Neden Venezuela?

Çünkü ’’Venezuela, turnusol kâğıdı; kendini dünya güzeli zanneden kraliçeye asıl yüzünü gösteren ayna. Bölgenizde, dünyanızda, hayatınızda neler olup bittiğini, ya da neyin olmayıp bitmediğini kavrayabilmek açısından, günümüzün en ilginç ülkelerinden biri de Irak, Libya ve Suriye ‘den sonra Venezuela…

Çünkü Irak ya da Libya’nın işgalinin gerekçesi sayılan yığınla hikâyenin son örneği de Venezuela….

Venezuela’nın Irak’la ortak yanı büyük petrol rezervlerinden elde ettiği petrolün büyük kısmını A.B.D.’ne sunması.

Saddam dönemi Irak’ı ile diğer bir ortak yanı ise, ABD’nin hiç de hoşlanmadığı devlet başkanlarına sahip olması.

Ancak, burada ezber bozan önemli bir fark var. Art arda dış destekli darbe girişimlerine karşın, halkın oyları ile Chavezi’n de, Maduro’nun da  ardarda seçilmesi, referandumları kazanması…

İşte ABD yönetiminin arka bahçesindeki en büyük derdi: Venezuela ...

Chavez ne yapmak istedi?

Ekilebilir toprakların %77’sine, nüfusun sadece %3’ünün sahip olduğu bu “tek ürünlü ülkenin”dünyanın en büyük rezervlerine sahip olduğu iddia edilen petrol gelirlerinin %84’ünü ABD ağırlıklı olarak büyük petrol şirketlerinin götürdüğü, halkına sadece % 16’sını bıraktığı bir ülke Venezuela…

Chavez'in, kendi döneminde yaptıkları ve yapmak istediklerine gelince çok özetle;

Birincisi, hazırlanan petrol planı uyarınca, petrol gelirinden halka kalacak payın %30’a çıkarılması.

İkincisi ise “Toprak Reformu”  

Bütün bunların amacı ise, yoksulları doyurmak, barındırmak, eğitmek, gönendirmek,%70’i doktor görmemiş halkına Kübalı doktorların da desteği ile sağlık hizmeti götürmekti...

ABD yönetimi bütün bunları daima“fazla sosyalistçe” buldu… 

ABD’nin ve özellikle Columbia gibi Latin Amerika’daki bağlaşıklarının bundan mutlu olmadıkları ve Chavez’i iktidardan düşürmek için ellerinden geleni yaptıkları bir gerçek
 
Irak, demokrasi götürmek(!)” için işgalci olunurken, Chavez’den itibaren Venezuela’da anti sosyalist darbeci olundu…

Dünyanın her yerinde “terörle mücadele ettiğini” söyleyen ABD, Florida’da, CIA gölgesinde “Venezuela Vatansever Cuntası”nı örgütleyip, silahlı eğitime tabi tutarak neler yapmak istemişti dersiniz? Chavez şöyle demişti: “ABD yönetimine, kentleri bombalama, ülkeleri işgal etme, hükümetleri devirme yetkisini kim verdi?”

Yarbaylıktan gelen ve hapisten çıkar çıkmaz  1999’da serbest seçimlerde oyların ezici bir çoğunluğuyla iktidara gelen Hugo Chavez halkıyla, “bario” larla(1)  beraber  “21. yüzyıl sosyalizmi” denemesini başlatmıştı.

Petrol gelirlerini daha adil dağıtmaya, sosyal programlar ve eğitime öncelik vermeye başladı. Bu arada bazı yabancı petrol şirketlerinin de çalışma izinlerini iptal etti.

14 yıllık yumuşak sosyalizm denemesi somut sonuçlarını alınamadan, Hugo Chavez’in 2013 yılında beklenmedik bir şekilde ölümü, tarihi boyunca emperyalizmden çok çekmiş olan talihsiz Venezuela halkının son talihsizliği oldu…

Ya Maduro…

Hugo Chavez’in 2013 yılında beklenmedik ölümü üzerine iktidara gelen Nicholas Maduro onun kadar deneyimli, karizmatik ve birikimli bir kişi değil.. Ancak %50.62 oyla, kıl payı seçilebildi. Chavez’in ismini ve emperyalizm-karşıtı mirasını kullanarak bugünlere geldi…

Nicholas Maduro (54). 2000 yılına kadar otobüs şoförlüğü, sendikacılık  yaptıktan sonra 2006’da Venezuela dışişleri bakanı, 2013’te başkan oldu.
 
"Bolivar Venezuela Cumhuriyeti" adı ile eyalet sistemine dayalı bir ‘federal’ devlet olan Venezuela uygulanan yoğun ABD ambargosunun da tetiklediği büyük bir ekonomik, siyasi ve sosyal krizi yaşamakta…
 
Öyle ki ülkede ilaç, karaborsada bile, bulunamıyor... Maduro’nun, ilaç temini için Birleşmiş Milletlerden resmen yardım istemek zorunda kalması krizin boyutunu gösteriyor.

Temel tüketim maddeleri ve yiyecek ancak önceden internetten kayıt yaptırıp, kuyruklara girerek satın alınabiliyor. Kimlik kartındaki son rakama göre, haftanın belli günleri, belli yiyecek maddeleri sınırlı miktarda alınabiliyor… Enflasyon ise ölçülebilir olmaktan çıkmış...

Asayiş durumu, 1930’lar Amerika’sından beter.. Sadece 2016 yılı içinde 27.479 kişi cinayete kurban gitti. 

Venezuela toplumu tam anlamıyla karpuz gibi ortadan ikiye bölünmüş durumda.. Muhalifler ‘hükümeti’ devirmeye teşebbüs suçlamasıyla hapsediliyorlar. 

Ama Mayıs 2018’de yapılan başkanlık seçimini Maduro yine ilk turda %68 oyla kazanıyor…

Maduro orduyu ve polisi yanında tutuyor, çünkü 'Başkan' olarak komutanların, amirlerin her birini kendisi atıyor. Devlet kurumlarında, bakanlıklarda giderek daha çok sayıda ‘asker’ görevlendiriliyor;üst düzey kamu görevlilerini, Anayasa Mahkemesi üyelerini de o atıyor… 

Venezuela Parlamentosu Ocak ayında Maduro’nun ‘görevini kötüye kullandığı’ ve ‘görevden ayrılması gerektiği’ kararı aldı ve seçimlere gidilmesini istedi. Anayasa Mahkemesi, parlamentonun bu kararını anayasaya aykırı olduğu iddiasıyla iptal etti.

Bu gidişat, ülkeyi gittikçe yasama, yürütme, yargı, muhalefet arasında çatışmaların yoğunlaşmasıyla başkanlık yetkilerinin fiilen aşılarak kullanıldığı iyice çalkantılı bir döneme soktu. Giderek da ana muhalefet partisi lideri, 15 yıl süreyle siyasetten-ve başkanlık seçimlerine girmekten—yasaklandı. 

Sonuç:

İşte geldik “Neden şimdi Venezuela’ya”…

Çünkü, tarla yani “Venezuela tarlası” yukarıda sayılan harici etmenler ve dahili nedenlerle burnunun dibindeki emperyalizm için artık kıvama getirilmiştir…

Artık, “ülkelerin iç işlerine karışmama” evrensel ilkesi her zamanki gibi kenara itilerek  “yetiştirilen” muhalefet lideri en yeni model post modern ABD darbesi ve bağlaşıklarının sessiz desteğiyle  “Geçici Başkan” ilan edilmiş, adeta iç savaş başlatılmıştır…

Buradan çıkarılacak evrensel sorular şunlar kuşkusuz…

Yoksul ülkelerin ve de bir ülkenin yoksullarının birbirlerini değil de, onları yoksul kılan düzene meydan okumaları nasıl sağlanır?

Böyle bir özgüven nasıl kazanılır ya da kazandırılır?

Nasıl inanç sağlanır akılcı, demokratik ve disiplinli bir mücadele ile yaşamın daha güzel kılınacağına?

Afganistan ve Irak’ın işgali ile başlayan, Libya ve Suriye ile devam eden süreçte, entelektüel dinazorlar hariç çoğu yazar, gazeteci ve akademisyen, ABD İmparatorluğu'nun askeri güç, işgal ve zora dayalı yöntemleri için “hegemonya”kavramını yetersiz bularak, neoliberalizmin dayanağı olarak "emperyalizm" ve buna karşıt olarak da “halk direnişlerinin meşruiyeti” kavramlarına, dünya iktidarının yapısına dair analizlerinde geri döndüler...

İşte bu nedenle, küresel azgınlığın en pervasız döneminde, insanların daha güzel ve hakça yaşamdan yana derdi olan kesimi bunları düşünmeli derin derin.

Sözün kısası, anlayana sivrisinek saz, anlamayana Venezuela az...

(1) Bario’lar: Caracas’ın tepelerindeki belki de dünyanın en yoksul getto-gecekondu yerleşimleri…

Venezuela, tarihi ve Chavez hakkında daha geniş bilgi için bknz: Umruk Noyan; CHÁVEZ NO NOS DEJES!“CHÁVEZ BİZİ BIRAKMA!”, Destek Yayınları, İstanbul, Haziran 2012
 

YAZARLAR