Çok Okunanlar

Habertürk TV eski Genel Müdürü gözaltına alındı: Hakkımı helal etmiyorum

Bir zamanlar FETÖ güzellemesi yapıyordu... 'Gezicilerin başları kesilmelidir'

Ekrem İmamoğlu, İstanbul Valisi Yerlikaya'yı ziyaret etti: Yorum yağdı...

Baba Vanga'nın kehanetleri iki lideri korkutacak!

2019'da Türkiye'yi bekleyen neler?...Daha kötüsü kapımızda

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Çatladıkapı ülkesinin çadır mahkemeleri

Çağlar Ezikoğlu yazdı...

Tarih 19 Ekim 2009… Terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ın çağrısı üzerine Kandil ve Mahmur Mülteci Kampı'ndan Türkiye'ye geçmek üzere Irak tarafında bulunan Halil İbrahim Sınır Kapısı'na gelen aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu 34 kişilik grup, Mesut Barzani liderliğindeki Irak Kürdistan Demokrat Partisi yetkilileri ile görüştü. Türkiye'ye gelen grup saat 17.45'te sınırdan içeri alındı. PKK'lıların sorgulamalarını yapacak 4 özel yetkili cumhuriyet savcısı helikopterle Habur Sınır Kapısına geldi. Habur Sınır kapısında bahse konu cumhuriyet savcıları ve yine özel görevlendirilmiş 3 yıllık hakim olan Asabil Yırtıcı tarafından bir çadır mahkemesi kuruldu. PKK’lı teröristler hakim Asabil Yırtıcı tarafından serbest bırakıldı. Bahse konu hakim Yırtıcı ise 15 Temmuz darbe girişiminden sonra FETÖ üyeliğinden ötürü göz altına alındı ve tutuklandı.

Her fırsatta büyük milliyetçilik nutukları atan Cumhurbaşkanı Erdoğan o gün ise şunları söylüyordu; “Habur Sınır Kapısı’nda yaşanan manzara karşısında umutlanmamak mümkün mü? Bu bir umuttur. Türkiye’de bir şeyler oluyor, iyi, güzel şeyler oluyor. Umut verici gelişmeler oluyor... 34 kişi sınırı geçti yasalarımız çerçevesinde bırakıldı. Bunu son derece olumlu ve sevindirici bir gelişme olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum. Bazı medya grupları bu sürecin İmralı’dan yönetildiği mahiyetinde ifadeler kullanıyorlar. Adama sorarlar, acaba 11-12 yıldır orada değil miydi? Niçin böyle bir adım atılmadı? Şu anda bu bir milli birlik, bir demokratik açılım sürecinin, bir kardeşlik projesinin gereği olarak atılmış bir adımdır...Gerek dağdakilere gerek Mahmur kampında olanlara gerek Avrupa’da olanlara, çağrımı yineliyorum; vakit yitirmeden ülkelerine dönmelerini tavsiye ediyorum.”

Neredeyse 10 sene geçti ama Çatladıkapı ülkesinin çadır mahkemeleri yeniden hortlayıverdi. 
Tarih 8 Temmuz 2017, Cumhurbaşkanı Erdoğan Almanya’da 15 Temmuz darbesi sırasında Büyükada’da toplantı yapan insan hakları savunucularının tutuklanmasına ilişkin şu açıklamayı yapar; “Söyledikleriniz Büyükada'da niye toplanmıştı. Onlar adeta 15 Temmuz'un devamı niteliğinde bir toplantı için bir araya gelmişlerdir. Gelen istihbarat üzerine gözaltına alınmıştır. Buradan bir yargı süreci başlayabilir. Onların yapmış oldukları çağrıyı, şu anda da yapıyorlar. Siz de bu soruyu sorarak bu çağrıya destek veriyorsunuz. Ama benim bir tasarrufum yok. Kararı yargı verecektir"
İddianamede, sanıkların “silahlı terör örgütlerine yardım etme” ve “silahlı terör örgütüne üye olma” suçlamalarıyla 10 ila 15 yıl hapisleri isteniyordu. Sanıklar ayrıca, “Gezi Parkı olayları benzeri şiddet içeren ve toplumda kaos oluşturacak olaylar” planlamakla da suçlanıyordu. Bütün bu suçlamalara kanıt olarak da gizli tanıkların ifadeleri iddianameye geçirilmişti. Yandaş medya bu ifadeleri ve delilleri her gün manşetlerinden duyuruyor, iktidarın temsilcileri de Büyükada’da tutuklananların ajanlıkları ve hainlikleri dillendiriyordu her fırsatta. 

Peki ya sonuç? Tarih 25 Ekim 2017… Kamuoyunda "Büyükada Davası" olarak bilinen 11 insan hakları savunucusunun yargılandığı davada, tutuklu yargılanan sekiz sanığın da sanıkların serbest bırakılmasına karar verildi. Yandaş medyada tek kalem tek satır bile yazılmadı bu karar hakkında. Çadır mahkemesi kurulmuş ve iddianamedeki bütün suçlamalar ve deliller sanki yokmuşçasına davranılmış ve bahse konu isimler serbest bırakılmıştı. Sonrasında da sanıkların bir kısmı yurtdışına çıkacaktı. Pazarlık neydi, Erdoğan ile yakın arkadaşı olan eski Alman Başbakanı Schröder arasındaki görüşme sonrası bu çadır mahkemesinin kurulması nasıl bir tesadüftü?

Tarih, 17 Şubat 2017… Alman Die Welt Gazetesi Türkiye muhabiri Deniz Yücel gözaltına alındı ve sonrasında tutuklandı. Peki geri viteslerin ‘Reis’i ne dedi bu tutuklamaya; "Bunlar, dikkat edin, yok bilmem Die Welt'in buradaki bir temsilcisi içeri alınmış, bundan dolayı değil, bir ay bu kişi, PKK'nın bir temsilcisi olarak, bir Alman ajanı olarak, bu kişi Alman Konsolosluğu'nda saklanmıştır, bir ay ve 'bunu bize teslim edin, yargılansın' dediğimizde de vermemişlerdir. Bunu bana Şansölye Merkel söylediğinde ben kendisine şunu söyledim. 'Sizdeki teröristler tarafımızdan isteniyor, bize ne diyorsunuz 'yargı bağımsızdır, tarafsızdır' diyorsunuz. Biz şu anda bağımsız ve tarafsız yargımıza güveniyoruz, verin yargılansın.' Önce vermediler, sonra nasıl olduysa verdiler ve yargı görevini yaptı, tutukladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Deniz Yücel'in Almanya'ya iadesi hakkındaki soruya "Hiçbir surette olmayacak, ben bu makamda olduğum sürece asla" yanıtını verdi. Erdoğan, Gazeteci Deniz Yücel için “Elimizde görüntüler, her şey var. Bu tam bir ajan terörist" iadesini kullanmıştı.

Görüyoruz ki Yücel hakkında suçlamalar çok ağır, hazırlanan iddianamede ise, Yücel hakkında, "Terör örgütü propagandası yapmak" ve "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlarından 4 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası talep edildi. 
Peki ya sonuç? Tarih 16 Şubat 2018… Deniz Yücel Habur’daki çadır mahkemesini dahi aratacak bir çadır mahkemesi ile tahliye edilecekti. Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel iki kez gizlice Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya geldi. Roma'daki görüşmede Gabriel'in Erdoğan'a Deniz Yücel'in serbest bırakılması durumunda Türkiye-Almanya ilişkilerinin normalleşeceğine dair söz verdiği ifade edildi.

Ancak, Türkiye tarafı daha sonra Gabriel'i ayrıntıları görüşmek üzere İstanbul'a davet etti. Şubat ayının ikinci haftasında gizlice İstanbul'a giden Gabriel bir kez daha Erdoğan ile bir araya gelerek Deniz Yücel'in serbest bırakılması durumunda atılacak adımların ayrıntıları ele alındı. Planlar öylesine önceden yapılmıştı ki, Gazeteci Deniz Yücel’in serbest bırakılacağına ilişkin bilginin Alman başkonsolosluk yetkililerine iki gün önceden ulaştığı ve Yücel’i Türkiye’den çıkaran uçağın bile önceden hazırlandığı ortaya çıktı. Çadır mahkemesi ise, Deniz Yücel’in eline bir tahliye kararı vererek, kendisinin Almanya biletini kesmiş oldu. Bahse konu tahliyeden sonra ise havuz medyası ve Erdoğan’dan ‘çıt’ dahi çıkmadı. Öte yandan pazarlıkları yürüten Bakan Gabriel ve Alman Şansölye Merkel, çadır mahkemesi ve Erdoğan’a teşekkürlerini sunacaktı. 

Gelelim bugüne, son günlerin en önemli davası haline gelen ABD’li pastör Brunson davasına. ABD’li pastör Brunson, FETÖ ve PKK terör örgütü adına suç işlemek başta olmak üzere üzerine atılı suçlardan ötürü 2016’da tutuklanmıştı. Brunson hakkında ‘FETÖ’ye ve PKK’ya üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemekten 15, ‘devletin gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluktan da 20 yıl olmak üzere 35 yıl hapis cezası istenmişti. Yandaş medyada ise Brunson hakkında ifade veren gizli tanıkların söyledikleri manşetleri süslüyor, bu tanıkların ifadeleri doğrultusunda Brunson’ın PKK’lılarla olan ilişkilerinden tutun da 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında olabileceğine dair imalar kayda geçiyordu. 

Peki ya Erdoğan ne diyordu; tarih 28 Eylül 2017… “Birileri bizi bir yerlerden bölmeye, parçalamaya çalışıyor. Fakat bu milleti de bu ülkeyi de bölemeyecekler, parçalayamayacaklar. Ondan sonra kalkıyorlar ‘filanca papazı bize verin.’ Bir papaz da siz de var siz de onu bize verin. ‘Sen onu karıştırma.’ Ne demek siz de yargı var biz de yok mu?”. Brunson’u pazarlık konusu haline getiren Erdoğan, daha sonra yaptığı bir açıklamada da Brunson’un terör örgütleri ile bağlantılı bir kişi olduğunu ifade etmişti. Tarihler 11 Ağustos 2018’i gösterdiğinde ise; Erdoğan konuşmasında ABD'nin Rahip Brunson ile ilgili tehdidini açıklayarak "Bu oyun önümüze geldiğinde biz, 'Ölürüz de böyle bir istiskale, aşağılanmaya rıza gösteremeyiz' dedik. Tehdit ediyor ya. 'Saat 18.00'e kadar, yarın akşam, göndereceksiniz.' Burası çatladıkapı ülkesi mi? Burası Türkiye Türkiye. Ne yapıyorsunuz? Biz besleme değiliz, ayakları üzerinde dimdik duran 81 milyonluk bir Türkiye'yiz" dedi.

Peki ya sonuç? Ben bu satırları 12 Ekim Cuma saat 14:00 sularında kaleme alıyorum yani dava devam ederken. Zira dava öncesi yaşanan gelişmeler, Çatladıkapı ülkesinin çadır mahkemesinin yeniden kurulduğunu bana gösteriyor. Brunson davasından ötürü Trump yönetiminin baskısı altında kalan, ABD’den gelecek olası yaptırımlarla birlikte krizi yönetebilir hale getirmek adına Trump yönetimi ile anlaşmaya adeta çırpınan siyasi iktidarın kurduğu çadır mahkemesini izliyorsunuz. Yandaş medyada her Allah’ın günü manşet atılan ‘gizli tanıklar’ın ‘bizi yanlış anlamışsınız’ şeklinde ifadelerinden çark ettiğini okudunuz bugün. Yandaş medyanın lağım çukuruna batmış o kalemlerinin sessizliğini de gözlemlediniz bugün. Bütün bunlar doğrultusunda Çatladıkapı ülkesinin çadır mahkemesinin Brunson’u serbest bırakıp ülkesine yollamasını tahmin etmek çok da güç olmasa gerek.
Peki, biz Çatladıkapı ülkesi değildik ya hani? Hayır biz geri viteslerin ‘Reis’i olan siyasetçinin yönettiği ve onun kurmuş olduğu çadır mahkemeleri ile adaletin sağlandığı bir Çatladıkapı ülkesiyiz. 

İlgili Haberler

ABC Kritik

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Cevap ver Fethullahçı Erkan Tan!

ABC Kritik

ABC Kritik | İbrahim Utku Nar | Kadrolu işçiler, asgari ücret artışından muaf tutulacak

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | Yurdumuzda  inançlar nasıl bir rol oynuyor?

ABC Kritik

ABC Kritik | Fikret Başkaya | Yurttaşı nasıl bilirsiniz?

ABC Kritik

Prof. Dr. Coşkun Özdemir | Yurdumdan İnanç Manzaraları: Kimler Ne demişti?

ABC Kritik

ABC Kritik | Coşkun Özdemir | Milli Egemenlik ve Milli İrade

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | Futbol dünyamız

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | Öğretmenler Günü kutlu ve umutlu olsun

ABC Kritik

'Yaptırım' mı?,  'Kitle İmha S­ilahı' mı? 

ABC Kritik

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Bir PKK-FETÖ-AKP işbirliği: Andımızın kaldırılması

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | Bilim, Bilim, Yine Bilim ve Aydınlanma!

ABC Kritik

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Çatladıkapı ülkesinin çadır mahkemeleri