unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

İnançlar, aydınlanma, laiklik sorunları

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, kamuda tepkiler uyandıran ve İslam adına yapılan bazı dinbazlık örneklerine karşı İslam'da güncelleşme gereğinden bahsetti. Ülkenin tek sözcüsü söyleyince bu konu başlıca gündem maddesi oldu ve şimdi TV'lerde tartışılıyor.

Ancak bu tartışmalar bazı gerçeklerimizi görmezden geliyor ve sanki bu anlaşmazlıkları  hem dindarlığın, hem laikliğin yanlış uygulamalarından ileri geldiği noktasına varıyor. Bence bu toplumun gerçekleri açıkça ortaya  konamıyor ve ülkeye tek başına hükmeden Erdoğan ihmal ediliyor. Bu ülkede siyasal İslam'ın temsilcisi olan bir parti halktan yeterliden fazla oy alarak iktidarda ve yerini korumaktadır. Erdoğan, laikliği benimsemiş bir lider değildir.İslam'ın önceliğinden yanadır. Bunu ihmal etmek olmaz.

'Türk milleti Atatürk'ün  önderliğinde Allah'ın yolundan sapmıştır. Yeniden Allah'ın nizamını kuruncaya kadar burası bir darülharp bölgesidir.' İslamcı bir gruptan gelen ve seçtikleri üniversite hocalarına gönderilen bu mektup bu cümle ile başlıyor. Bu yurttaşlarımız kurtuluş savaşı destanını, onun kahramanlarını,  Atatürk'ün bu savaştaki öncü rolünü bilmiyor olamazlar. Biliyorlar ama onların dünyasında dini inançlar, Allah'ın emir ve yasakları her şeyin üstündedir.

İslam dinini ne kadar biliyorlar? Hangi İslam'dan yanadırlar? (Tayfun Atay, İslam çoktur diyor). Yaşar Nuri'yi farklı, inançları okumuşlar mıdır? Bilmiyoruz. Son yıllarda kuvayı milliyeciler ve Mustafa Kemal'in idamını talep eden adına vakıf kurulan şeyhülislam Mustafa Sabri'yi, Memursen Başkanı Ali Yalçın saygın bir din adamı olarak andı. Keskin bir İslamcı, inancını gizlemiyor. Fox'da ilgi ile haberlerini dinlemeyi tercih ettiğimiz Fatih Portakal, bu insanların gerçekleri yakın tarihi iyi bilmediklerini düşünüyor. Bence bu doğru değil .Yurdumuzda bildikleri okudukları halde kendi inançlarını her şeyin üstünde tutan milyonlar var. Onları anlamak bence çok zor da değil.

İki genç kızımız Fatih Altaylı'nın karşısında Atatürkü değil Humeyni'yi sevdiklerini söylemişlerdi. Ya sömürge olsaydık uyarısına karşı, 'Sömürge halinde dinimizi daha iyi yaşardık' dediler. Saray sofrasındaki koltuğa kadar yükselen bir sözde tarihçi de 'Yunan kazansaydı daha iyi olurdu. Saltanat ve hilafet devam ederdi' demişti. İlginç değil mi? Büyük tepki uyandırdığını bilmem söyleyebilir miyiz? Onun gibi düşünenlerin  hiç de az olmadığını düşünmez misiniz? Reklam arası ve parantezi kapamak isteyenleri bilmez olur musunuz? Örtünmeyen kadınlar fuhuşu davet ederler, müziğin her türlüsü günahtır diyen, modern yaşamı çağdaşlığı şiddetle ret eden profesörler üniversitelerimizde görev yapıyor. Bunlar için sapkınlık aymazlık diyebilirsiniz ama karaladıkları Cumhuriyet'i Atatürk'ü bilmiyorlar diyemezsiniz. Onlarca bu tavır  inançlarının gereğidir.

Aydınlanmanın, bilimin beyinlerinde yer almadığı insanlardır bunlar. Bu halkın çoğunluğu kasıtlı, programlı bir şekilde iyi bir eğitimden akla bilime hümanizme yer veren bir eğitimden yoksun bırakılmıştır. Hiçbir iktidar Atatürk'ün çağdaşlık uygarlık hedefine sadık kalmamış halkın yoksunluklarından, dinine düşkünlüğünden yararlanmıştır. Yönetimler genellikle din eğitimine, din istismarına öncelik verirken sola darbe üstüne darbe vurulmuştur. Uzun süren bir taksi yolculuğunda efendi kılıklı bir şoföre epey uzun süre, aklı, bilimi çağdaşlığı anlatmıştım (Bu fırsatları hep kullanıyorum). Beni saygı ile dinledi ama ben lafımı bitirince 'Hocam bir tane kitap var o da Kuran ötesi neye yarar' dedi. Buna karşılık önceki yazılarımda sözünü ettiğim Ali (eşi ile birlikte) verdiğim birkaç kitabı okuyunca iyice açıldı, belki ilk defa 55 yaşında düşünerek, soru sorarak yaşamaya başladı ve bana 'Coşkun abi bu Atatürk ne kadar büyük bir adammış, yeni öğrendim. Böyle bir adamı nasıl kötüleyebilirler' diyen bir yurttaş oldu. Bu karı koca; dünyaları, Allah, peygamber, Kuran, namaz, oruçtan ibaret olan, biyolojik yaşam sürdüren, okumamış, düşünerek sorarak öğrenerek yaşamayı, yurtseverliğin gereklerini bilmeyen  temiz insanlar. Prototip bir aile. Benzerlerinin milyonlar olduğu yadsınabilir mi? Onlar modern yaşamı, çağdaşlığı nasıl anlayabilirler?

Evet, açıkça bu ülkede büyük çoğunluk yurdunu nasıl seveceğini, nasıl savunacağını  öğrenmemiştir. Bu gerçek sürekli gizleniyor.Bu günlerde Atatürk tartışmaları da yapılıyor bu yolu açan Erdoğan oldu. Erdoğan Atatürkçü olamaz, bunu kabul edemez. Onun bambaşka bir dünyası var. O dünyadan vazgeçemez. Osmanlı hayranıdır. Bunun kanıtlarına her gün tanık oluyoruz. Ama iktidarının başlangıç yıllarında, ünlü deyim ile Atatürk'ü gözüne kestirmişti. Halkın desteği ile onu aşacaktı. Bunda yanıldığını, bunun hiç de kolay olmadığını gördü Fakat yandaş ve yalakalar takiyye yapmadan karşıt inançlarını sürdürüyorlar. Reklam arası sona erecek, parantez kapanacaktır. Önümüzdeki yıllar ve seçimler nereye doğru yol alacağımızı göreceğiz.

Aydınlanma ile beslenmemiş inançlar ve dogmalarla kuşatılmış beyin öyle bir şey ki Atatürk'ün silah arkadaşları, 'Mustafa Kemal senin cumhuriyet ilan edeceğin söyleniyor' diye onu sorguya çekiyorlar. Rauf Orbay 'Benim boğazımdan saltanatın lokmaları geçti ben nasıl ona ihanet ederim' diyor. Mareşal Fevzi Çakmak, bu memleketin büyük umudu Türkiyeye en büyük yurtseverleri yetiştiren Köy Enstitüleri'ne karşı çıkanlarla beraberdir. Çünkü bu büyük asker dindardır ve soldan, solcudan korkmaktadır. Bunlar Kurtuluş Savaşımızın kahramanları. Bu örnekler aydınlanmacı, hümanist laik bir eğitim olmadıkça iktidarlar bu ilkelerin izleyicisi olmadıkça toplumun nerelere savrulacağını gösteriyor. İslam ülkelerinin durumu ortada. Bu nedenle böyle bir eğitimden yoksun bırakılmış insanların ülkenin seçimle gelmiş meşru yöneticileri de olsalar, onların muhafazakarlığı, inancı üstün tutup, çağdaşlığa moderniteye karşı çıkışlarında şaşacak bir şey yoktur; bunu, doğal saymak gerekiyor.

Bu muhafazakarlık kadınların kahkahasına, nişanlıların el ele tutuşmasına, el ve göz zinasına kadar uzanıyor. Arka arkaya seçim kazanma ile övünenler 40'lardan başlayarak halka ve çağdaş eğitime vurulan darbeleri unutuyor,unutturuyorlar. Seçimleri hemen daima muhafazakar, tutucular kazanmıştır. Tutucular emperyalizmin ve dinbazların desteği ile solu ezmiş, hayat hakkı tanımamışlardır. Fetö'cü hakimlerin kadın meslektaşlarının yüzüne bakmadan konuştuklarını zarif bir hakim hanımdan dinledim. Onlar göz zinasından kendilerini koruyorlardı. Bu toprağın ne ürünler verdiğini görüyor musunuz?

O nedenle bugünkü yöneticilerimizin eşsiz bir devrimciyi ve ilkelerini benimsemelerini bekleyemeyiz. Ayrıca onlar eğer halk o devrimciyi ilkeleri ile birlikte bilinçli bir şekilde benimsemiş olup, oylarına buna uygun kullanmış olsalardı; iktidara gelme şanslarının olamayacağını  iyi biliyorlar. Bu gerçekleri bilerek, kutuplaşmanın temelini iyi algılayarak bir mücadele vermek gerekiyor. Sol aydınlar anlamsız çatışmaları bırakıp dayanışma içinde antiemperyalizmi, aydınlanmayı, laikliği ,bağımsızlığı savunmalıdırlar.

 

 

 

 

 

 


 

Çok Okunanlar

Erdoğan balkon konuşmasını iptal etti!

Polis korumasında oy hırsızlığı böyle görüntülendi

Muharrem İnce'den ilk açıklama

İşte Adil Seçim'e göre oy oranları

Sosyal medya bu görüntüyü konuşuyor: İnce'yi görünce suratını astı

İlgili Haberler

ABC Kritik

Umut ve Doblo'nun Ruhu...

ABC Kritik

Seçimin Kaybedenleri: Kılıçdaroğlu, Akşener ve FOX TV

ABC Kritik

Prof. Dr. Coşkun Özdemir yazdı...

ABC Kritik

53 yurttaşın katili dediklerinizle neden pazarlık yaptınız?

ABC Kritik

Kandil hamlesi: Terör değil algı operasyonu

ABC Kritik

AKP'nin son seçim hamlesi: Membiç ve Kandil

ABC Kritik

Mesajı Aldığınız İçin Teşekkür Ediyorum Sayın İnce

ABC Kritik

Ürdün domino etkisini bekliyor...

ABC Kritik

24 Haziran'da hemen demokrasi

ABC Kritik

Yeni sınav sisteminin diğer adı: Adaletsizlik!

ABC Kritik

Erdoğan neden sakin

ABC Kritik

Doğu Akdeniz ve Kıbrıs... Geleceğin körfezi