ABC Kitap | Yeni Çıkanlar | 7 Mayıs 2019

ABC Kitap | Yeni Çıkanlar | 7 Mayıs 2019

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için “Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi” oluşturdular. Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

YENİ ÇIKANLAR

Hıfzı Topuz

PARİS SÜRGÜNÜ

Remzi Kitabevi

Avni Arbaş, Zerrin ve Derya’nın Öyküsü

Yaşamı acılar ve trajik olaylarla dolu bir ressamın sürgün yılları…

Türk resim tarihine damgasını vurmuş olan Avni Arbaş’ın 84 yıllık maceralı yaşamı Paris’te sürgünde geçti. Doğum sırasında eşini de yitiren Arbaş, yıllar sonra ülkeye dönebildi.

Fransa’da Pablo Picasso, Nâzım Hikmet, Abidin Dino, Fikret Muallâ, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Pertev Naili Boratav ve Hasan Ali Yücel’le sıcak dostluklar kurdu, sanatla iç içe coşkulu yıllar geçirdi.

Annesinin adını taşıyan kızı Zerrin Arbaş ise, babasına ancak 22 yaşında kavuşabildi. 18 yaşında Amerika’da Uluslararası Güzellik Yarışması’na katılan Zerrin, orada Kızılderili kökenli ünlü bir sinema ve TV oyuncusuyla evlendi. Sonra yaşamını İstanbul’da sinema ve televizyon alanında başarıyla sürdürdü.

Zerrin’in kızı Derya Arbaş da sevilen bir sinema sanatçısı oldu. Ama ne yazık ki o da büyükbabasından beş gün sonra, 2003’te aramızdan ayrıldı.

Bir solukta okunan bu kitaptaki trajik olaylar ve buruk anılar, okuru Hıfzı Topuz’un usta kalemiyle bir dönemin canlı sanat ortamına götürüyor.

176 s.

İstanbul 2019

SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN

Gustave Flaubert

BİLİRBİLMEZLER

Çeviren:Tahsin Yücel

Can Yayınları

Bouvard ile Pécuchet, bilgisizliklerinden ve ahmaklıklarından kaynaklanan sınırsız bir gözüpeklikle her konuya el atan iki arkadaştır; görünüşleri gibi tutumları ve tutkuları da gülünçtür. Ama gülünçlükleri biraz da ele aldıkları eserlerin, karşılaştıkları kişi ve durumların gülünçlüğünden ileri gelir. Gerçekten de Flaubert, onların serüveninde, döneminin bilimini, felsefesini, edebiyatını, politikasını gülünç düşürmeyi amaçlar.Bilirbilmezler’i yazmaya hazırlandığı günlerde, “Öfkemi boşaltacağım bir planım var… Çağdaşlarımın bende uyandırdığı tiksintiyi onların üzerine kusacağım… Taşkın ve müthiş bir şey olacak,” demesi bundandır. Bunu da çok iyi başarır. Bu roman,Don Quijote’den TenekeTrampet’e doğru uzanan çizgide, roman tarihinin baş döndürücü doruklarından biridir.

360 s.

İstanbul 2019

SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN

John Berger

MANZARALAR

Çeviren:Beril Eyüboğlu, Özlem Dalkıran, Oğuz Tecimen

Metis Yayınları

“Bazen bir manzara orada yaşayanların hayatları için bir dekordan ziyade ardında mücadelelerinin, başarılarının ve kazalarının vuku bulduğu bir perde gibidir. Orada yaşayanlarla birlikte perdenin ardında olanlar için köşe taşları artık yalnızca coğrafi değildir, aynı zamanda biyografik ve kişiseldir.”

Berger’ın tüm yapıtı yeniden hayal etmeye, farklı biçimlerde görmeye bir davet niteliğinde. Yazı yazmak Berger için her zaman “devrimci” bir eylem olmuştur. Berger’ın düşüncesini şekillendiren bireylerden –demek yoldaşlardan– söz eden yazıları bir araya getiriyor Portreler’in kardeşi Manzaralar: Antal, Raphael, Brecht, Barthes, Benjamin. Yanı sıra haritalar, patikalar, mekânlar, köyler, kasabalar, kentler, tarihsel zamanlar. Özetle bir “hikâye anlatıcısı”nı oluşturan, var eden şeyler.

264 s.

İstanbul 2019

SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN

Fırat Budacı

KENDİMİ DURDURACAK DEĞİLİM

Nemesis Kitap

Sevgili oğlum,

Beni şu an dünyanın en güçlü ve en bilgili insanı sanıyorsun.

Ben de inancını sarsmamak adına, dinozorlardan itfaiyecilere, penguenlerden uçaklara bütün sorularını cevaplıyor, isteğin üzerine zıplayarak tavana değiyor ve ancak çok güçlü bir insanın kaldırabileceğine inandığın eşyaları havaya kaldırıyorum. Beş yıldır seni kendime hayran bırakmak konusunda pek sıkıntı çektiğim söylenemez. Fakat artık anlıyorum ki seni idare ettiğim vakitler yavaş yavaş geride kalıyor. Beş yıldır benim başaktörü, senin hayranı olduğun bu oyun burada son buluyor…

Hayata dair ayrıntılı gözlemleri ve eğlenceli detaylarıyladurum komedisindeki başarısını kanıtlamış olan Fırat Budacı’nınen beğenilen öyküleri bir arada! Bu kitabı okuduktan sonra,olaylara hep komik yanından bakacaksınız.

384 s.

İstanbul 2019

SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN

Raymond Geuss

SOKRATES’TEN ADORNO’YA FELSEFE

Çeviren:İbrahim Yıldız

Dipnot Yayınları

İnsanların sordukları sorular tarihsel ve toplumsal koşullara bağlı olarak değişiyor. Hangi soruların yönetimle, bilimle ya da dinle ilgili sorular değil de ‘felsefeyle ilgili’ sorular sayılacağı da zaman içerisinde değişiyor. Filozofların geçmişte sordukları soruların büyük bölümüne inandırıcı cevaplar verilmedi, dolayısıyla sorularımıza cevap ararken kendimizi bizden önceki bütün kuşaklara kıyasla daha talihli saymamız için bir neden yok. Gelgelelim sorular orta yerde duruyor; bir yere gittikleri yok. Filozofların görenekten kopma çabaları da dünyamızı illa ki daha iyi bir yer yapmıyor. İnsanları farklı düşünmeye özendirme girişimi kapsamında filozoflar, miras olarak aldığımız ama çoğunlukla da bize nefes aldırmayan düşünce sistemleri içerisinde yaşamaya mahkûm olmadığımızı vurguluyor, özcesi bize konuyu değiştirebileceğimizi anımsatıyorlar.

Bu kitapta ele alınan on iki filozof doğal bir grup ya da görünmez bir collegium ya da bir yargı heyeti oluşturmuyor. Bize göklerin ötesinde bir yerden acımasız ya da iyicil bir tatmin duygusuyla ya da hiç de tasvip etmeyen gözlerle bakan kişiler de değil onlar. Tarihteki olumsallıklar dünyamızın tektonik tabakalarını yerinden oynatıp belli bir konuma getirdi, bu konumdan bakıp bu filozofların yazdıklarını okumamız, bu yazıların bir kısmını hala geçerli ve aydınlatıcı bulmamız mümkün. Bu kitaplar, içerisinde bulunduğumuz şu tarihsel momentte, incelenmeyi/tartışılmayı/üzerinde durulmayı fazlasıyla hak eden eserler.

Batı tarihinin en yenilikçi ve en önemli kimi filozoflarını olağanüstü bir yetkinlik ve özgünlükle anlatan, günümüzde felsefi etkinliğin nasıl sürdürülmesi gerektiğine dair göz açıcı öneriler sunan bir başvuru kitabı.

302 s.

İstanbul 2019

SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN

Bruce Fink

LACAN’DA AŞK

Çeviren:Zeynep Oğuz, Elif Okan Gezmiş

Kolektif Kitap

Lacancı psikanalist Bruce Fink bu kitabında Lacan’ın aşkı ayrıntılı bir biçimde ele aldığı VIII. Seminer Aktarım merkezinde, aşk hakkında kapsamlı bir psikanalitik çözümlemeye girişiyor. Aşkın çetrefilli manevralarını simgesel, imgesel, gerçek düzlemlerinde ele alırken, açmazları ve paradokslarını eleştirel bir Lacan yorumunda birleştiriyor.

Fink aşkın farklı tarihsel dönemlerde, farklı kültürlerde taşıdığı anlamları edebiyattan, felsefeden, mitlerden, tragedyalardan örneklerle gösterirken, aslında aşk derken ne anlatmak istediğimize, aşk kelimesinin anlamına dair ortak olanı bulmaya odaklanıyor. Aşk üstüne psikanalitik bir kazı çalışması olan bu kitapokuru kendi aşk patikasını keşfetmeye davet ediyor.

“Aşkımızı ilan ederek, yani sevdiğimize yüksek sesle dile getirerek, eksiğimizi veririz. Kendimizde bir şeyin kayıp olduğunu, eksik bir varlık olduğumuzu, tüm varlığımızla bir şeyi istediğimizi beyan ederiz. Böyle olduğu halde partnerimize varlık ve tamlık hissi vermeyi başarırız. Aslında (partnerimize) sahip olmadığımız şeyi hediye ederiz. Daha doğrusu, bizde eksik olan şeyi bir başka şeye çevirir, o kişinin buna iyi bakmasını isteriz. Bu ötekinin bizim eksiğimize burun kıvırmayacağını ya da onu ayakları altına almayacağını umarız. Açıkçası bazı insanlar diğer insanların onların varlıktaki-eksiklerini ya da eksik varlığını reddedeceğinden o kadar korkarlar ki onu açığa çıkarmaya, göstermeye, vermeye çekinirler. Bu durum, sevgisini ilan ederken duyulan bütün endişelerle yakından ilgilidir: ‘Seni seviyorum’ demek ‘Ben eksiğim ve sen benim eksiğime sesleniyorsun’ demektir.”

357 s.

İstanbul 2019

SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN

Stuart Allan, Einar Thorsen

YURTTAŞ GAZETECİLİK

Küresel Persfektifler

Çeviren: İlkay Sevgi Temizalp

Kafka Yayınları

Yurttaş Gazetecilik: Küresel Perspektifler,sıra dışı olaylarla karşılaşan sıradan insanların kendilerini haber muhabiri rolünü üstlenmek zorunda hissederek, kendiliğinden gerçekleştirdikleri faaliyetleri inceliyor. Zihin açıcı yirmi bir orijinal makaleden oluşan bu derleme kitap, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Avrupa ve Avustralya bağlamında Batı’daki yurttaş gazeteciliği, bunun yanında da Brezilya, Çin, Hindistan, İran, Irak, Kenya, Filistin, Güney Kore, Vietnam ve hatta Antarktika gibi ülkelerde farklı ulusal bağlamlarda ortaya çıkan yurttaş gazeteciliğin gelişimini irdeliyor.

Yurttaş gazetecilik araştırma alanı için temel önemdeki konuları, güncel ve iddialı bakış açılarıyla ele alıyor. Yurttaş gazeteciliğin kriz muhabirliğine katkısını değerlendirip yeni diyalog biçimlerini teşvik etmeyi hedefliyor ve bunun gelecekte nasıl geliştirilebileceğini tartışıyor.

“Daha önce izleyici ya da okuyucu diye bilinen insanlar, birbirlerini bilgilendirmek için medya araçlarını kullanmaya başladığında, bu yurttaş gazeteciliktir. Bu küresel bir olgudur, çünkü yurttaş gazetecilik yapmak için kullanılan araçlar, nüfusun geneline yayılmıştır. Bu yüzden, bu konu hakkındaki fikirlerimiz de küresel olmak zorundadır. Ayrıca, yurttaşlar hakkında duygusal olmaktan ya da profesyonellerin yaptıkları karşısında önemsemez bir tavır takınmaktan kaçınmalıyız. Böyle zor bir meseleyi ancak bunun gibi bir kitap açık bir biçimde ele alabilirdi. Tek kelimeyle söylemek gerekirse, editörler bu işi başarmış.”

– Jay Rosen, Gazetecilik Bölümü,New York Üniversitesi

“Güncel vakaların küresel kapsama sahip mükemmel bir seçkisi; yepyeni hikâyeleri ve çevrimiçi gazetecilikteki en yetkin akademisyenleri bir araya getiren bir çalışma. Bu yönüyle teorinin ötesine geçen bir kitap. Elinizdeki eser, halkın halk için yaptığı haberlerin çeşitliliğini ve etkisini gösteriyor.”

– Mindy McAdams, Gazetecilik ve İletişim Fakültesi,Florida Üniversitesi

352 s.

İstanbul 2019

SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN

David Eagleman, Anthony Brandt

YARATICI TÜR

Fikirler Dünyayı Nasıl Yaratıyor?

Domingo Yayınevi

“Incognito ve Beyin’in Yazarından”

“Gerçekleri öğrenir, kurguyu üretiriz. Olanı kavrar, olabilecekleri düşleriz.”

İnsan dünyanın yeni versiyonlarını yaratıyor, hem de her gün. Yenilik üretme yeteneğimizin canlılar arasında eşi benzeri yok. İnekler koreografi hazırlamıyor, sincaplar ağaçtepelerine ulaşmak için asansör inşa etmiyor, timsahlar sürat motorları tasarlamıyorlar. Bizler ise, binlerce yıl önce meydana gelmiş bir evrimsel ince ayar sayesinde,deneyimlerimizi özümseyip onlardan “şöyle olsa ne olur”lar türetebiliyoruz.

Ünlü nörobilimci David Eagleman ve besteci Anthony Brandt şu sorunun peşine takılıyor: İnsanlığın yaratma becerisi ve güdüsünün temelinde yatan şey nedir? Zihnimizdekiyaratıcı yazılım nasıl çalışıyor, ona neden sahibiz ve bizi nereye götürüyor? Yaratıcı Tür, Picasso’dan konsept arabalara, şemsiyelerden Ay’a seyahate, eğitim sistemimizdenketçap şişelerine kadar uzanıp yaratıcı zihni mercek altına alan etkileyici bir yolculuk. Nörobilimdeki en yeni bulgulardan faydalanarak sahip olduğumuz bu derin, gizemli ve enönemli insan becerisinin temel işleyişini ilk kez böylesine görünür kılıyor ve hepimiz için daha yaratıcı bir geleceğin kapılarını aralıyor.

304 s.

İstanbul 2019

SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN

Rosemary Wakeman

ÜTOPYAYI HAYATA GEÇİRMEK

Çeviren:Ümit Hüsrev Yolsal

Koç Üniversitesi Yayınları

Şehirler tipik olarak nehirler, denizler, derin bir liman gibi doğal kaynakların veya daha büyük ve gelişmiş şehirlerin yakınlarında ortaya çıkarlar. İhtiyaç yerine emirle veya planlamayla kurulan “yeni şehir”ler içinse bu geçerli değildir.

Ütopyayı Hayata Geçirmek’te Rosemary Wakeman, Batı’daki bölgesel büyüme stratejilerinde önemli rol oynayan yeni şehir hareketinin ayrıntılı bir tablosunu çizerek 1945-1975 arasındaki altın çağında nasıl ulusaşırı bir harekete dönüştüğünü inceliyor. Finlandiya’da Tapiola’dan Pakistan’da İslamabad’a, Fransa’da Cergy-Pontoise’dan ABD’de Irvine’e uzanan Wakeman, bu kentlerin ütopyacı yönleriyle çağdaş modernleşme ve şehir planlaması hakkında bizlere öğretebileceklerine dair tespitlerde bulunuyor. Bu hareketi Doğu-Batı veya Kuzey-Güney kutuplaşmalarını aşan, gerçek anlamda küresel bir fenomen olarak sunarken konumları veya ölçekleri ne olursa olsun, ister tarihe geçmiş ister unutulmuş olsunlar, bu şehirlerin geleceğe dair ütopyacı bir ümidin ve ideal şehre dair bir tasavvurun yeryüzündeki yansıması olduğunun tekrar tekrar altını çiziyor.

Düşünce tarihiyle şehircilik tarihini kaynaştıran Ütopyayı Hayata Geçirmek, soyut düşünce akımlarını çelikten ve betondan şehirlere dönüştürme çabalarının izini sürüyor.

-Rosemary Wakeman, Fordham Üniversitesi’nde tarih profesörü.

344 s.

İstanbul 2019

SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN

Edmund White

MARCEL PROUST: BİR YAŞAM

Çeviren:Fırat Demir

Edebi Şeyler

Marcel Proust: Bir Yaşam, Türkçede yayımlanmış ilk Proust biyografisi olma özelliğini taşıyor. Edmund White, Proust üzerine kaleme aldığı bu biyografisinde, yine hikâye ile anlatı arasında gidip gelen güçlü bir üslupla okurunun karşısına çıkıyor. White’ın yayınevimizden çıkan üçüncü kitabı Marcel Proust: Bir Yaşam, modernizmin büyük ustası üzerine yazılmış oylumlu bir biyografya ve romanesk bir anlatı.

Bu biyografide; Proust’un aile yaşamında gizil kalmış yönlerden, sevgilileriyle olan ilişkilerine; Kayıp Zamanın İzinde romanlarında yaratılan karakterlerin yazarın yaşamındaki karşılıklarından, gerçeğin kurgusallaşırken uğradığı çarpıtma biçimlerine; yazarın romanlarında denediği üslubun “oluş” sürecinden, bu üslubun eleştirel okumalarına dair birçok ayrıntıya tanıklık edeceksiniz.

Marcel Proust: Bir Yaşam, Proustseverlere Edebi Şeyler’in bir armağanıdır.

Yakın tarihlerde İngiltere’de yapılan bir ankete göre, bir grup yazar ve çevirmen, “En çok etkilendiğiniz 20. yüzyıl romancısı kimdir?” ve “Sizce 21. yüzyılda en kalıcı etkiyi bırakacak olan romancı kimdir?” sorularına “Marcel Proust” cevabını vermiş. Çocuk Proust’un çaya bandığı madlen kurabiyesi, Fransız edebiyatının kuşkusuz en ünlü simgesi artık; benliğimizin derinliklerinden kopup gelen, yıllar sonra tekrar gün yüzüne çıkan hatıralarımızdan bahsederken “Proustyen deneyimler” gibi laflar ediyoruz. Ukala ukala konuşan tipler, “Proust gibiler efendi olup sefahat alemlerine dalmasa bugün dünya edebiyatı çok daha yoksul olurdu” gibi laflar etmeden duramıyorlar. Tek satır okumamış olanların bile iki lafından biri, Proust hakkında.

152 s.

İstanbul 2019

SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN

 

 

İlgili Haberler

ÇOK OKUNANLAR

YAZARLAR