YAZARLAR

Tüm Yazıları Merdan Yanardağ

AKP iktidarının sonu

01.04.2016 11:23

AKP iktidarı ve Tayyip Erdoğan hızla sona doğru yaklaşıyor. Çünkü Erdoğanı ve AKPyi iktidara getiren bütün iç ve dış dinamikler değişmiş durumda. Erdoğan ve siyasal islamcı ekibin bu nesnel gerçekliğe daha fazla direnmesi mümkün görünmüyor. Ancak öznel durum ile nesnellik arasında bir açı bulunuyor.

Erdoğanın son ABD gezisi bu iflasın açık bir göstergesi oldu. Bu gezide ortaya çıkan tablo, Türkiye iç siyasetindeki dengeleri de hızla değiştirecektir. Reza Zarrabın tutuklanması bu tablonun bir parçasıdır. Dengelerin değiştiğini orta vadede değil, kısa vadede göreceğiz. Nesnel duruma uygun önzel koşullar ise hızla şekillenmeye başlayacaktır.

Şurası çok açık ki; ABD ve Batıya yaslanarak, küresel musevi sermayesinin desteğini alarak, dahası onların bütün kirli işlerini görmek için yüz kızartıcı anlaşmalar yaparak iktidara gelme, devleti ele geçirdikten sonra kendisini iktidara getiren güçlere kazık atarak islamcı bir rejim kurma stratejisi tam anlamıyla çöktü.

Erdoğanın son ABD gezisinde sergilenen zavallılık, bu strateji ve ahlakın çöktüğünün en açık kanıtlarından biridir. ABDdeki etkili Yuhudi kuruluşlarının verdiği ve Erdoğanın daha önce iade edeceğini cümle aleme duyurduğu, Cesaret ve Üstün Hizmet madalyalarını boynuna yeniden takarak kapı kapı dolaşması bu zavallılığın dibe vurmuş halidir.

Öyle anlaşılıyor ki; Erdoğan ve AKPnin altındaki iktidar halısı çekilmiştir. Sorun artık bir seçenek oluşturmaktır. Zorluk şimdilik bu noktadadır ve öznel durum diye işaret ettiğim sorun budur. Ancak bu sorunun aşılması sistem açısından hiç de zor değildir.

SEÇENEKLER VE DARBE OLASILIĞI

Eğer başka bir seçenek oluşturulamaz veya ortaya çıkmazsa, Erdoğansız bir AKP ya da AKPnin parçalanması ile ortaya çıkacak yeni bir oluşumun içinde yer alacağı hükümet de seçenekler arasındadır. Bu seçenek, kimseye hayrı dokunmayacak bir restorasyon iktidarı, üstelik çok sınırlı bir restorasyon hükümeti olacaktır. Bu seçenek Tayyipsiz ya da AKPsiz bir AKP düzeni dekektir. Karşı devrim düzeninin belli kırılmalara uğrasa da sürdürülmesi anlamına gelecektir.

Düzen içi seçeneklerden bir diğeri de, CHPnin ortağı ya da büyük ortağı olacağı düşük profilli bir restorasyon hükümetidir. Böyle bir hükümet toplumda en yüsek umudu ve beklentiyi yaratacak seçenektir. Ve fakat aynı büyüklükte bir hayal kırıklığına yol açacak seçenek de budur.

Diğer bir seçenek ise, bütün yolların tıkandığı ve parlamenter seçeneklerin tükendiği bir durumda darbedir. Bu olasılık son 35 yılda hiç olmadığı kadar yüksektir. Öyle ki, 28 Şubat darbe sanan ya da öyle yutturmaya çalışarak mağduriyet  ve rıza üretmeye çalışanlar, gerçek darbenin ne olacağını görecektir. Bu darbenin sert ve yıkıcı mı yoksa düşük yoğunluklu mu olacağını şartlar beleileyecektir.

Bu nedenle asıl yakıcı sorun, Türkiyenin bütün ilerici güçlerinin, aydınlanmacılarının ve emekçilerinin devrimci ve demokratik seçeneğini oluşturmaktır. Hiç kuşkunuz olmasın ki, ilerici ve halkçı bir seçenek oluşturulamadığı taktirde, toplumun çok geniş bir kesimi, darbe dahil, düzen içi seçeneklerdn birini destekleyecektir. Zarrabı tutuklatan ABDli Savcının bile kahraman gibi görüldüğü bir ülkede başka türlü bir tepki beklemek de hayaldir.

ERDOĞANIN BÜYÜK KORKUSU

Şu bilinmelidir ki, Erdoğan ve kadrosu kolay kolay pes etmeyecektir. Çünkü, ağır bir hesap sorma dalgasıyla karşılaşma olasılıkları çok yüksek ve bunu kendileri de bilmektedir. Bu nedenle Erdoğan ve kadrosu, geleceklerini güvenceye alacak yeni bir anayasa ve başkanlık sistemi konusunda sonuna kadar direnecektir.

Direnecektir çünkü; Cumhurbaşkanı Erdoğan ve kliği çok korkuyor. Bu korkunun sinirlerini fena halde bozduğu, bütün dengelerini yitirdiği ve öfke kontrolünü kaybettiği anlaşılıyor.

Erdoğan, iktidarı kaybetmekten korkuyor. Kendisinden hesap sorulmasından, yargılanmaktan ve hapse girme olasılığından ödü patlıyor. Çünkü halka karşı suç işlediğini, cumhuriyeti hukuk dışı yöntemler ve siyasal sahtekarlıkla yıktığını, sinsice yasaları çiğnediğini, hükümetinin yolsuzluk batağına gömüldüğünü, siyasal İslamcı rejim projesinin bütün dünyada bir fiyaskoya dönüştüğünü ve nihayet kişisel olarak kaynağını açıklamakta zorluk çekecek ölçüde zenginleştiğini biliyor.

Erdoğan işte bu nedenle saldırganlaşıyor, en küçük bir eleştiriye bile tahammül edemiyor. Korkunun iliklerine işlediği görülüyor. Bağırıyor, çağırıyor, tehdit savuruyor, hakaret ediyor ve öfke kusuyor. Belli ki, Erdoğanın ihtiraslarıyla kalibresi arasında bir uçurum bulunuyor. Bu açığını saldırganlaşarak, kendisine karşı çıkan herkesi, her toplum kesimini tehdit ederek; muhalefeti bastırarak, korku yayarak ve gazetecileri tutuklatarak kapatmaya çalışıyor.

ÇIKIŞ YOLU

Çözüm, etkili bir muhalefet hareketi yaratarak Erdoğan ve AKP karşısında gerçek bir seçenek oluşturmaktan geçiyor. Kavga etmeyi göze alan, kararlı, topluma güven veren ve etkili bir muhalefet gerekiyor. Devrimci, halkçı, aydınlanmacı, laik ve yurtsever bir muhalefet... Bu seçeneği oluşturmak tarihsel bir sorumluluk olarak önümüzde duruyor. Çünkü AKP hızla kaçınılmaz sonuna doğru yaklaşıyor ve biz bir seçenek yaratamazsak, küresel sermaye ve kurulu düzen güçlerinin kendi seçeneklereni hazırlayacağını bilmemiz gerekiyor.

AKPnin yolun sonuna geldiği, dirense bile bu sondan kaçamayacağı açıktır. Erdoğan ve partisinin siyasal ömrünü uzatacak tek şey; muhalefetin, özellikle CHPnin beceriksizliği, toplumcu ve devrimci güçlerin basiretsizliği, tarihsel süreci doğru okuyamamaktan kaynaklanacak siyasetleri olacaktır. 

Bir kez daha altını çizersek; bugün ihtiyacımız demokrat olmak değil, yeniden devrimci olmaktır.

Eğitim