• BIST 106.239
  • Altın 160,357
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 14 °C
  • Adana 15 °C
  • Antalya 14 °C

FKF'liler Akdeniz Üniversitesi'ndeki gerici kuşatmayı anlattı

FKF'liler Akdeniz Üniversitesi'ndeki gerici kuşatmayı anlattı
FKF’li Öğrenciler: “El Kaide mensubu kişiler üniversitelerde konuşmacı olarak dinleniyor”

Söyleşi: Çağdaş Gökbel/ABC Gazetesi
Akdeniz Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Siyaset Bilimi öğrencisi Soner Karakuş ve Turizm İşletmeciliği bölümü öğrencisi Tuğçe Kızar ile üniversitelerdeki eğitim sorunlarını ve Akdeniz Üniversitesinde yaşanan siyasi gerilimleri konuştuk. Aynı zamanda FKF üyesi de olan Soner Karakuş ve Tuğçe Kızar siyasi gelişmelere duyarlı bir öğrenci olmanın zorluğunu belirtirken üniversitelerin geçirdiği dönüşümü ve cihatçı grupların üniversitelerde nasıl rahatlıkla faaliyet yürüttüklerini açık yüreklilikle anlattılar.

Toplumsal olaylara duyarlı bir üniversite öğrencisi olmanın ne gibi zorlukları var?

Soner Karakuş: Ülke olarak çok zor dönemlerden geçiyoruz. Üniversiteleri de bu zorlu süreci göz önünde tutarak değerlendirmek gerekiyor. Toplumsal olaylara duyarlı bir insan olmak genel anlamda kendi içerisinde pek çok zorluğu barındırıyor. Üniversite içerisinde de duyarlı bir birey olmanın çeşitli zorlukları var. En başta insanların ön yargıları ile mücadele etmek zorunda kalıyorsunuz. Tabi bunda kişilerin ideolojik yönelimlerinin de önemli bir etkisi var. Hatta milliyetçi bir perspektiften bakan bir insan için kolaylıkla bir düşman ya da terörist olabiliyorsunuz. Bu kişilerin sayısı hatırı sayılır olsa da esas çoğunluğu siyasetten korkan ve uzak duran kitle oluşturuyor. Haksızda sayılmazlar tamamen insani taleplerle Ankara’da bulunan insanların içinde bombalar patlatıldı. 10 Ekim saldırısı insanların alanlara çıkma ve taleplerini dile getirme konusundaki özgüvenini kırdı. Tüm yaşananları üst üste topladığınızda siyasete ya da toplumsal gelişmelere duyarlı insanlar üniversite içinde dahi pek makbul bulunmuyor.

dsc_0010.jpg

“NE SÖYLERSENİZ SÖYLEYİN TERÖRİST DAMGASI YİYEBİLİYORSUNUZ”

Tuğçe Kızar: Bana da arkadaşlarım ‘nasıl cesaret edebiliyorsun siyasete ilgi duymaya’ diye yaklaşıyor. Yani siyaset üniversitede dahi cesaret konusu olmuş durumda. Tüm bunların yanında bir de ülkede yaratılan iklim o kadar boğucu bir hal aldı ki, ne söylerseniz söyleyin terörist damgası yiyebiliyorsunuz. Düzey bazen bunun da altına düşebiliyor. Örnek vermek gerekirse ‘Ermeniler’ dahi denebiliyor devrimci öğrencilere. Ermeniliği bir hakaret olarak görüyor ve bu şekilde dışa yansıtıyorlar. Öğrenciler dışında hocalar zaten siyasi meselelere oldukça mesafeli duruyorlar. Mesela bir dersimizde hocamız derse ilk girdiği gün kesinlikle siyasi konularda yorum yapılmasını istemediğini belirtmişti. Böylesine depolitize olmuş bir üniversitede toplumsal olaylara duyarlı bir öğrenci olmak hiç kolay değil. Bu zorlukların en başında ise arkadaşlarımın benden uzaklaşmasını söyleyebilirim.

Ülkemizdeki bilimsel düzeyi göz önüne aldığınızda, üniversite hayal ettiğiniz gibi bir yer mi?

Soner Karakuş: Bugün iktidarın eğitim alanında attığı her adım üniversiteleri bilimden biraz daha uzaklaştırıyor. Mesela rektörlük basitinden bir panel, söyleşi ya da konferans gibi etkinliklere sadece kendi ideolojik yönelimindeki kişileri kabul ediyor. Cihatçısından, şeriatçısına geniş bir yelpazeden bahsediyorum. Kısacası üniversitelerin bilim yuvası haline gelmemesi için ellerinden geleni yapıyorlar.

“ÜNİVERSİTE HAYAL EDİLENİN DE ÖTESİNDE BİR YER”

Sırf sol görüşlü öğrenciler talep ediyor diye film izlemek için dahi salon vermeyen bir anlayışla mücadele ediyoruz. Özgür düşünce ve tartışma ortamının olmadığı bir yerde nasıl bilimsel faaliyetlerin geliştirilmesi beklenir, bu imkansız. Bu durumun sadece bizim üniversitemize has olduğunu düşünmüyorum diğer üniversiteler de aynı. Geçtiğimiz aylarda gündemi yoğun bir şekilde meşgul eden akademisyenler bildirisinde imzacı olan hocalarımıza yönelik korkunç saldırılar oldu. Kapılarının önüne ‘okulda PKK’lı istemiyoruz’ yazıları asıldı. Kapılarına kırmızı boya döküldü ve sayısız tehdit aldılar. Soruşturmalardan zaten bahsetmiyorum. Üniversite hayal edilenin de ötesinde bir yer bence.

dsc_0002.jpg

Tuğçe Kızar: Üniversitede bilimsel aktivite diye bir şey yok, özellikle benim bölümüm tam anlamıyla hayal kırıklığı. Turizm bölümünde okuyan çoğu arkadaşım gibi ben de geleceğimi göremiyorum. Onun dışında ödev sözü bile kulağa çok nitelikli bir durumu çağrıştırmıyor. Lise düzeyine çektiler açıkçası üniversiteleri. Size öğretim üyelerinin niteliğiyle ilgili ilginç bir örnek vermek istiyorum. Matematik dersinde hocamız tahtaya yazılan bir soruyu ders boyunca çözemedi ve çözemeyince önemli olanın sonuç değil izlenen yol olduğunu ifade etti. Ancak sınav yaptığı zaman da çoktan seçmeli test tarzında bir sınav yapıyor. Üniversitede Aziz Nesin’lik hikaye çok. Öte yandan pek çok akademisyen torpille atanıyor, hal böyle olunca nitelik de ister istemez düşüyor. En son felsefe bölümünde bir akademisyenin eşi torpille üniversitede görev almıştı. Bu durum basına yansıdı zaten. Üniversitedeki bilimsel düzey bu boyutlarda. Tahayyül edebilmeniz için korkunç bir bilinç dünyasına sahip olmalısınız.

Geçtiğimiz aylarda Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde gerçekleştirilne bir etkinliğe El Kaide mensuplarının katıldığı iddia edildi. Akdeniz Üniversitesi'nde neler oluyor? 

Soner Karakuş: Irkçıların ve gericilerin üniversitede elinde bulundurdukları topluluklar vasıtası ile bu tarz etkinlikler yapılıyor ve üniversitenin en büyük salonu bu tarz kişilere tahsis ediliyor. Bahsettiğiniz etkinlik sözde Bayırbucak Türkmenleri adına yapılan bir etkinlikti. Milli Kültür Topluluğunun öncülüğünde yapılmıştı. Afişte bu şahsın silahlı fotoğrafı görünüyor. Görsellerini sizinle paylaşacağız zaten. Düşünebiliyor musunuz; bir etkinlik için onlarca zorluk çıkaran rektörlük bu afişe izin veriyor. Her olayda sol görüşlü öğrencilere aman vermeyen Polis ve ÖGB (özel güvenlik birimi) üniversiteye gelen ‘El Kaide’ mensubu bu adam için hiçbir işlem yapmıyor. Ama örneğin biz Antalya’da yüzüncü yıl caddesinde bulunan bir üst geçitte ‘Barış En Güzel Şiirdir’ Yaşar Kemal’e ait bu güzel sözün pankartını astığımızda hemen gözaltına alındık ve türlü baskılara maruz kaldık. Bu üniversite içinde de geçerli bir realite. Sol görüşlü öğrencilerin bildirileri ve afişleri toplatılırken cihatçıların ya da faşist zihniyetlerin kollandığını gözlemliyoruz. İnsanlarımızın geç olmadan bu yaşananları öğrenip dikkatli olmalarında fayda olduğunu düşünüyorum. İktidar ulaşamadığı tek alanı, üniversiteleri de ele geçirirse geriye fazla bir hareket alanı kalmıyor.

cctmgxixiaalws4.jpg

Tuğçe Kızar: Üniversitemize sadece Mehmet Ali Öztürk gelmedi. İHH öncülüğünde düzenlenen bir etkinliğe Nurettin Yıldız çağırıldı konuşmacı olarak. Bu kişi 6 yaşında bir kız çocuğunun evlendirilmesinin doğru olduğunu söyleyen birisi. Sadece bununla da kalmıyor, bir kız çocuğunun amcasının yanında iç çamaşırı ile gezmeyeceğini dahi söylüyor. Yaş aralıklarını duyduğunuzda dehşete kapılıyorsunuz ama karşımızda mücadele ettiğimiz zihniyet bu maalesef. Şahsın etkinliğine gittiğimizde bazı arkadaşlarımız tanındı ve dışarı çıkarıldı. O andan sonra salona başı açık öğrenci potansiyel protestocu olacağı gerekçesi ile alınmadı. Sinema topluluğu salon istediğinde yer tahsis etmeyen rektörlüğün bu tarz etkinliklere izin vermesine artık şaşırmıyorum.

mkt1.jpg

Akdeniz Üniversitesi'nin yeni rektörü Mustafa Ünal oldu. Rektör değişikliğinin üniversite içinde ne gibi bir etkisi oldu?

Soner Karakuş: 'İsim dışında pek değişiklik olmadı' demek isterdim ancak çok daha farklı şeyler oldu. Faşist gruplar sürekli olarak devrimci öğrencilerin bulunduğu ‘Olbia’ bölgesine rektörlük kontrolünde geliyor ve provokasyonda bulunuyorlar. Bu aralar yeni bir faşist grup türedi ‘Türkçü Turancı Hareket Platformu’ diye sayıları az, ancak çok provokatör bir grup. Direkt olarak kafatasçı bir yapıya sahipler. Yaşanan gerginlikler sonucunda rektörlük izni ile okula polis giriyor. Arkadaşlarımız gözaltına alınırken bu faşist gruplar gelip arkadaşlarımızı rahatlıkla polis kontrolünde darp edebiliyorlar. Üniversite içinde açıkça işkence suçu işleniyor anlayacağınız.

“GEÇEN SENE ARKADAŞIMIZA MUHBİRLİK TEKLİF EDİLDİ”

Üniversite dışında da farklı olaylar cereyan edebiliyor. Örneğin geçen sene bir arkadaşımızı karakoldan arayıp polis olduğunu iddia eden bir kişi açık açık muhbirlik teklifinde bulundu. Muhbirlik yapması karşılığında maddi destek ve üniversitede yüksek not ortalama vaat ettiler. Arkadaşımız bu görüşmeyi telefonu vasıtası ile kaydetti. Biz bu görüşmeyi Genç Gazete’de yayınladık ve haber yaptık. Tüm bunlar ayyuka çıkınca arkadaşımız karakoldan tekrar arandı ve böyle yapmasının doğru olmadığını söyleyerek tehdit ettiler. Anlayacağınız akıl almaz şeyler yaşanıyor. Ajanlaştırılan öğrenciler var mıdır bunu bilemiyorum ama olması muhtemeldir.

Öğrenciye muhbirlik teklifinin ses kaydı:

Tuğçe Kızar: Tüm bunlarla birlikte farklı sorunlarla da karşılaşabiliyoruz. Örneğin sosyal medyada çok fazla tehdit mesajı alıyoruz. Arkadaşlarımızın fotoğraflarını kendi sayfalarında paylaşarak hedef gösteriyorlar. Kısacası üniversite öyle bir ortama dönüştü ki, ‘kafalarınız kesilecektir’ diyenler, tehditin her türlüsünü yapan insanlar rahatlıkla gezebiliyor ya da okuyabiliyorlar. Bu durum böyle sürmeye devam ederse yeni Ömer Ulusoy vakalarıyla karşılaşmamız kaçınılmaz görünüyor.  

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)