Çok Okunanlar

'Hanımefendi danışmanı'ndan Atatürk düşmanına: 'Yanındayız kardeşim'

Suudi Arabistan'dan Türkiye'ye boykot çağrısı

'İstanbul'un AKP adayı artık belli'

Mansur Yavaş, adaylığına ilişkin 'doğru haberi' paylaştı

Fatih Erbakan'dan Saadet Partisi'ne 'darbe'

Tarihte zorun rolü!

Ertürk AKŞUN

Friedrich Engels küçük broşüründe şöyle başlar konuya:

“Ele geçirme, ayrıca ele geçirilen nesne tarafından koşullandırılır. Alıcı ele geçirilen ülkenin üretim ve dolaşım koşullarına uyum sağlamadan, bir bankacının kâğıttan olan servetine el koymuş sayılmaz.'

Devlet bir gelenek işidir. Devlet kurma, devleti yönetme de bir gelenek işidir. Sanıldığı gibi hızla değişebilen, değiştirilebilen bir şey değildir. Fetheden her zaman altyapısı yoksa fethedilmeye eğilimlidir. İstanbul’u fetheden Fatih aslında Bizans geleneklerine boyun eğmiştir.

AKP kendisini oluşturan asıl güçten, geleneklerinden tamamen kopmuştur. Peki AKP’yi oluşturan bu gelenekler ve altyapılar nelerdi?

1. Milli Görüş geleneği ve örgütlenme yöntemleri.

2. Fethullah Gülen bürokrasi ayağı.

3. Liberal sol ve liberallerin fikri katkısı.

Bu üç ayak 2001 devalüasyonunun arkasından dışarda örgütlenen bir yapılanmayla 2002 yılında AKP’yi iktidara taşımıştır. Buna teknik anlamda bir darbe denebilir. Her büyük devalüasyonun arkasından ülkemizde darbe olmuştur. AKP’nin kuruluşu için de bu konuda Turan Yavuz’un Çuvallayan İttifak adlı kitabına bakılabilir. Orada her şey gayet nettir.

Şimdi bu üç dayanağından da yoksundur artık AKP. Başka herhangi bir geleneği de yoktur. Son zamanlarda yaptığı her hareket ve söylem tamamen iç politikaya yöneliktir. Kendi geleneğinden kopan AKP Türkiye’yi de tüm yapılarından ve geleneklerinden koparmıştır.

Dışarıya karşı söylenen her konuşma ve tehdit içerideki kitleleri diri tutmak, onların gözünü boyamaktan başka hiçbir anlam ifade etmemektedir. “Obama doktrini' ile birlikte artık Türkiye’nin ne bölgede ne de dünyada bir dayanağı kalmıştır. ABD gerekirse bölgede Rusya ile birlikte hareket etmeyi bile göze almış durumdadır.

Son zamanlardaki “Musul’da hem sahada olacağız hem de masada' söylemi, “Haşti Şabi Musul’a girmeyecek, yoksa biz de gireriz' restleşmesi, Suriye’ye karşı söylemlerin hepsi sadece sözde kalmıştır. ABD’ye karşı söylemlerindeki tavırlar da tamamen iç politikaya yönelik söylemlerdir. AKP ve Tayyip Erdoğan’ın elindeki tek şey içeride tutmaya çalıştığı, tamamen cahil bir güruhtur. Söylemleri de tamamen bunlara yöneliktir.

Peki tarihte zorun rolü olarak karşımıza neler geliyor?

Bundan 15 yıl önce Yalçın Küçük’ün TV’lerde söylediği bir söz geliyor aklıma: “Musul’u alamazsak Diyarbakır’ı veririz.' İşte AKP bu çizgiye gelmek zorunda kalmıştır. Bu bir.

25 yıldır söylediğimiz Doğu Birliği’ne kapı açılmıştır. Halbuki bunun tam tersi söylemiyle iktidara gelmişti AKP. Bu iki.

Şanghay beşlisine kapı açılmıştır. Halbuki ABD ile yapılan büyük pazarlıklarla kurulmuştu aynı AKP. Bu üç.

Yıllardır söylediğimiz AB karşıtlığı artık onların dilindedir. Halbuki AB ile yapılan anlaşmalar ve söylemleriyle iktidara gelmişti aynı AKP. Bu dört.

Ekonomide dolar bazlı değil altın bazlı ekonomik ve para sistemine geçmemizi öneriyor AKP. Bu beş.

Yıllardır savunduğumuz tarımda planlı üretim söylemleri yapmaktadır AKP. Halbuki iktidara sermayenin serbestliği, her yerde serbestlikle gelmişti iktidara. Bu altı.

Bunlar AKP’nin tarihte zorun rolüyle gelmiş olduğu durumdur. İşgalcinin işgal edilmesidir.

Elbette yukarda saydığımız her madde sadece söylemde kalacaktır. Çünkü sadece sopa olarak gösterilmek için söylenmişlerdir. Ciddi olsalar bile bunu uygulayacak kadrolara sahip değildir artık.

Peki bunun bize faydası nedir? Artık tezlerimiz halk nezdinde de (muhafazakâr halk nezdinde) onaylanmış olmaktadır.

Son yaşananlar dolayısıyla AKP’nin, muhafazakârların, sol düşmanlığı ayyuka çıkmış olan liberal solcuların artık bu topraklarda hiçbir izi kalmamıştır. İktidara getirdikleri AKP tarafından tamamen bitirilmişlerdir. Gerçek yüzleri ortaya çıkmıştır. Solun başına artık musallat olamazlar.

Bir artısı daha vardır. Geçen gün ABC gazetesinde haberi yapılan, Perinçek ve ekibinin 20 Kasım’daki gericiliğe karşı yürüyüşü iktidara şikâyetini hatırlarsınız. Böylece Perinçek ve ekibinin gerçek yüzü bir kez daha ortaya çıkmıştır. Artık Perinçek ve ekibi AKP’nin yan koludur ve solla tamamen bağı koparılmıştır. Aynı zamanda Atatürk’le de.

Bir musibet bin nasihatten iyidir atasözünü doğrular nitelikte.

İlgili Haberler

ABC Forum

ABC Forum | Mustafa İlker Gürkan | Andımız ve ulus sorunu

ABC Forum

ABC Forum | Şafak Yüca | Gelenekçi-Liberal Kalkınma Modeli: İnşaat

ABC Forum

Leyla Civil | 'Karanlık ve Mavi'

ABC Forum

Berk Yüksel yazdı...

ABC Forum

Berk Yüksel yazdı...

ABC Forum

Ali Koç başkan, peki şampiyon kim?

ABC Forum

Ali Koç FETÖ iddialarına cevap verdi

ABC Forum

Engeli nasıl aştık?

ABC Forum

Cumhurbaşkanlığı seçimleri aday kriterleri

ABC Forum

'Hesap vereceksin tetikçi Küçük'

ABC Forum

Şuraya Bir 'Afrin' Çizelim - “Bordo Bereliler 2 Afrin'

ABC Forum

Zübükler…