya da mağduriyetinde dağı çare olarak görüyor insanlar. Bunu önlemeye yönelik politikalar üretmeli siyasiler, yoksa Kazıyın köklerini. demekle olmuyor."

Söylenecek söz, sorulacak soru bitmişti. İşte dönüp dolaşıp yine "Köklerini kazıyacağız" noktasına geldiysek ve artık çatışmalar il ve ilçe merkezlerinde ise PKK yine kazandı demektir.

Devlet memurlarını ilçe merkezlerinden çekip orada "Terörle mücadele" diye evleri basar ve çok da kibar olmayacağı belli davranışlarda bulunursan, hatta kötü muamele yaparsan bu savaş bitmeyecek anlamına gelir.

Sokak aralarına kan girdi artık. Kim örgütten, kim örgütten değil ayırt etmek mümkün olmadığına göre, her an mayına basma ya da açılan hendeklerde patlayacak bombalardan hatta hangi pencereden açılacağı belli olmayan ateşlerle canından olma tedirginliğini yaşayan polis ya da askerin, insan haklarına uygun davranmasını beklemek saflık olur.

Siz operasyonların, girilen evde "Avukatınız olmadan konuşmama hakkınız var" gibi hukuka uygun yapıldığını filan mı sanıyorsunuz!

Uzun lafın kısası, kanı yine kanla yıkama politikası, alakası olmayan bir sürü genç insanı yine dağa çıkaracak demektir. 

Bizden söylemesi…

Eğitim