• Varlık nedeni gereğince seçim güvenliğini sağlaması gereken YSK, yaptığı işlem ve aldığı kararlarla, bu konudaki en büyük tartışmalara ve hukuksuzluklara neden oluyor.

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (BŞB) seçiminin iptali, yine OHAL KHK’larıyla kamu hizmetinden çıkartılanların seçilme yeterliliği olmadığı gerekçesi ile tutanaklarının iptali konuları bu hukuka aykırı kararlarının başında geliyor.

    Seçim güvenliği

    Seçimlerin etki altında kalınmadan yürütülmesi için, seçimler yargı denetim ve yönetiminde yapılıyor.

    Yargı yönetim ve denetimi, seçim güvenliğinin olmazsa olmazı.

    Yargı, bağımsız olduğu için, yargı yönetimi ve denetimi gereği, seçimlerin hiçbir gücün hiçbir biçimde etkisi altında kalınmadan serbest bir ortamda hukukun üstünlüğü esas alınarak yürütülmesi söz konusu oluyor.

    Ülkemizde, seçimler konusunda sadece yargı yönetim ve denetiminin varlığı yeterli görülüyor, bu yönetim ve denetimi yapan yargının ne durumda olduğu önemsenmiyor.

    Yargı bağımsızlığının ne durumda olduğu tartışılırken, daha doğrusu yargı bağımsızlığı dibe vurmuş iken, böyle bir yargı ile seçimlerin yönetim ve denetimi, her seçimde giderek daha çok tartışmalara yol açıyor.

    Seçim güvenliği için var olan YSK ve yargı organları, işlem ve kararları ile seçim güvenliğini sağlamak bir yana, bu konuda en tartışmalı durumları yaratıyor.

    Kuşkusuz seçimlerin yargı yönetim ve denetiminde olmaması düşünülemez.

    Yargı, varlık nedeni gereği elbette bağımsız olmalı.

    Bağımsız olan, bağımsızlığı önündeki sorunlar çözülen bir yargı ile de seçimlerin denetim ve yönetimi yapılarak, seçim güvenliği konusunda tartışmalara yol açılmamalı.

    Türkiye’de bu konudaki sorunları, sadece uygulamaları, hatta yasaları düzelterek değil, bu konuda Anayasayı içine alacak düzenlemelerle ancak çözebilmek söz konusu.

     İstanbul ve AKP için anlamı

    İstanbul’un, Türkiye’nin her bir yerine bir şekilde bir etkisinin olması, İstanbul üzerinden Türkiye’nin her bir yerine bir şekilde ulaşılabilmesi karşısında, İstanbul iktidar olmak ve iktidarda kalabilmek için de siyaseten son derece önemli bir kent.

    AKP’nin, Erdoğan’ın İstanbul BŞB’ başkanlığı sonrasında 2002’de iktidara gelmesi, İstanbul BŞB’nin olanaklarının, bu iktidar öncesi ve sonrasında ne yönde kullanıldığı hatırlandığında, İstanbul’u kaybetmek demek AKP’nin kara kutusunun açılması, her şeyinin ortaya saçılması demek.

    AKP’nin geri dönüşünü engelleyemeyeceği tükeniş döneminin başlaması ve bunu kendisinin de seyretmesi demek.

    İstanbul seçimleri ve AKP’nin amacı

    İstanbul seçimleri konusunda, 31 Martta seçim sonuçları yavaş yavaş belli olmaya başlayınca, AKP tarafından halkın iradesini kabullenmeme tutumu anında kendini gösterdi.

    AKP, sürekli olarak bir gerekçe arayışı içinde oldu.

    Tek bir amacı vardı, ne tür gerekçe ile olursa olsun bu seçimlerin iptali…

    Bunun için sonuç alacak her yola başvuruldu.

    İtiraz adı altında seçimlere müdahale

    AKP; itiraz yolunu dolanarak, açılmaması gereken torbaları açtırma, bu yolla torbalara müdahale etme planını devreye soktu ise de, İstanbul’daki örgütün sandıklara ve torbalara sahiplenmesi karşısında, AKP buradan beklediği sonucu elde edemedi.

    Bunun üzerine AKP, sürekli olarak bir arayış içinde her seferinde yeni bir neden ortaya atarak, seçmen listeleri, kısıtlı seçmen, tutuklu seçmen, sandık kurularının oluşumu gibi konuları ileri sürdü.

    AKP’nin her ileri sürdüğü neden karşısında, YSK tarafından ara kararlarıyla kanıt toplanma yoluna gidilerek, YSK da adeta AKP için bir arayışa yöneldi.

    Oysa başvuru sahibinin, kanıt ve gerekçeleriyle başvuru yapması, iddiasını ispatlaması gerekirken, YSK işlemleriyle AKP adına o arayışa yöneldi.

    Yeni bir Siirt kurgusu

    2002 yılındaki genel seçimleri hatırlarsak,  Siirt’te yapılan seçimlerde, köylere götürülen hizmetin niteliği nedeniyle halk bazı köylerde seçimleri boykot etmiş ve sandıklara gitmemiş idi.

    Halkın sandıklara gitmediği bu köylerden bazılarında sandıkların da hiç kurulmadığı ileri sürülmüş idi.

    Bu sandıklara muhalefet parti temsilcileri görevlendirilmediği ve de gitmediği, ıslak imzalı tutanak ortaya çıkarılamadığı için, AKP bu şekilde üç adet sandığın hiç kurulmadığı, bir adet sandığın da kırıldığı, bu sandıklardaki toplam oyun bir milletvekili kazanımını etkilediğini ileri sürmüş, aksine resmi belge olmadığı, muhalefet te ıslak imzalı tutanak ortaya çıkaramadığı için, aksi ortaya konulamayan bu tabloda YSK, üç sandığın oluşmaması, bir sandığın da kırılmasından hareketle, bu durumun da Siirt’te bir adet milletvekili seçimini etkilediğini belirterek Siirt seçimlerini iptal etmiş, sonraki hatalı kararlara dayalı olarak Siirt’te yeni yapılan seçimlerde de Erdoğan TBMM’ye girmiş idi.

    O sandık oluşumu Erdoğan’a TBMM yolunu açmıştı!..

    Şimdi YSK kararıyla yine bir Siirt senaryosu yaşandı.

    Ancak 2002’de kurulmadığı söylenen sandıklar üzerinden yaşananlar, İstanbul’da sandık ve torbalara sahiplenilmesi nedeniyle, bu sefer yanlış kurulduğu ileri sürülen sandıklar üzerinden devreye sokulmak istendi.

    Her seferinde yeni bir iddia ortaya atan AKP, kamu görevlisi olmayan sandık görevlisindeki seçmen sayısı farkının İstanbul BŞB seçim sonucuna etkili olduğu iddiasından hareket ederek, sadece İstanbul BŞB başkan seçiminin iptali için olağanüstü itiraz başvurusu yaptı.

    Başvuruyu inceleyen YSK, kendi kararlarıyla da çelişerek İstanbul BŞB başkan seçiminin iptaline karar verdi.

    Darbenin siyasi ayağı

    Belli aralıklarla yapılan seçimler, demokrasi için vazgeçilmezdir.

    Bu seçimler, serbest bir ortamda gerçekleşmelidir.

    Halkın iradesi yapılan seçimlerle ortaya çıkmıştır.

    Halkın iradesinin tanınmaması demek, seçim sonuçlarının tanınmaması, demokrasinin dışına çıkması demektir.

    Bunun da seçim güvenliği için var olan bir organ eliyle yapılması demek, parti devletinin egemen kılınması demektir.

    Demokrasinin dışına çıkan parti devleti söz konusu olduğuna göre,  bu da demokrasiye darbe demektir.

    Darbenin aranıp bulunamayan siyasi ayağı demektir.