Koltuktan güç almak

Bu belediye başkanlığı ne menem şeymiş…

O koltuğa oturan kalkmak istemiyor. Koltuktan kaldırılan kıyameti kopartıyor, partisine isyan ediyor, kimi ihraç ediliyor, kimi istifa yolunu seçiyor.
CHP’nin Genel Sekreterlerinden Kamil Kırıkoğlu’nun ölümünden bir kaç gün önce usta gazeteci Sencer Güneşsoy’a söylediği “Siyaset ciddi bir iştir, ciddi bir meslektir. Ve ciddiyetinin gerektirdiği gibi yapılmalıdır” tümceleri, 2017 yılında bu köşede sizlere aktarmıştım.

Belediye başkan adayı yapılmadığı için, partisine küsüp istifa edenler, ittifaka karşı çıkıp isyan ettiği için ihraç edilenler, siyasetin uzun soluklu ve ciddi bir iş olduğunu anlayamamış görünüyorlar.

Her şeyden önce, bu kişiler, o koltuğa güç vermek yerine, koltuktan güç aldıkları için kıyameti kopartıyorlar. Ve de, kendilerini vaz geçilmez zannediyorlar.
Rivayet olunur ki, bir adam "gerginlik ve tedirginlik” şikayetiyle doktora gider. Yapması gereken çok işinin bulunduğunu fakat kendisinin rahatsız olduğunu işlerin ise beklemeye tahammülü olmadığını söyler.

Doktor, işleri başkasının yapmasını tavsiye edince, hasta adam, “Onları yalnız ben yapabilirim; bütün işler bana bakıyor!” yanıtını verir.
Doktor, hastaya her gün ik saat işten uzaklaşıp yürümesini, haftada bir gün de mezarlığa gitmesini öğütler. Adam, “Yürüyüşü anladım ama neden mezarlık?” diye sorunca aldığı yanıt şu olur:
“Oraya gidip mezar taşlarına bakmanı istiyorum. Mezarlıklar, kendilerini vazgeçilmez sanan insanlarla doludur. Sen de gömülünce, kendilerini vazgeçilmez zanneden insanların işlerinin başkaları tarafından sürdürüldüğünü anlarsın diye umuyorum.”
Belediye başkan aday adayları o ile, ilçeye kendinden başkasını yakıştıramayabilirler. O nedenle de, partilerine kırılabilirler. Fakat ilkeli davranmak zorundadırlar. Çünkü siyaset “uzun soluklu bir” iştir.

Öye yandan, yetkililer başkan adayı seçiminde hata yapmış da olabilirler, ki tüm partilerde adayların bir bölümünün hatalı seçildiğini söylemek mümkün.
Ancak; yıllarca belediye başkalığı yapmış birinin” Beni aday göstermediler, istifa ediyorum, ben başka partiden adayım “ demesi daha vahim bir hata değil mi?
Bu arada, istediği aday gösterilmediği için isyan eden, özellikle bir kısım CHP seçmeni, sandığa gitmemekten söz ediyor. Kanımca, bu davranış partilerine bayrak açan adayların tutumlarından daha acı sonuçlar doğurabilir.

Hayat pahalılığı açıklanan enflasyonu katlamış, memura, işçiye, emekliye verilen zam, belirlenen asgari ücret hemen erimiş bir Türkiye’de yaşamak isteyenler, sandığı dilediği gibi boykot edebilirler.

Fakat, demokrasiden uzaklaşmak istemeyen, onlar yüzünden bugün çekilen sıkıntılara katlanmak orunda kalacak yurttaşlar onlara nasıl bakacaktır?
Kendi ikballeri ve CHP yönetimini değiştirmek için sandığa gitmemeyi planlayanlar, ikinci cumhuriyetçilerin,  yetmez ama evetçiler”in durumuna düşebilirler..
Benden söylemesi…

YAZARLAR