darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Cüneyt Ayral

Tatil notları: Son korku

01.09.2017 17:26

Upuzun tatilimin sonuna geldim, artık çalışmaya başlayacağım için, dünya ve ülke gerçeklerinin neler olduğunu şöye bir gözden geçireyim dedim...

Telâş bastı!

Fransanın genç cumhurbaşkanı Macron, dünyada önemli bir devletin başında olmanın çok da öyle keyifli bir iş olmadığını anlatmak için verdiği örnekte, T.C. Cumhurbaşkanı ile her on günde bir telefonla konuşmak zorunluluğunu öne sürüyor. Hiç canı çekmediği halde onunla konuşmak durumunda olduğu için sıkılıyormuş... Konuşmayıverse olamıyor muymuş?

T.C. Anayasa Mahkemesi ülkenin en üst yargı mercii, ondan ötesi yok gibi... Var olmasına, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi var, ama ülke içindeki son çözüm AYM inde... Bu mahkemenin yargılayamayacağı hiç kimse yok aslında, fakat mahkemenin başkanı ceketini ilikleyip, Cumhurbaşkanının önünde eğilerek selam veriyor.

Zaten bu selamdan önce, Cumhurbaşkanı Anamuhalefet partisinin genel başkanını yargıya göndermek, tutuklamak vb. gibi bir konu gündemimde yok diyerek yargıyı da yönetmekte olduğunu belirtmişti; o yüzden bu eğilerek selamlama durumunu yadırgamak yanlış...

Dünyanın sekizinci büyük ordusu olduğu açıklanan T.C. Ordusunun Genel Kurmay Başkanının eşi, Cumhurbaşkanının bulunduğu bir yere eşi ile gidiyor ve yanyana oturuyorlar. Eşi eğreti bir şal ile başını örtmüş. Anlaşılan first ladyye ayıp olmasın, Cumhurbaşkanı kocasına kırılıp, kızmasın diye...

T.C. Ordularının başkomutanı Cumhurbaşkanı olduğuna göre, bunu da yadırgamamak lâzım...

Benim yadırgadığım, seçilmiş milletvekillerinin bir kısmının yargılanarak hapse atılmış olmaları, bir kısmının ise tutuklu olup hâlâ doğru dürüst mahkeme edilememiş olmaları ve bu durum karşısında, ana muhalefet partisinin kısık bir sesle olamaz demekten gayri hiç birşey yapmıyor, yapamıyor olması.

Benim yadırgadığım, Yüksek Seçim Kurulunun son referandumda, son dakikada karar değiştirerek, mühürsüz oy pusulalarını geçerli sayıp referandumdan evet çıkmasını sağlamış olması ve buna karşı hayır oyu verenlerin, oturup AİHM kararını bekleyecek kadar sabırlı davranıyor olmaları.

Benim yadırgadığım, ekonominin baş aşağıya gittiğini gösteren her türlü göstergeye rağmen, Kurban Bayramı tatilini on güne çıkartarak iç turizmi canlandırma çabasına giren bir hükümetin varlığı...

(60 günü aşan upuzun tatilim boyunca Türkiyede geçirdiğim zaman diliminde gördüğüm turist sayısı 50yi geçmez. Kıyılardaki plajlar, lokantalar, her yer bom boş, esnaf kan ağlıyor. Türkiyenin kıyılarında ev alıp yerleşmiş olan İngilizler, Almanlar evlerini satıyorlar ve buradan ayrılıyorlar... Turizm kan ağlıyor! Türkler de Portekizde, Yunan adalarında emlak fiyatlarını araştırıyorlar ve bir çoğu da çoktan çekip gitmişler zaten...)

Benim asıl yadırgadığım ise Yunanistanın bizden hibe olarak mı aldığı, para ile mi satın aldığı, işgal mi ettiği ya da gasp mi ettiği belli olmayan (nasıl olduğunu bilemiyoruz) 10 un üzerinde ada hakkında T.C. Dişişleri Bakanının yaptığı açıklamada onlar küçük adacıklar ve kayalıklar, önemli birşey değil demesi. Nasılsa sokaktaki adam, kıta sahanlığı nedir, bir ülkenin karasuları nasıl hesaplanır vb konuları bilmediği için, bakan da bu açıklamayı cahiller kalabalığı için yeterli görüyor...

İşte bu yüzden !

Benim asıl korktuğum bundan onbeş yıl önce okul okumaya başlamış olan gençlerin şimdi 20 li yaşlarına gelmiş olmaları ve ülkenin artan nüfüsu ile inanılmaz bir cahiller ordusunun her yeri sarmaya başladığı...

Benim asıl korktuğum ABDnin başında bir garip başkanın varlığı ve onun dünyayı kana bulamak için ciddi bir çaba içinde olduğunun gözler önünde olduğu...

Belki de bu tatilimi upuzun yapmış olmakla akıllı davrandım, çünkü dünyanın hali de memleketin hali de bir garip...

01/09/2017, Didim- Altınkum

Eğitim