• ‘Olası bir İstanbul depreminde çocuklarımızın can güvenliği tehlike altında’

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği(TMMOB) İstanbul İl Koordinasyonu, 1999 Düzce depreminin 20. yılında “İstanbul Deprem Çalıştayı” düzenlendi. Çalıştayda, İstanbuluları büyük bir tehlikenin beklediği vurgulandı.

    TMMOB İstanbul İl Koordinasyonu tarafından dün Kadıköy Evlendirme Dairesi’nde gerçekleştirilen çalıştayda 3 oturum yapıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanı Dr. Tayfun Kahraman, 26 Eylül’de Silivri’de meydana gelen 5.8 büyüklüğündeki depremin hemen unutulduğunu vurgulayarak “Bu depremde kamu binaları ağır hasar aldı ve binalardaki makyaj kalktı. Göreve geldiğimizden günden beri elimizden geleni yapıyoruz. 20 yılda yapılmayanlar 2 günde yapılması beklenilemez. Nasıl yirmi yıl önce Marmara Depremi’ni unuttuysak, bu zamana kadar hiçbir şey yapmadıysak, kamu binaları da aynı şekilde güçlendirilmiyor. Hiçbir yapı 5.8’de hasar almaz, demek ki bu binalar zaten hâlihazırda hasarlıydılar” dedi.

    ‘7 VE DAHA BÜYÜKLÜĞÜNDE BİR DEPREMİN OLMA OLASILIĞI YÜZDE 65’

    İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Jeofizik Bölümü Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haluk Eyidoğan ise “30 yıl içinde Marmara Denizi’nin kuzeyinde 7 ve daha büyüklüğünde bir depremin olma olasılığı yüzde 65’e ulaşmış durumda” ifadesini kullandı. Yapılan çalışmaların büyük bir depremi işaret ettiğine değinen Eyidoğan, önümüzdeki 30 yıla dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Bugüne kadar yapılan çalışmalara baktığımız zaman önümüzdeki 30 yıl içinde Marmara Denizi’nin kuzeyinde 7 ve daha büyüklüğünde bir depremin olma olasılığı yüzde 65’e ulaşmış durumda. Bu durum giderek de artıyor. 26 Eylül 2019’da meydana gelen 5.8 büyüklüğündeki deprem ana Marmara fayının üzerindeydi. Bu da gösteriyor ki bazı yerleri az, bazı yerleri çok hareket etmesine rağmen bu fay önümüzdeki yıllarda İstanbul’u ve tüm Marmara Bölgesi’ni ciddi derecede etkileyecek büyük bir deprem yaratma potansiyeline sahip. Buna en kısa zamanda hazırlanmamız gerekiyor. Deprem risklerini azaltmamız gerekiyor. Güvenli bir yerleşim oluşturmamız gerekiyor. Burada hem merkezi hem de yerel yönetimlere önemli görevler düşüyor”

    KÜÇÜK DEPREMLER, BÜYÜK DEPREMLERİN ENERJİSİNİ AZALTMIYOR

    Yaşanan küçük depremlerin, büyük depremleri etkilemediğini onların yerini işaret ettiğini belirten Prof. Dr. Haluk Eyidoğan, “Küçük depremler, büyük depremlerin enerjisini azaltmıyor. Küçük depremler bize büyük depremlerin olacağı fayların yerlerini gösterme açısından çok yararlı. Küçük depremleri izleyerek, büyük depremin olasılığı konusunda, fayların yerlerinin doğru belirlenmesi konusunda çalışmalar elde ediliyor. Küçük depremler daha büyük depremlerin nerelerde olabileceğini işaret ediyorlar. Bizim çözemediğimiz sorun depremin ne zaman ve ne büyüklükte olacağını bilememek. 6 büyüklüğündeki bir depremin ne zaman olacağını bilemiyoruz. Bir gün ana Marmara fayının İstanbul başta olmak üzere tüm Marmara Bölgesi’ndeki yerleşimleri önemli derecede etkileyecek bir deprem yaratacağı konusunda çok belirgin kanıtlar var” diye konuştu.

    ‘ÇOCUKLARIMIZIN CAN GÜVENLİĞİ TEHLİKE ALTINDA’

    TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Nusret Suna ise “Güçlendirilen bin civarında okul var. Fakat İstanbul’da toplam 6 bin 127 okul binası bulunuyor. Fark hâlâ kapanmayacak kadar açık. Olası bir İstanbul depreminde çocuklarımızın can güvenliği tehlike altında. Vehametin diğer yüzü de hiç şüphe yok ki konutlar. Her ne kadar İstanbul için sağlıklı bir yapı envanterinden söz edilmese de, İstanbul’da bir milyon konutun güvenli olmadığı, bir başka ifade ile kaçak, ruhsatsız olduğu, mühendislik hizmeti almadan üretildiği, herhangi bir denetim mekanizmasına tabi olmadığı, sadece bizler tarafından değil hükümet yetkilileri tarafından da kabul edildi.”

    ‘HIZLI YAPILAŞMA DEPREMİN YIKICILIĞINI ARTIRIYOR’

    Makina Mühendis Odası İstanbul Şube YK Üyesi Seyfettin Avcı da “Marmara depremi üzerinden 20 yıl geçti. Gelecek için bir şeyler yapılmadığı kaygısını yaşıyoruz. Hastane, okul gibi kamu binalarında önlem alınmamıştır. Milyonlarca insan kaderiyle baş başa bırakılmıştır. Büyük İstanbul depremin beklendiği Marmara Bölgesi’nde doğal gaz boru hatları akaryakıt istasyonları, tüp, gaz, satış bayileri bir arada bulunmaktadır. Bu yapıların birbirine yakınlık mesafesi mevzuatlarda yer almalıdır. Bunlara yönelik hiçbir önlem alınmadığı bir gerçektir. Su yatakları ile yeşil alanlar arasındaki bağın kalkması, hızlı yapılaşma gibi çalışmalar depremin yıkıcılığını artırmaktadır” dedi.

    ‘ASBEST YAPI MALZEMESİ SAĞLIĞA ZARARLI’

    Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şube Üyesi Dr. Eren Yıldız Geyhan da asbest yapı malzemesinin sağlığı tehdit ettiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

    “Çatı kaplamalarında asbest çok kullanıldı.1983 ve 2000 yılları arası 500 bin ton asbst yapı malzemelerinde kullanıldı. Asbest ciddi sağlık etkileri vardır. Kansere neden olabilen ciddi bir malzemedir. Birçok ülkede yasaktır. Dünya sağlık örgütü her yıl 107 bin kişinin asbste maruz kaldığı için kanser olduğunu belirtiyor. Asbest kaynaklı kanserler geç fark ediliyor. 2010 yılında yasaklandı ama hala 500 bin ton asbestli malzeme kullanılıyor. Asbestin kullanıldığı malzeme kırılmaya maruz kalınca asbest ortama yayılıyor. Özel koşullarda ortamdan uzaklaştırılması gerekiyor.Çözüm önerisi olarak rantsal değil insan yaşam odaklı kentsel dönüşüm diyoruz.”

    ‘FİKİRTEPE FAİCADIR’

    Kadıköy Belediye Başkanı Avukat Şerdil Dara Odabaşı, ikinci bir Fikirtepe faicasının yaşanmasına izin vermeyeceğini söyleyerek altını çizerek “Fikirtepe bir faciadır. Bu faciayı yapanlar kimlerse, biz onun hesabını sormadan Kadıköy’de bir taşı kaldırıp başka bir taş koyma şansımız yoktur. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin kim olursa olsun, ikinci bir Fikirtepe yaratmasına müsaade etmeyeceğim” diye konuştu.

    DÜZCE DEPREMİNİN 20. YILI

    Düzce’nin Kaynaşlı ilçesi merkezli 12 Kasım 1999’da meydana gelen binlerce ev ve iş yerinin yıkıldığı 7.2 büyüklüğündeki depremin üzerinden 20 yıl geçti. 710 kişinin öldüğü, 2 bin 679 kişinin yaralandığı depremde, 23 bin konut yıkılırken, 16 bin 474 konut orta, 22 bin 503 konut ise az hasar görmüştü. Düzce Valisi Zülkif Dağlı, “Deprem öldürmez, ihmal öldürür. Bu manada tedbirimizi almak durumundayız. Kentsel dönüşüm adını verdiğimiz deprem riski olan binaların tamamen yıkılıp, yerlerine sağlam binaların yapılması en önemli meselemiz. Depreme duyarlılık konusunda eğitim verdik. 2019 yılında da afetlerle ilgili bir yoğun çalışma var. Depreme her zaman maruz kalabilecek olan Düzce açısından kesinlikle yatay mimariyi yaygınlaştırmalıyız. Yine yapılarımızın tamamını kesinlikle zemin üzerine 2 katı geçmeyecek şekilde imar etmek zorundayız. Buna uymayan inşaatlara yapı izni verilmemeli” ifadelerini kullandı.