darbeicindedarbegif.gif


Çok Okunanlar

Atatürk'ü böyle sevdiremezsiniz: Ben O..çocuğuyum dedirttiler!

İyi Parti direksiyonu AKP tabanına kırdı: Meclis'te AKP'ye şartlı destek

Çalışan emekliliğe kadar BES'ten çıkamayacak

'Suudiler Kaşıkçı'yı sorgu sırasında 'yanlışlıkla' öldürdü'

Yaşamını yitiren Nâzım Hikmet'in oğlunun özel fotoğrafları

Rakamların analizi ve yeni doğan bir seçmen tabanı: Ak-kurtlar

Çağlar Ezikoğlu yazdı...

24 Haziran seçimlerinin sonuçlarına dair analizlerin ardı arkası kesilmiyor günlerdir. Tabi bunun en önemli sebeplerinden birisi de, anket şirketlerini özellikle MHP’nin oylarını irdeleme noktasında ve derinleşen ekonomik krizin AKP’yi etkileyeceği hususunda ciddi anlamda çuvallamış olmasıdır. Şimdi birçok siyasi uzman veya analist ortaya çıkan bu durumun neden kaynaklandığını düşünüyor.

Bu noktada Türkiye’de yapılan her seçim sonrasında sandık sonrası anketleri gerçekleştiren ve bu konuda hem dünyada hem de Türkiye’de saygın bir kuruluş olan İpsos’un anketini beklemeyi tercih ettim zira rakamların analizini yaparken yaptığım öngörüleri en iyi test edebilecek verilerin başında geliyordu İpsos’un çalışması. 24 Haziran 2018 seçimlerine dair çalışmanın tamamına şuradan ulaşabilirsiniz;
https://www.ipsos.com/sites/default/files/ct/news/documents/2018-07/Ipsos-SandikSonrasiArastirmasi-CnnTurk-2Temmuz2018.pdf

Öncelikle partiler arası oy geçişkenliğini irdelemekte fayda var. Tabi burada AKP’nin 1 Kasım’da parti olarak almış olduğu %49 oy oranının nasıl %42’ye düştüğüne bakmak lazım;

Görüldüğü üzere 1 Kasım’da AKP’ye oy veren %9’luk bir kitle MHP’ye oy vermiş 24 Haziran seçimlerinde. Bunu yüzdelik dilime uyguladığımızda yaklaşık AKP’nin MHP’ye doğru kaybettiği %4.5 oranında bir seçmen kitlesi olduğunu görebiliyoruz. Öte yandan Cumhurbaşkanlığı seçiminde de daha önceki yazımda bahsettiğim gibi MHP’ye oy veren kitlenin blok olarak Erdoğan’ı desteklediğini söylemek yanlış olmayacaktır, eldeki veriye göre oyların %52’sini alan Erdoğan’a oy veren MHP seçmenin yüzde yüzlük dilimde oranı %17. Bu da toplamda Erdoğan’ın %9’luk (52*17/100) bir MHP oyu ile işi ilk turda bitirdiğini gösteriyor.

MHP’nin % 11’e yükselişini kavrayamayan veya anlamlandıramayanlar için bu tablolar oldukça yardımcı olacaktır. AKP iktidarının 7 Haziran’dan sonra iktidarını kaybetmemek adına milliyetçilik çizgisine doğru kayışı ve PKK ile mücadelenin yoğunlaştırıldığının kamuoyuna lanse edilmesi, MHP içerisinde özellikle İç ve Doğu Anadolu’daki milliyetçi-muhafazakar seçmen tabanında bir Erdoğan sempatisi yaratmıştı. Bu sempatinin farkında olan iktidar ise MHP ile olan ortaklığını 2018 seçimlerine kadar bir hayli ilerletmişti.

Lakin gözden kaçırdıkları husus kendilerinin ortaya çıkardığı Cumhur İttifakı sayesinde, 1 Kasım seçimi ve 16 Nisan referandumlarında AKP’yi destekleyen kitlenin yeniden MHP’ye dönme fırsatını bulmasıydı. İşte 24 Haziran seçimlerinin kaderini belirleyen de Türkiye geneli üzerinden konuşursak yüzdelik dilimde %4-%6’lık orana tekabül eden bu seçmen tabanıydı. 24 Haziran’dan sonra bu seçmen tabanını ‘Ak-Kurtlar’ olarak tanımlamak da herhalde çok da yanlış olmaz. Milliyetçi-muhafazakar çizgisi ile MHP’yi destekleyen, lakin MHP içerisinde süre giden liderlik krizi ve buhranlarına müteakip daha karizmatik bir lider olarak gördükleri Erdoğan’ı milliyetçi çizgide olduğu sürece desteklemeye devam edecek bir kitle Ak-Kurtlar. Kısacası Erdoğan’ın 16 yıldır yaptığı türlü siyasi manevra ve değişimlerini bir gecede yok edip, onu sadece milliyetçi-muhafazakar bir çizgiye hapseden ve gelecekte de hapsedecek olan bir seçmen tabanı.

Bu noktada İyi Parti’nin de MHP’den oy bölme hususundaki işlevsizliğini de göz ardı etmemek gerek. Her ne kadar İyi Parti’ye yakın olan uzman veya siyasetçiler oyların büyük çoğunluğunun MHP’den geldiğini iddia etse de, tablolar bunun tersini söylüyor.

Görüldüğü üzere İyi Parti’ye MHP’den kayan oy oranı %10 üzerinden düşündüğümüzde yüzdesel olarak %3 iken, aynı oranı CHP’den de aldığını görüyoruz. Bu tabloda İyi Parti’nin merkez sağ ve MHP’nin seküler tabanına etki edip, milliyetçi-muhafazakar seçmen tabanında çok kısıtlı bir etki alanına sahip olduğu aşikar. Üstelik İyi Parti lideri Meral Akşener’in aldığı %7’lik oy içerisinde de 1 Kasım’da MHP’ye parti olarak oy verip 24 Haziran’da Akşener’e Cumhurbaşkanı adayı olarak oyunu vermiş seçmen sayısı yüzdesel olarak %0.9.

Bir diğer yanlış analiz de derinleşen ekonomik krizin AKP üzerinde yaratacağı düşünülen olumsuz durum. Bu iddia aslında her seçimde ortaya atılan ama benim de her seçimde karşı çıktığım bir tez. Zira AKP’nin hali hazırda elinde tuttuğu %40’lık kemik seçmen kitlesinin büyük çoğunluğunu alt-gelirli-işsiz ve dahi eğitim seviyesi düşük taban oluşturuyor. İpsos’un çalışması da bu savı fazlasıyla doğruluyor;

Görüldüğü üzere ekonomik krizi en derinden hisseden işsizlerin %49’u Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’a oy verirken yine Meclis seçimlerinde AKP+MHP ittifakının işsizlerden aldığı oy %47’ye yaklaşıyor. Eğitim durumu açısından ise yine benzer bir tablo karşımızda,

Görüldüğü gibi ilkokul mezunlarının seçiminde Erdoğan diğer adaylara nazaran açık ara önde iken, yükseköğretim mezunları nezdinde İnce’nin %50 ile seçimi ilk turda kazandığını söylemek de yanlış olmayacaktır. Bu açıdan bakıldığında MHP’nin Ak-Kurtlar olarak nitelendirdiğim tabanının da alt-gelirli, işsiz veya eğitim düzeyi düşük bir kitleden ibaret olduğunu düşünürsek Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçiminde %52’lik bir oy oranına ulaşması çok da sürpriz olmasa gerek.

Peki sonrasında ne olur? Şu bir gerçek ki Erdoğan 16 yıl sonra ilk defa iktidarını bir kitle ile paylaşmak zorunda. Elbette bu konjonktürde giydiği milliyetçi kostüm onu şu an için çok rahatsız etmiyor olsa da, özellikle İslamcı cenahta son yıllardaki huzursuzluklar, bu cenah ile Bahçeli tayfası arasındaki kavganın özellikle son günlerde Alaattin Çakıcı nezdinde iyice ayyuka çıkmış olması, Erdoğan’ın önündeki en büyük sorunlardan birisi olacaktır. Kanaatimce bu sorunlar siyasi iktidarı ciddi anlamda yıpratıp 2023’e gelmeden yeniden bir genel seçim yapılması tartışmalarını da doğuracaktır.

İlgili Haberler

ABC Kritik

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Çatladıkapı ülkesinin çadır mahkemeleri

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | Krizler kıskacındaki Türkiye

ABC Kritik

ABC Kritik | Berk Yüksel | Echo ve Narcissus

ABC Kritik

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Sol Muhalefetin Acıziyeti

ABC Kritik

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Krizle geldiler ama krizle gitmeyecekler

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | Televizyondaki açık oturum konuşmaları

ABC Kritik

ABC Kritik | Nejla Kurul | Karma eğitimi savunmak gerek

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof Dr. Coşkun Özdemir | Türkiye ne halde?

ABC Kritik

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Müstemleke geldiniz müstemleke gidiyorsunuz: McKinsey'in Türkiye serüveni

ABC Kritik

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Önce FETÖ ile münasebetinizin hesabını verin Sayın Özhaseki!

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Nejla Kurul | Filozoflara Göre İyi'nin, İyi İnsanın Temsili Nedir?

ABC Kritik

ABC Kritik | Ali Şimşek | Gelene değil, gidene bakmak