• BIST 106.825
  • Altın 146,023
  • Dolar 3,5179
  • Euro 4,1308
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 26 °C
  • Adana 27 °C
  • Antalya 24 °C

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 16 Ağustos 2016

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 16 Ağustos 2016
Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi...

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

'Aldatıldık' dememek için, 'aldanmamak' için ve ülkemizde ve dünyada olan bitenlerin farkında olmak için okumak ve daha fazla okumak gerektiğini bir kez daha ghatırlatmakta bir sakınca görmüyoruz.

Ülkemizin sürüklenmeye çalışıldığı karanlığa karşı en etkili direniş alanlarından birinin 'okumak' olduğunu düşünüyor ve sizlere daha aydınlık günlerde daha çok kitaplı gelecek günler diliyoruz.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

Kitap dünyasındaki son gelişmelerden haberdar olmak için ABC Kitap sayfalarını takip etmeniz sizin için yeterli.

ABC Kitap sayfalarını okumadan kitapçı ve sahaf turuna çıkılmaz.

ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz.

YENİ ÇIKANLAR

ozel-bir-aci08af4b0be607826519eb5fbde4c5b6a6.jpg

Andrew Miller
ÖZEL BİR ACI
Kırmızı Kedi Yayınları

"Dünyanın en çok hangisine ihtiyacı var: iyi yürekli, sıradan birine mi, yoksa yüreği buzdan, taştan yapılmış, olağanüstü bir insana mı?"

1739 yılında İngiltere'de soğuk bir kış günü dünyaya gelen James Dyer sıradışı bir çocuktur: Ne fiziksel ne de duygusal acı hissetmektedir. Bu tuhaf özelliği nedeniyle, sirk ucubeliğinden dâhi bir cerraha dönüştüğü maceralı bir yaşamı olur Dyer'ın. Ama toplumun içinde ne kadar yükselirse yükselsin, hep eksik bir insandır o, çünkü acı hissetmemenin yanında sevgi ve merhamet de hissedememektedir. Ta ki onun cezalandırıcısı ve kurtarıcısı olacak gizemli şifacı kız Mary'yle tanışana kadar...

Yayımlandığı 1997 yılında büyük ses getiren, sırasıyla Uluslararası IMPAC Dublin Edebiyat, James Tait Black ve İtalyan Grinzane Cavour Ödülü'nü kazanan bu ilk roman, yazarına dünya çapında bir ün de getirdi. Yayınevimizden daha önce çıkan Saf ve Oksijen adlı romanlarıyla ülkemizde kendi okur kitlesini yaratan yazarın bu kitabı, fantastik karakterleri, titizlikle kurgulanmış tarihsel detayları, okuru hem ürperten hem de büyüleyen alışılmadık atmosferiyle benzersiz bir deneyim sunuyor. 

408 s. İstanbul 2016

isvec-cetesi62a6ff53627150b1ea34d04f8bfa8c8c.jpg

Stefan Thunberg, Andres Roslund
İSVEÇ ÇETESİ
Doğan Kitap

Gerçek bir suç romanı...
Üç erkek kardeş. 
Bir çocukluk arkadaşı. 
Bir kız arkadaş. 
Ve bir baba…

Kurdukları çetenin akıl almaz macerası sona erdiğinde, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak… İsveç ordusundan çaldıkları cephaneyle sadece iki yıl içinde dokuz banka soyan ve Stockholm Garı'nı bombalayan kardeşler Leo, Felix ve Vincent ile birer suçluya dönüşmelerine neden olan kişinin, babaları Ivan'ın müthiş hikâyesi… 

Stefan Thunberg, İskandinavya'nın ünlü senaristlerinden. Çalışmaları popüler televizyon dizilerinden İsveç sinemasının son yıllardaki önemli filmlerine uzanıyor. Ailesinin yaşamöyküsünden ilham alan İsveç Çetesi, Thunberg'in ilk romanı. Anders Roslund, ödüllü bir gazeteci ve yazar. Börge Hellström ile ortaklaşa yazdığı polisiyelerin satışları dünya çapında beş milyonu aştı. Romanları Dagger, Glass Key ve İsveç Polisiye Yazarları Akademisi ödüllerine değer görüldü. Bu roman, gerçek bir olaya dayanmaktadır.

736 s. İstanbul 2016

moiraa7c740ffd97339deb3070328d69aeb3e.jpg

Julien Green
MOİRA
Everest Yayınları

André Gide'in "karanlık dehası"nı övdüğü, Hermann Hesse'nin "Hıristiyan Kafka" olarak tanımladığı Julien Green, Academie Française'e kabul edilen ilk yabancı yazardır. Green'in Virginia Üniversitesi'ndeki gençlik yıllarından ilham alarak yazdığı Moira'da, gençliğin "doğal olarak romantik" arzuları, dinin ya da çağın ketlemesiyle karakterlerin yaşamlarını cehenneme çevirir; artık onlar için yeryüzünde mutluluk yoktur.

Arzu ve inanç, masumiyet ve karanlık arasındaki savaşa, dinsel şiddetin kaynağına ve sonuçlarına dair bir mesel, arzular ketlendiğinde olabileceklere dair gerçek bir önsezi olan Moira'da Green, her türlü dünyevi duyguyu din adına dışlayan, kendini bir fanusa hapseden Joseph'in dünyasının karmaşasını aktarırken, sarkacın bir uçtan diğerine nasıl birdenbire hızla savrulabileceğini gösterir.

"Madenci lambasını alışkın olduğumuzdan çok daha karanlık gölgeler arasında gezdiren bir yeraltı Balzac'ı."
-Maurice Maeterlinc-

286 s. İstanbul 2016

granfordd86c34f568833d3e4f199f452bb2d870.jpg

Elizabeth Gaskell
CRANFORD
İletişim Yayınları

Cranford, 19. yüzyıl İngiliz edebiyatının dev yazarı Elizabeth Gaskell'ın İngiliz taşrasına kadınlar arasındaki dostluklar üzerinden bakan başyapıtı.

Cranford'da Gaskell, bekâr ve orta yaşlı iki kadının, Miss Deborah ve Miss Matty'nin serüvenleri üzerinden taşra yaşamına dair minimalist portreler sunuyor. Kadınlar arasındaki arkadaşlıklar ve alışkanlıkların dekoru olan Cranford, adab-ı muaşeret ve gelenek üzerine satirik bir anlatı olduğu kadar ironi ve mizah, ölüm ve trajedinin eşzamanlı yürürlükte olduğu bir insanlık sahnesi teşkil ediyor. Elizabeth Gaskell'ın gerek aile yaşamı gerek toplumsal yaşama yönelik keskin gözlem gücünü yansıtan Cranford, Jane Austen'dan sonra 19. Yüzyıl İngiliz toplumuna kadınların penceresinden bakmayı sürdüren birinci sınıf bir yazarın elinden çıkma bir başyapıt.

"Sevgili Şehrazad'ım, hikâye anlatma yeteneğinin bir gecede tükenmeyeceğine, en azından bin bir gece süreceğine eminim."
-Charles Dıckens-

273 s. İstanbul 2016
 

kuyu3c0bab76292a017f8949739cd4381aac.jpg

Catherine Chanter
KUYU
Yapı Kredi Yayınları

Catherine Chanter, bu ilk ve ödüllü kitabında; Ruth ve Mark çiftinin, şehrin krizlerinden kurtulup cennet hayallerini bir çiftlikte yani Kuyu'da yakalama arzularını anlatıyor. Yeni bir başlangıç yapmak için taşındıkları verimli arazi, ülkede yağmur alan tek bölge olunca, hem hayranlık hem de nefret nesnesi haline geliyorlar. Ve hayranlığın da, nefretin de bedeli ağır oluyor...

Henüz yayımlanmadan ödül kazanan Kuyu'da karanlık bir gelecek kurgusunu suç, aşk, inanç, yıkım ve yeniden doğuş temalarıyla müthiş bir beceriyle harmanlıyor. Kuyu'nun sırrı aydınlanırken, Chanter, okura her adımda yoğunlaşan bir duygusal deneyim yaşatıyor.

Olağanüstü. Sürükleyici bir gizemle incelikli psikolojik dramı vurucu bir anlatımla harmanlayan, büyüleyici bir ilk roman.
-Publishers Weekly-

Kesinlikle güçlü bir metin, hem içerdiği fikirler hem de bunları işleyişi bakımından.
-Guardian-

Kuraklıkla kavrulan, isyan tehdidi altında bir ülke; meşum bir tarikat; çözülememiş bir cinayet ve giderek artan baskı. Catherine Chanter distopik bir kâbusun bütün bileşenlerini bir araya getirip müthiş sürükleyici bir anlatıya imza atmış
-Independent-

360 s. İstanbul 2016

lizbon-kusatmasinin-tarihie80c3e448c76574c20114246d836d326.jpg

Jose Saramago
LİZBON KUŞATMASININ TARİHİ
Kırmızı Kedi Yayınları

Düzeltmen Raimundo Silva, üzerinde çalıştığı tarih kitabının bir cümlesini değiştirir. Olumsuzluk takısı eklediği fiil, 1147 yılında gerçekleşen Lizbon Kuşatması'nın tarihini tümüyle altüst eder. Metinde bile isteye yaptığı bu hata, göreve yeni atanan yayın koordinatörü Maria Sara'nın dikkatini çeker. Merakı kamçılanan Sara, düzeltmene alternatif bir tarihsel roman yazmasını önerir. Raimundo Silva sonu belli bu tarihsel olayı bambaşka gözlerle anlatan kurmaca bir metin inşa ederken, yayın koordinatörü Maria Sara'yla başlayan tutkulu ilişkisi roman kahramanlarının öyküsüne yansır. José Saramago'nun kaleminden bir kuşatmanın, kuşatmaya dönüşen bir aşkın hikâyesinin anlatıldığı, Lizbon'un dünüyle bugününün iç içe geçtiği gizemli bir roman.

Tarih yazımı, yaratıcılık ve "tarihin içine yerleştirilmiş öyküler" üzerine derin bir düşünüşün ürünü olan Lizbon Kuşatmasının Tarihi, ilk kez Portekizce özgün metinden yapılan titiz çevirisiyle okurlarla buluşuyor.

"Bu başdöndürücü masal, tarihin, dilin ve hayal gücünün sınırlarında gezinen eğlenceli bir haşarılık örneği."
-Publishers Weekly-

344 s. İstanbul 2016

celik-gemiler-demir-bahriyeliler242564771a2dbe862273ac8b8021a901.jpg

Cem Gürdeniz
ÇELİK GEMİLER DEMİR BAHRİYELİLER
Kırmızı Kedi Yayınları

"Savaş gemisi güvertesi, vatan toprağıyla eşdeğerdedir"

Denize, denizcilere ve donanma tarihimize dair yüzlerce kitaptan çok önemli bir farkı var Çelik Gemiler Demir Bahriyeliler'in... E. Tümamiral Cem Gürdeniz, kendisinin de hedef seçildiği kumpas davalarda mağdur olan silah arkadaşlarının ve komuta ettikleri gemilerin serüvenlerini anlatıyor.

Gürdeniz, Balyoz kumpası nedeniyle bulunduğu Silivri 5 No'lu Ceza ve Tutukevi'nde dava arkadaşlarıyla yaptığı gemi ve deniz söyleşilerini, kendi gemisi Gaziantep firkateyniyle ilgili unutulmaz anıları satırlara döküyor.

Çelik Gemiler Demir Bahriyeliler, gözünü ufuktan ayırmayan bir gemi komutanının kaleminden, benzersiz bir denizcilik anıları çalışması. Tümüyle denizde yaşananlara ve gerçeklere dayanan, başarı ve heyecan dolu bu hikâyeler, Cumhuriyet Donanması'nın kumpas davalar yoluyla neden "Hedefteki Donanma"ya dönüştüğünün de ipuçlarını veriyor.

"Donanmamız, Mustafa Kemal'in ışığında ilerleyecek tarihsel birikime, yeteneğe ve kumpas mağduru demir bahriyelilerle örneklenen dik durma geleneğine sahip bir donanma olarak Kuvayı Milliye Donanması'nın ruhunu yeniden kazanmalıdır. Bu coğrafyada 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ancak Kuvayı Milliye ruhuyla ayakta kalabileceğimiz yalın bir gerçektir. Ayakta kalacağımızdan da kuşkum yoktur."
-Cem Gürdeniz, 20 Temmuz 2016-

340 s. İstanbul 2016

tanrisiz-genclikd22ce646f36f87328fe358ed0e7d0025.jpg

Ödön Von Horvath
TANRISIZ GENÇLİK
Jaguar Kitap

Hayatın her zerresine ince ince sızmış faşizm, genç bir öğretmeni vatana veya vicdanına ihanet etmeye zorlar. Devrin hâkim değerlerini ayakları altına alıp hakikate doğru attığı her adımda, güncelliğini hiç yitirmeyen sorular sorar genç öğretmen: Karanlık zamanlarda sormak ve cevaplamak için cesaret gerektiren sorular.

Uzun bir süre boyunca hak ettiği değeri göremese de, Almancanın yirminci yüzyıldaki en önemli yazarlarından biri olduğu hiç unutulmayan Ödön von Horváth, çocukların bile masumiyetlerini kaybettikleri bir çağı anlatıyor Tanrısız Gençlik'te. Tanrısız Gençlik, Oktay Değirmenci'nin Almanca aslından çevirisi ve göndermelerle örülü bir romanın büyüklüğünü biraz daha anlaşılır kılan açıklamalarla…

"Horváth, Brecht'ten daha iyi." 
-Peter Handke-

"Neslinin en yetenekli yazarı." 
-Stefan Zweig-

192 s. İstanbul 2016

ferdi-ve-surekasi-gunumuz-turkcesiyle63877f4a8e2cadc09adccc483f70cb2b.jpg

Halid Ziya Uşaklıgil
FERDİ VE ŞÜREKASI
Can Yayınları

-Halid Ziya'ya kadar, romancı muhayyilesiyle doğmuş tek muharririmiz yoktur. Hepsi roman veya hikâye yazmaya hevesli insanlardır.-
-Ahmet Hamdi Tanpınar-

Halid Ziya'nın "İzmir'de yazılmış büyük romanlarımın sonuncusu" olarak tarihlediği ve "gerçek hayata pek yakın sayfalarla, hele dedemin ve babamın ticarethanesinden, banka âleminden kalmış izlerle dolu" diye nitelediği Ferdi ve Şürekâsı, edebiyatımızda çok fazla örneği olmayan kurum temalı romanlardan biridir. Kitap olarak 1895'te basılan eser, 19. asır sonu İstanbul'una, ticaret hayatına ve toplumsal sınıflara dair geniş ayrıntılarla bezeli. Çarpıcı bir aşk ilişkisinin merkeze alındığı Ferdi ve Şürekâsı'nda Halid Ziya, edebî dehasını bir kez daha göstererek romantik zengin-fakir eşleşmesine bambaşka bir açıdan bakıyor. Yazarın 1945'te elden geçirdiği roman, ilk baskılarıyla karşılaştırıldı ve özgün diline en az dokunuşla günümüz Türkçesine uyarlandı. 

192 s.İstanbul 2016

calisma-dusuncesi37a6e2bcf323f008d2df38bd5399ae71.jpg

John W. Budd
ÇALIŞMA DÜŞÜNCESİ
Ayrıntı Yayınları

"Aydınlıkta saklanmak" tabiri, her an karşı karşıya bulunduğumuz, sürekli gözümüzün önünde tekrarlanan, aşina olduğumuz şeylerin, durumların dikkatimizi çekmeyeceğini ve dolayısıyla bizlere "görünmez" olacağını ima eder. "Çalışma" eylemi de tıpkı bu her an tanık olduğumuz ancak sürekli aşina olma durumundan dolayı fazla dikkat çekmeyen eylemlerden biri. Çalışmanın insanlık tarihi kadar gerilere giden bir geçmişi var. Ancak modern sanayi toplumlarında sosyalleşenler olarak çalışma kavrayışımız, ana akım iktisat öğretisinin "istihdam" ile eş bir biçimde tanımladığı çalışma kavrayışıyla sınırlıdır. Bu bakımdan emek piyasalarında ücret karşılığında yapılan eylemler dışındaki çok geniş bir eylemler alanını çalışma tanımlamasının dışında görme eğilimi oldukça yaygındır. Ancak John W. Budd, Çalışma Düşüncesi'nde çalışma ile ilgili son derece geniş bir anlam alanı sunarak bizleri bu dar çalışma kavrayışının ötesine götürüyor. Budd, bu kitapta çalışma ile ilgili birbirinden farklı ama elbette birbirinden kopuk olmayan on kavramlaştırmayı kullanarak, gündelik yaşamımızda her an karşı karşıya bulunduğumuz çalışma eyleminin ne denli geniş ve derinlikli bir anlama sahip olabileceğini ve çalışmanın, üzerinde çokça düşünülmeyi hak eden bir kavram olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla bu kitap, çalışmanın emek piyasalarındaki "istihdam"dan çok daha fazlası olduğunu göstermenin yanı sıra, bunun entelektüel bir çabadan öte bir anlam taşıdığını da ortaya koymaktadır. Çünkü konumumuza bağlı olarak örneğin İş Mahkemesi Hâkimi veya Belediye Başkanı olarak sahip olduğumuz çalışma kavrayışı, vereceğimiz kararları da doğrudan etkileyecek ve bunun somut karşılığı olacaktır. 

Çalışma temasına ilgi duyan herkese bu konuda geniş, derinlikli aynı zamanda da okunması kolay açıklamalar vadeden bir metin.

384 s. İstanbul 2016

karacaoglan7c5b2b5035c9d5e8468a5f22e97d8d8f.jpg

Ahmet Şükrü Esen
Karacaoğlan-Anadolu Aşıkları
İş Bankası Yayınları

Ahmet Şükrü Esen'in otuz yıllık derleme çabaları sonucunda oluşturduğu defterlerden çıkarılan malzemeler üzerine Pertev Naili Boratav ve çalışma arkadaşları Rémy Dor ve A. Fuat Özdemir'in başlattığı âşık edebiyatı ve anonim halk edebiyatı çalışmaları "Anadolu Âşıkları Dizisi"yle bütünlüklü ve kalıcı bir külliyata dönüşüyor. Dizinin ilk kitabı Karacaoğlan.

Karacaoğlan adına bağlı olarak aktarılan sözlü ve yazılı anlatılar, söylenen türküler Hazar'ın doğusunda Orta Asya Türkmenistan, Azerbaycan ve Osmanlı coğrafyasında yaklaşık altı yüz yıldır yaşamaktadır. Bu toplumların ataları yüzyıllarca evvel bir arada yaşadıkları dönemlerde muhtemelen Karacaoğlan'a ait türküler söylediler. Toplumsal bellekte bir âşık tipi olarak Karacaoğlan'ı ve onun türkülerini yaşattılar. İlhan Başgöz haklı olarak şöyle der: "Karac'oğlan'ın şiirlerini tek bir sanatçının değil, birçok kişinin dil ve tel birliğinden dokunmuş böyle bir halk kumaşı, böyle bir gelenek olarak değerlendirmek istiyorum." Değerli halk bilimcimiz Pertev Naili Boratav'ın başlattığı bu anıtsal çalışmaya sahip çıkıyor, edebiyatımıza kaynaklık eden altı yüz yıllık bir hazineyi sizlerle buluşturuyoruz. 

680 s. İstanbul 2016

dogu-ekspresiad7f7b548a630ed71c23ce3eedf6381c.jpg

John Dos Passos
DOĞU EKSPRESİ
İletişim Yayınları

Doğu Ekspresi, 20. yüzyıl Amerikan edebiyatının önemli yazarlarından John Dos Passos'un Doğu'ya dair izlenimlerini aktardığı keyif verici bir seyahatname. John Dos Passos, Doğu Ekspresi'nde 1920'lerin başında Anadolu, Doğu Avrupa, Yakındoğu ve Ortadoğu'ya seyahatlerinde karşılaştığı görüntüleri, sesleri ve kokuları titiz bir edebiyatçı dikkatiyle anlatıyor. Tiflis'ten Erivan'a, Kazvin'den Şam'a uzanan yolculuğunda en sıradan görünen manzaralara usta bir ressam gibi renk ve anlam katıyor. Suriye Çölü'nü aşan, Kafkaslar'ı tırmanan, Britanya'nın denetiminde yeni bir Irak'ın kuruluşuna tanıklık eden Dos Passos, Doğu'nun dertleri ve güzelliklerine aynı anda dikkat kesilirken Doğu Ekspresi keyif verici bir seyahat anlatısına dönüşüyor. 20. yüzyıl başında Batı'da benzerine az rastlanır cinsten bir Doğu seyahatnamesi. "Dos Passos'un dünyası, tıpkı Kafka'nın Faulkner'ın ve Stendhal'ınki gibi imkânsız bir dünya: çelişkilerle dolu. Ama güzellik, tam da çelişkide gizlidir; örtük bir çelişkidir. Dos Passos'un zamanımızın en büyük yazarlarından biri olduğunu düşünüyorum." 
-Jean Paul Sartre-

192 s. İstanbul 2016

 

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

sosyal-demokrasi-baska-bir-duzen-mumkun21dd23ca964a8aacee2f22f75080a7f9.jpg

Necdet Saraç
Sosyal Demokrasi- Başka Bir Düzen Mümkün
Asi Kitap

Sosyal demokrasi iktidarı hayal mi? Yüzyıl kendini yenileyemiyor… "Sosyal demokrasinin iktidarı hayal değil" diyenler 21. yüzyılın "romantikleri" mi? Demokrasi ile sosyalizm idealini birleştiren, eşitlikçi, özgürlükçü başka bir düzen kurmak mümkün mü? 21. yüzyıl böyle bir yüzyıl olabilir mi? "Krizler ne kadar acılı ve tehlikeli olsalar da, savaşların verildiği ve kazanıldığı zeminler" değiller mi?

Dünyada ve Türkiye'de sistemi tartışmadan "devleti ele geçirme" mücadelesi, yerini devleti demokratik ve sosyal olarak yeniden inşa etmeye, demokratikleştirerek dönüştürmeye bırakmalıdır. Bunun da yolu sosyal demokrasinin devrimci bir yaklaşımla kendisini yeniden yapılandırmasından ve "sosyal refah devleti"ni de yeniden tanımlamasından geçmektedir… Sosyal demokrasi yapısı gereği "reformisttir". Reformist taleplerin bile "devrimci sayıldığı" bu dönemde sosyal demokrasi "yıkıcı bir yapıcı" olarak "düzeni değiştirme" şansına sahiptir... Türkiye sosyal demokrasisi değişirse Türkiye değişir. Türkiye değişirse bölge değişir...

İşte bu kitap hem sosyal demokrasinin temel tezlerine sorularla cevap veriyor, hem de 21. yüzyılda "yeni bir düzen"in kurulabileceği "hayalini" tartışmaya açıyor...

192 s.İstanbul 2016

cinsiyeti-yazmak12419081836baabea689d01414470334.jpg

Yayın Hazırlayan: Zeynep Direk
Ege Selin İşlekel, Halide Velioğlu
CİNSİYETİ YAZMAK
Yapı Kredi Yayınları

"Cinsiyetli Olmak: Sosyal Bilimlere Feminist Bakışlar" kitabının devamı niteliğindeki bu derleme, cinsiyetli varoluşumuzu, toplumsal cinsiyeti ve cinselliği daha iyi anlama ve anlamlandırma çabasının bir sonucu. Kadın yazar ve akademisyenlerin teorik düşünümlerini somut deneyimlerle bir araya getirerek zenginleştirdiği bu yazılar toplumsal cinsiyet ve cinselliğin toplumsal ve tarihsel sorunlarla bağlantılarını tespit etme çabasında buluşuyor. 

Kitabı yayına hazırlayan Zeynep Direk'in ifadesiyle: 
"Cinsiyet bir öğrenme alanıdır: insan başkalarını, aynılığın desteklendiği, farklılığın ezildiği toplumsal hayatı her zaman bir durum içinde bulunan bedeniyle deneyimler. Beden ve onun duygulanımları, iktidar ilişkilerini idrak etmenin, yorumlamanın en kritik araçlarından birisidir. Bedensel hafızamız toplumsal cinsiyet normlarını tekrar tekrar işleme sokmayı ve icra etmeyi dayatan ve sorgulaması kolay olmayan anılarla, bilgilerle doludur; bununla birlikte adalet, hakikat, dayanışma gibi değerler yeni duygulanımların, yeni kavramların ve farklı bir dilin oluşmasının yolunu açarlar. Yeni davranışların kökeninde her zaman yeni bir dil vardır. Bu kitapta okuyacağınız yazılar da yeni bir dili yaratmak, cinsiyetli varoluşta sözünü kurma, söyleme ve direnme olanaklarını açmak, genişletmek için yazıldı."

Yazarlar; Ege Selin İşlekel, Halide Velioğlu, Çiğdem Yazıcı, Zeynep Köylü, İmge Oranlı, Zeynep Gemuhluoğlu, Elif E. Akşit, Zeynep Talay, Zeynep Direk, Fulden İbrahimhakkıoğlu, Nazlı Pektaş, Riitta Cankoçak.

240 s. İstanbul 2016

ciglikc5f7089c4bc52e51ca1388e2429fc5fc.jpg

Mustafa Hoş
Çığlık-Türkiye’yi Sarsan Ensar Vakası
Destek Yayınları

Çocuklar istismar edilirken susan suç ortağıdır.

Şehirde sessiz bir çığlık yükseliyordu...
Çığlık şehrin karanlıklarından sokaklarına taşmıştı...
Görüyorlar ama duymazlıktan geliyorlardı...
Ben o çığlığı duydum...
Küçük bedenlerin büyük çığlığına koştum...

Bu kitap Karaman Ensar Vakfı ve KAİMDER yurtlarında yaşanan çocuklara tecavüz davasının perde arkasını anlatıyor. Okurken tüyleriniz ürperecek ve Türkiye'de şimdiye dek yaşanmış en korkunç kötülükle yüzleşeceksiniz. 
Kitap bittiğinde herkes şu soruyu soracak: "Çocuklara gözümüzün önünde tecavüz edilirken ben ne yaptım?"
Karaman yarım bırakılmış bir davadır.
Karaman'da hâlâ sessiz bir çığlık yükseliyor.
Ensar ve KAİMDER'den şikâyetçi olan aileler var...
Duyun bu çığlığı!

168 s.İstanbul 2016

unnamed-040.jpg

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)