Beşiktaş, sezona pas dedi galiba...

    Başlığım tamamen skorla ilgili değil, öyle olsaydı 3, 4 farkla bitmesi gereken Beşiktaş- Erzurum maçının tepesine bunu yazmazdım...

Kulübün içinde bulunduğu mali durumdan tutun, bu şartlar gereği as futbolcularını satmayı kendine "şiar" edinmiş Fikret Orman’a, her sezon kadrosundan eksilen kaliteli futbolcuların yerini nasıl dolduracağını düşünen Şenol Güneş’e kadar...

Ancak bir yandan da taraftarın ağzına bir parmak bal çalmak için "hedefimiz şampiyonluk" diye demeç veren yöneticilerin içine düştükleri ikilemlere uzanan zor bir süreç yaşıyor siyah-beyazlı camia.

    Dünyanın en borçlu kulüpleri listesinde ilk 20’de olan ülkemizin 3 büyüklerinden birisinin bu durumlarda olmasını, UEFA Fair Play kriterlerine göre ekonomik açıdan küçülmeye gitmesini doğru buluyorum. Ancak, bu proje iki yıl üst üste gelen şampiyonluklar döneminin hemen sonunda genel kurula, camiaya, taraftarlara açık yüreklilikle anlatılmalıydı.

Mesela şöyle bir deklerasyonla:  

"Pek sevgili Beşiktaşlılar, iki sezon ardı ardına şampiyon olduk, Şampiyonlar Ligi’nde rekorlara imza attık, fakat gerek ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik şartlar, gerekse eski başkanımız döneminden devir aldığımız feci mali tablo, yüzlerce haciz davası, bankalara ipotek edilen mal varlıklarımız, uzun yıllar boyunca  temlik konulmuş gelirlerimiz vs. 

Bunları bilin...

Kulüp yönetmek sadece futbol takımını şampiyon yapıp milyonlarca taraftarımızın yüzlerini bir iki sezon  güldürmek değildir. Beşiktaş’ı  seviyorsanız eğer  acılı süreçlerede katlanacaksınız.Tıpkı 70’lerin ortalarında "aldırma gönül (kartal) aldırma" şarkılarını besteleyip siyah-beyaza güç verdiğiniz gibi...

Biz ne yapıp edip eski gerçeğimize, yani "öz kaynağımıza" dönmek zorundayız, mali durumu kurtarmak için bundan başka çıkış yolu yok "  denebilseydi eğer Süleyman Seba’dan sonra Beşiktaş’a en faydalı hizmetleri yapan  Fikret Orman bu denli tartışılmazdı...

Maça geçmek  gerekirse; yazımın başında da belirttiğim gibi 90 dakikanın tümüne bakacak olursak, Beşiktaş’ın skoru çok farklı lehine olmalıydı. Girilen onca gol pozisyonunun sadece bir tanesinin değerlendirilmesini klişe sözcüklerle talihsizlik ve  beceriksizlikle açıklamak istemiyorum.

Daha somut birkaç gerekçem var:

1- Erzurum kalesinde harika bir Sehic vardı.

2- Burak ikinci maçında yine rakip stopperlerin kucağına oturmuş, çapraz koşular yapmayan, pas alma alanı yaratmayan hayalet bir santrafor görünümündeydi.

3- Şenol hoca elindeki dar olanaklarla saha içi onbirinin pozisyonlarını sıkça değiştirmek zorunda kaldı.

4- Quaresma 87’de takımına kırmızı kart görerek yine ihanet etti.

Puantaja bakarsak Şampiyonlar Ligi  çok zor artık Beşiktaş için, artık yarış ancak Avrupa Ligi için olabilir. Benim Şenol Hoca’dan beklentim, önümüzdeki yılların ümit vaat eden kadrosunu yaratması, çünkü o malzeme elinde var.

Başkana da tavsiyem transferin frenine bas ne olur...
 

YAZARLAR