darbeicindedarbegif.gif

Çok Okunanlar

'Kılıçdaroğlu hastalığı' yeniden nüksetti'

Erdoğan: Ak Parti, Atatürk'ün başlattığı mücadelenin temsilcisidir

Candaş Tolga Işık'ın iddiasını Emniyet yalanladı: Haber yalan mı?

Genel müdürden Garanti Bankası çalışanlarına 'ekonomi' maili: Sır saklama yükümlülüklerimiz...

Yemen'de 40 çocuğu öldüren bombanın hangi ülkeden geldiği ortaya çıktı

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 27 Eylül 2016

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

'Aldatıldık' dememek için, 'aldanmamak' için ve ülkemizde ve dünyada olan bitenlerin farkında olmak için okumak ve daha fazla okumak gerektiğini bir kez daha ghatırlatmakta bir sakınca görmüyoruz.

Ülkemizin sürüklenmeye çalışıldığı karanlığa karşı en etkili direniş alanlarından birinin 'okumak' olduğunu düşünüyor ve sizlere daha aydınlık günlerde daha çok kitaplı gelecek günler diliyoruz.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

Kitap dünyasındaki son gelişmelerden haberdar olmak için ABC Kitap sayfalarını takip etmeniz sizin için yeterli.

ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz.

YENİ ÇIKANLAR

1902-dogumlular1b631be5f01ba6ddd9ee89ed2f644508-001.jpg
Ernst Glaeser
1902 DOĞUMLULAR
Yordam Yayınları

Yirminci yüzyılın ilk yarısında dünyamızı altüst eden iki büyük savaş -yaşanan derin üzüntü ve acılar bir tarafa- dünya edebiyatına, barıştan, kardeşlikten ve insancıllıktan yana çok güçlü bir soluk kattı. Alman yazar Ernst Glaeser ve onun başyapıtı 1902 Doğumlular, karanlıklar ortasındaki bu "umutlu hava"nın bir parçası. Savaş koşullarını, savaşa giden yolları ve savaşın ta kendisini çocukların bakış açısıyla anlatmak ise bu "umutlu hava"ya ayrı bir renk kattı.

Sahiden de çocukların gözüyle anlatılan olayların, apayrı bir etkisi var: Gerçekle başka türlü kurulan bağlantılar, hayal gücünün daha çok devreye girmesi, büyüklerin ve cinselliğin dünyasına dönük özel keşifl er, abartılar, çocukları genç yaşta olgunlaştırabilen deneyimlere rağmen korunan masumiyet… Savaşın ve zorlu koşulların, çocukların gözünden anlatılması 1902 Doğumlular'a da farklı bir güç ve hava katıyor… 1902 senesinde doğup, I. Dünya Savaşı'nı 12-16 yaşlarında karşılayan ve yaşayan çocukların gözleri, insanlığa dair çok şey anlatıyor. 1902 Doğumlular, özgün anlatım tarzı ve hem melankolik hem de mizahi ögeler barındıran diliyle; neredeyse bir "laboratuvar" özelliği sunan küçük bir Alman kasabasındaki gençlerin siyasi ve cinsel uyanışlarını, sosyal demokrat siyasetin enternasyonalizm ile milliyetçilik arasında sıkışmasını, açlık ve ekmek kavgasını çok canlı bir biçimde anlatıyor.

Sonuçta karşımıza, Ernest Hemingway'in sözleriyle "Olağanüstü güzel bir roman" çıkıyor…

288 s. İstanbul 2016
 

altin-gozlu-kiz61da9c1a157d6512b1082c67a88ca19a.jpg
Honore de Balzac
ALTIN GÖZLÜ KIZ
İletişim Yayınları

Cemil Meriç'in edebiyat ve edebiyat dışı alanlardaki çevirileri, onun, "kültürle derinlemesine alışveriş kaygı"sının, "düşünce mesaisi"nin izlerini taşır. Çevirilerinde Türkçeye olduğu kadar çeviri yaptığı dillere de hâkimiyetini gösteren Meriç, kendine has üslûbuyla bir yandan edebiyat ve düşünce dünyamıza katkıda bulunmaya devam ederken, zaman zaman da çevirdiği eserlerle ve yazarlarıyla ilgili kimi çalışmalarını da okurlarla paylaşır. Balzac'ın "On Üçlerin Romanı" üçlemesinin son epizodu olan Altın Gözlü Kız 1835 yılında yayımlanır. Hikâye, Paris yaşamından kesitler sunarak dönemin toplumuna ışık tutarken, bir yandan da kahramanlar arasında ördüğü ilişkiler ağıyla, aşkın sadece bir erkekle bir kadın arasında yaşanması gerekmediğini de gözler önüne serer.

184 s. İstanbul 2016


yarin-savasta-beni-dusun009362d962f8b8e7789cc9820fb2dfb9.jpg

Javier Marias
YARIN SAVAŞTA BENİ DÜŞÜN
Yapı Kredi Yayınları

"Hiç kimse bir gün kollarında, yüzünü bir daha asla göremeyeceği fakat adını hiç unutmayacağı bir kadının cesedini tutacağını aklından geçirmez." 

Dünyaca ünlü İspanyol yazar Javier Marías'ın en çok övgü alan romanlarından biri olan Yarın Savaşta Beni Düşün bu cümleyle başlıyor... Víctor, yeni tanıştığı evli bir kadın olan Marta'nın akşam yemeği davetini kabul edip kocası yokken evine gider. Ancak kadın bir anda rahatsızlanır ve Víctor'un kollarında can verir. Her şeyi unutup ortadan yok olmaya katlanamayan Víctor, kadın ve ailesi hakkında daha çok şey öğrenmek için araştırmalara girişir. 

Yarın Savaşta Beni Düşün, yaşayan en usta romancılardan birinden sırlar, yalanlar ve gerçekler üzerine nefis bir roman.

"Marías muazzam bir yetenek… Her kitabı soluksuz okunuyor." 
-The New York Times-

"Büyük bir yazar." 
-Salman Rushdie-

312 s. İstanbul 2016
 

mekan-yaratmak6b5fd0d3da9306267a07659290b1b385.jpg
Jennifer M. Groh
MEKAN YARATMAK
Metis Yayıncılık

Etten kemikten varlıklar olarak hepimiz uzayda bir yer işgal ederiz. Dahası, farkında olsak da olmasak da, içinde bulunduğumuz mekânı birçok yönüyle zihnimize kaydeder ve hareketlerimizi ona göre ayarlarız. Nesnelerin yerini belirleme, sınırlarını algılayarak onları birbirinden ayırt etme, mesafe ölçme, kendi konumumuzun farkına varma bunlar hep mekân algımızla ilgili vazgeçilmez becerilerdir. Peki beyin bunları nasıl yapar? 

Jennifer Groh, beynin mekân algısıyla ilgili mekanizmalarının ne kadar incelikli olduğunu, en basit bir tespitin bile mikroskobik ölçekte ne kadar karmaşık faaliyetler içerdiğini gözler önüne seriyor. Ayrıca mekân algısının beynin çok farklı işlevleriyle nasıl iç içe geçtiğini; görme, işitme ve dokunma duyularının yanı sıra belleğin ve farkındalığın mekân algısıyla ilişkisini ilginç ve yaratıcı deneyler aracılığıyla açıklıyor. 

"Bana göre bilimdeki en ilgi çekici sorun, nöral ateşleme örüntülerinin düşünceyi nasıl oluşturduğu sorunudur. Düşünme, tahayyül etme, muhakeme, endişelenme, arzulama, planlama ve karar vermeden oluşan o zengin zihinsel hayatımızın, beyin içindeki mikroskobik hücrelerin oluşturduğu elektrik sinyallerinde nasıl vücut bulduğunu hep öğrenmek istemişimdir. Bu kitap bunun cevabını vermiyor ama güçlü bir analoji sunuyor : Beynin ölçebildiğimiz şeylerle (duyusal uyaranlar gibi) ilgili bilgiyi nasıl işlediğini kavrayabilirsek, ölçemediğimiz şeyleri (fikirler gibi) nasıl işlediğini anlayabiliriz belki." 

232 s. İstanbul 2016
 

ikinci-el-zaman2da14f4fc6eca0b6efba6870315a99fa.jpg

Svetlana Aleksiyeviç 
İKİNCİ EL ZAMAN
Kızıl İnsanın Sonu
Kafka Yayınevi

İsveç Akademisi, Svetlana Aleksiyeviç'e Nobel Ödülü verdiğinde yazarın "yeni bir edebi tür" yarattığını belirtmiş, eserlerini de "duyguların ve ruhun bir tarihi" sözcükleriyle betimlemişti. Aleksiyeviç uzun bireysel monologları farklı seslerin duyulduğu bir kolaja dönüştüren özgün dokümanter tarzıyla, kendilerine nadiren konuşma fırsatı verilen, yaşantıları da çoğu zaman ülkenin resmi tarihine karışarak yitip giden sokaktaki insanların hikâyelerini kayıt altına alıyor.

Sovyetler Birliği'nin dağılışı ve yeni bir Rusya'nın ortaya çıkışı üzerine senfonik bir sözlü tarih çalışması olan İkinci El Zaman'da Aleksiyeviç, komünizmin çöküşünün kroniğini çıkartıyor. Rusya'nın sıradan insanları geçirdikleri son otuz yılı anlatarak bizlere Sovyetler Birliği'nin çöküş döneminde ve çöküşün ardından ortaya çıkan yeni Rusya'da yaşamanın nasıl bir tecrübe olduğunu gösteriyorlar. 1991-2012 dönemini kapsayan söyleşiler aracılığıyla, Aleksiyeviç bizleri propagandanın ve uydurma medya anlatımlarının ötesine taşıyor. Bunu yaparak da hem Rusya'nın hem de baskıya, teröre, açlığa, katliamlara dair, fakat aynı zamanda ülkelerinden duydukları gurura, gelecek umutlarına ve herkesin bir ütopya yaratmak için omuz omuza çalışıp mücadele verdiği inancına dair anılarını hâlâ taşıyan Rusların panoramik bir portresini çiziyor. Sonuç olarak da, bir zamanlar dünyanın üçte birini egemenliği altına alacak kadar güçlü bir fikrin ardından o topraklarda yaşamanın ayrıntılı bir dökümü çıkıyor karşımıza.

528 s. İstanbul 2016

101-felsefe-problemic79cb5a6aa15d538baa1e1b649495e09.jpg

Martin Cohen
101 FELSEFE PROBLEMİ
İş Bankası Kültür Yayınları

"101 felsefe probleminin yer aldığı bir kitap, ne tür bir kitaptır? Daha önce keşfedilmemiş paradokslardan ve merak uyandırıcı bilmecelerden oluşan bir hazine mi? Yoksa, toplum ve fizik bilimlerinin kirli çamaşırlarının, çözülmemiş sorunlarının toplandığı bir havuz mu? 101 problemden kaç tanesi kitabın sonuna gelindiğinde çözülmüş olacak? Verdiğiniz paraya değecek mi? 

Buna kuşkunuz olmasın. Bu sayfalarda, gerçekten önem taşıyan bütün felsefe problemlerini bulacaksınız. (Gerçi birkaç tanesi önemli olmayabilir.) Açıklamalar kısa ama öz; "hikâyelendirme" denen (her geçen gün saygınlığı artan) yöntem, tartışmalara hem renk katıyor hem de anlaşılır olmalarını sağlıyor. Anlatımda, akademisyenlerin pek düşkün olduğu teknik jargondan eser olmamakla birlikte, fikirlerden veya sorunlardan hiçbir şey eksilmiyor."

368 s. 2016

su-hakkic2e0574defd8f0ba8d20a16a2713493d.jpg

Maude Barlow
SU HAKKI
Yeni İnsan Yayınları

"Maude Barlow, doğanın güçlerinden biridir. Su Hakkı, dünya su krizi ile ilgili olan ileri görüşlü üçlemesinin en ilham verici olanı. Dünya tam da çok yıkıcı etkileri olabilecek bir su krizinin eşiğindeyken, insanlığın acilen onun vizyonuna, bilgisine ve bu kitabında yer alan çözümlerine ihtiyacı var." David R. Boyd, The Environmental Rights Revolution'ın yazarı.

"Maude Barlow öncelikle suyun bir insan hakkı olduğunu savunuyor ve herkesin bu hakka sahip olması için ülkeden ülkeye verdiği bu devasa mücadeleye bizleri de tanık ediyor. Sarsıcı, zorlayıcı, inanılmaz kapsamlı ve çok güzel düzenlenmiş. Maude'dan başkası bu dahice hareketi anlatamazdı." Stephen Lewis, Race Against Time'ın yazarı.

"Biz suyuz, hücrelerimiz suyla doludur; besinleri o parçalar, gerekli maddeleri o taşır ve metabolizmanın çalışmasını sağlar. Maude Barlow, bu paha biçilmez sıvıya olan sağlıksız, haksız, tüketmeye yönelik ve adeta intihara teşebbüs olan tutumumuzla ilgili bir kez daha bizleri çok acil olarak uyarıyor." David Suzuki; bilim insanı, çevreci ve yayıncı.

"Maude Barlow, yaşamın kaynağı olarak nitelendirdiği suyun katliamını nasıl engelleyebileceğimize dair, ilham verici ve oldukça pratik bir bakış açısını, el değmemiş ırmaklar kadar berrak bir şekilde ifade etmiş. O, uzun yıllardır bu amansız savaşın ön cephelerinde yer almaktadır ve onun bilgisi ve tecrübesi, suyun önderliğinde daha adil ve sürdürülebilir bir dünyaya kavuşma yolunda hepimize birer hediye niteliği taşıyor." Naomi Klein, The Shock Doctrine'in yazarı.

"Su Hakkı; dünyanın azalan tatlısu kaynaklarına yönelik tehditleri anlatan açık ara en güncel yapıttır. Barlow'un ortaya koyduğu senaryo oldukça korkutucu… Neyse ki suyun işletmeler tarafından kontrol edilmesini önlemek için yapılması gerekenleri de anlatıyor. Son derece güçlü bir kitap." David Schindler, Alberta Üniversitesi'nde Ekoloji Profesörü.

"Tutkulu, ansiklopedik, kahince ve umut dolu. Kimse bu gezegenin suyunu Maude Barlow'dan iyi bilemez. O da, Su Hakkı kitabından başka hiçbir yerde dünya su krizinden bu kadar haşin bir dille bahsetmedi." Alanna Mitchell, Sea Sick: The global Ocean in Crisis'in yazarı.

352 s. İstanbul 2016

sinefilozofi2ac60a4d34f56ffb356f967049ecbd7a.jpg
Serdar Öztürk
SİNEFİLOZOFİ
Heretik Yayıncılık

Kavramlarla düşünen "felsefe" ile imajlarla düşünen "sinema" arasındaki titreşimi anlatan SineFilozofi, çağımız düşünce sorunları üzerine ilginç ve yaratıcı yanıtlar verebilir. Bu yanıtlar aynı zamanda insanlığın kaos ile kapışmasında bizlere yeni patikalarda yolculuklar sunabilir. Elinizdeki kitap bu SineFilozofik yolculuk üzerinedir. Sinema felsefesinin kökenlerini aramaktan başlayan yolculuk, zaman zaman sinema ve felsefe arasındaki ilişki üzerine SineFilozik tartışmalara ve oradan en nihayetinde Akira Kurosawa'nın Düşler filmiyle söyleşiye uzanmaktadır.

Bu kitap, sinema ve felsefe arasında birbiriyle özne-nesne ilişkisi kurmadan, sinema ve felsefe arasındaki birlikteliğin sunduğu imkânlar üzerinde düşünmektedir. Kitap sadece alanla ilgili bilim insanlarına değil, hayata dair derdi olan herkese hitap edecek tarzda kurgulanmıştır. Sinema ve Felsefe ile ilgilenenlere yöntem ve kuramsal anlamda katkı sağlayabilirken; sinema ve felsefe öğrencileri ya da bu konularla amatör düzeyde ilgilenenler için de giriş düzeyinde tartışmalar sunmaktadır. Kavramların ve imajların sunduğu imkânlardan yararlanılarak yapılan bu tartışma, sinema ve felsefe dünyası arasındaki daha farklı ve üretici karşılaşmalara olanak sağlayabilir.

165 s.İstanbul 2016
 

bir-ask4134a5b96da5978969ad3b2b9a81ab1f.jpg
Dino Buzzati
BİR AŞK
Can Yayınları

Yıllarını unutmak mı istedin? Hayatına baskın yapan küçük bir kızın kötülüklerine sadece kendi gücünle meydan mı okudun? Sana uygun olmayan yabancı bir oyunda inat mı ettin? Yeniden çocukluğuna dönebileceğini mi sandın? Seninkinden bambaşka bir surat lazımdı bunun için. Maç bitti, hesap döndü. Kapılar kapanıyor, yalnızlık, boşluk, çöl, kimsenin duymayacağı sessiz çığlıklar. İşte limandasın aptal adam, ne sandın kendini?

Kurguladığı gerçeküstü, büyülü, kimi zaman tekinsiz dünyalarda kendine özgü mizah anlayışıyla çağımız insanının huzursuzluğunun çok katmanlı izlerini süren Dino Buzzati, Bir Aşk romanıyla aynı izleğe farklı bir rota üzerinden yöneliyor. Yazar, modern insanın içsel karmaşasını ve çaresizliğini bu kez aşk boyutunda, orta yaşlı bir kentsoylunun genç bir fahişeye saplantı derecesinde duyduğu tutku ekseninde öykülüyor:

Buzzati'nin usta bir anlatımla "kahraman"ının karmaşık iç dünyasına odaklandığı Bir Aşk'ta, Antonio'nun kıskançlık, tutku, sahiplenme dürtüleri ile parçası olduğu burjuva toplumunun çelişkilerle yüklü ahlak anlayışı arasında çaresizce bocalayışına tanıklık ederiz.

280 s. İstanbul 2016
 

moda-sevgilim-yeniden3105fc6c507e1b7c989000fa6ec7e590.jpg

İzel Rozental
Moda Sevgilim
Kırmızı Kedi Yayınları

"Moda benim ilk aşkımdı, hâlâ öyle... Ama bu aşk karşılıksız kalmadı, Moda da bana çok şey verdi." 

Bir semti kalıcı kılan o semtin yerleşik kültürüdür. Mahalle sakinlerinin, esnafın, seyyar satıcının, sanatçının, dilencinin ve sokaklarda koşturan çocukların sesleri, renkleri, kokularıdır semti yaşatan. Moda'da kırk yılı aşkın bir süredir işte bu zenginlikten beslenen İzel Rozental İstanbul'un bu nadide semtine çeviriyor gönül gözünü. Tarihimizin kanayan yarası 6-7 Eylül olaylarında yaşananlardan, dünyaca ünlü Modalı sanatçıların hayatlarına kadar semtin fazla bilinmeyen yönlerine yer veriyor. Farklı etnik kökenleri ve farklı sınıflardan insanlarıyla ülkemizin kültürel çeşitliliğini yansıtan Moda'nın değişen atmosferinin nabzını tutuyor.

204 s. İstanbul 2016
 

elestiriyi-calmak82e6f6b2807a5b55749837094ff63178.jpg

Ali Şimşek
ELEŞTİRİYİ ÇALMAK
Agora Kitaplığı

Bu kitap, 2015'de yayınladığım Kriz ve Kritik kitabının devamı niteliğindeki yazılardan oluşuyor. Bazıları yayınlanmamış sanatçı kitapları için, ya da sanatonline, sanatatak gibi sitelerde yazdığım, ya da yeniden kaleme aldığım yazıların bir derlemesi. Derlemeye BirGün'de yazdığım ve uzun süredir sorulan yeni Türkiye başta olmak üzere sinema yazılarını da dahil ettim. Sinema üzerine yazıların odağında 'görsel ideoloji' tartışması yatıyor…

272 s. İstanbul 2016


EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

firtina-cocuklari6107d22a89812db2939084e92333fab8.jpg

Nikolay Ostrovski
FIRTINA ÇOCUKLARI
Yordam Yayınları

Rus-Sovyet gerçekçi yazınında özel bir yeri olan Nikolay Ostrovski, 32 yıllık kısa yaşamında iki önemli yapıta imza atmıştır. Sovyetler Birliği döneminde Kızıl Ordu safl arında savaşıp yaralanan, ardından felç geçirip yatağa bağlı hâle gelen ve kör olan yazar, hayatının bu zorlu döneminde yazmaya sarılmış, bu koşullarda kaleme aldığı romanlardan ilki, Ve Çeliğe Su Verildi ona dünyaca ün kazandırmıştır.

İkinci romanı, Fırtına Çocukları ise hem ilk romandaki özyaşamsal ögeleri tamamlar niteliktedir, hem de “1918-1919 yıllarında Polonya ve Ukrayna’da geçen olayların büyük bir tarihî freskini ortaya koymaya' dönük kapsamlı bir girişimdir.

Ostrovski, üç cilt olarak planladığı bu uzun soluklu romanının ilk cildini tamamladıktan sonra, maalesef hayatını kaybetmiştir. Kahramanlarından söz ederken, “Bu bana yakın ve değerli varlıklar hiç aklımdan çıkmıyor' diyen Ostrovski, bu anlamda hayatının son dönemini ve günlerini hep Fırtına Çocukları ile geçirmiştir. Bize kalan sayfalar, yazarın sonuna kadar götürme fırsatı bulamadığı bunca geniş ve güçlü yapıtının değerine tanıklık ederken, Fırtına Çocukları yirminci yüzyılın en kritik dönemlerinden birini şaşırtıcı bir canlılıkta ortaya koymaktadır.

“Ostrovski’nin, gerçek yanı ağır basan, doğru ve büyük mücadelenin tutku ve cesaretiyle dolu kitapları birçok Sovyet ve yabancı ulus kuşağını kendisine bağlayacak; onun savaşçı ve hümanist kişiliği, ilerici insanlığın belleğindeki canlı, etkili ve değerli yerini her zaman koruyacaktır.' Anna Karavayeva

sosyal-kimlikd9a1e4c216e25ce408a07aad652563e0.jpg
Richard Jenkins
SOSYAL KİMLİK
Everest Yayınları

Sosyal kimlik olmadan insan dünyası olmaz, insanlar birbirleriyle tutarlı ve anlamlı bir şekilde ilişki kuramazlardı. Pierre Bourdieu, ırkçılık, aile sosyolojisi, etnik kimlik konularında kitapları bulunan, Sheffield Üniversitesi profesörlerinden Richard Jenkins, kimliğin bireysel ve kolektif yapısını analitik bir çerçevede ele alıyor. Günlük yaşamdaki kimlik deneyimini keşfetmek için Mead, Goffman ve Barth gibi önemli sosyal kuramcıların eserlerini kullanan Jenkins, bedenlenme, kategorileştirme ve hudutlar, kimliklerin kurumsallaştırılması, kimlik ve modernlik başlıklarında zihinleri açan bir tartışma sunuyor. Anahtar bir kavram olan sosyal kimliği anlamak isteyen herkesin okuması gereken bir kitap.

"İnsan dünyası, başkalarının kim olduğunu bilmenin yolları ve biraz da kim olduğumuz anlayışı olmadan hayal edilemez. Diğer primatların aksine, kokuya ya da sözsüz şeylere güvenmediğimiz için, bir yabancıyla tanıştığımızda ilk yaptığımız şeylerden biri onun kimliğini tespit etmeye teşebbüs etmektir. Güvendiğimiz bilgilerin içinde simgeler, giyim, dil, sorulara verilen cevaplar vardır. Ama bu konuda her zaman başarılı değiliz: 'yanlış kimlik tespiti' halk masallarının ve edebiyatın temel unsuru olan yaygın bir deneyimdir."
-Richard Jenkins-

280 s. İstanbul 2016
 

sappho-dan-sokrates-e-50-hayat-hikayesiyle-antik-yunan-tarihi26da1da1f8287351c64fef4126cd1dc0.jpg
David Stuttard
ANTİK YUNAN TARİHİ-SAPPHO’DA SOKRATES’E 50 HAYAT HİKAYESİYLE
Yapı Kredi Yayınları

48'i renkli 78 illüstrasyon eşliğinde…

Antik Yunan'ın siyasi liderleri, yazarları, sanatçıları ve filozofları, şehir devletlerinden oluşan küçük bir topluluğu tüm Akdeniz'i kapsayan ve mirasına bugün de dört bir yanda tanıklık ettiğimiz bir uygarlığa dönüştürdüler. Peki, bu kişiler kimdi? Yaşamları hakkında ne biliyoruz? Birbirleriyle nasıl bir etkileşim içindeydiler?

Antik Yunan dünyası oldukça geniş bir coğrafyaya yayılmıştır ve birbirinden farklı unsurları, sayısız nesli kapsar. İnsanların inançlarını ve değerlerini ifade etmelerine olanak tanıyan ortak bir dilin varlığı, bu dünyanın kendine özgü bir kimlik geliştirebilmesinin de kilit noktasıdır. Sicilya'dan Afganistan'a, Makedonya'dan İskenderiye'ye uzanan; matematiğin ve coğrafyanın, retoriğin ve tarih yazıcılığının, resim ve heykel sanatının dünyasında gezinen; tarihçilerin ve mistiklerin, şairlerin ve oyun yazarlarının, siyasi yorumcuların ve filozofların eserleri arasında bir keşfe çıkan kitap, Antik Yunan dünyasındaki yaşamın tüm yönleriyle canlı bir tasvirini sunuyor. David Stuttard, Yunanların tek tek nasıl bir yaşam sürmüş olduklarına bakmanın, içinde yer aldıkları tarih ve toplum hakkında son derece aydınlatıcı olacağı düşüncesiyle, çalışmasında Yunan alfabesinin kabulünden Yunan dünyasının Roma İmparatorluğu hâkimiyetine girmesine dek 600 yıldan uzun bir dönemi kapsayan elli biyografiye yer veriyor. Seçilen bu biyografiler sadece Yunan deneyiminin çeşitliliğini yansıtmakla kalmıyor, aynı zamanda her biri erken dönem Batı tarihinin en etkili isimlerine ait. Perikles ve Büyük İskender gibi hükümdar ve komutanlardan Empedokles ve Platon gibi filozoflara, Herodotos ve Sophokles gibi yazarlardan Apelles gibi ressamlara ve Arkhimedes gibi bilim insanlarına dek, hepsi de kendilerinden sonraki kuşakların dünyaya bakışını şekillendirmiş ve bugün çoğumuzun içinde yaşadığı toplumların temellerini atmış kişilerin yaşamları sunuluyor. Belirli bir sıra izlemeksizin tek tek de okunabilecek olan biyografiler, Antik Yunan tarihinin izini sürmek ve geniş kültürel çeşitliliğini sergilemek amacıyla, kabaca nesillere göre düzenlenmiş. Her bölümün başında yer alan "birincil" nitelikte bir biyografi, diğer "ikincil" biyografilerin bağlamını anlamayı sağlayacak tarihsel arka planı sunuyor. Bu birincil biyografiler, birlikte okunduklarında, Yunan tarihinin MÖ 700-100 yılları arasındaki gelişimini genel hatlarıyla özetliyor.

288 s. İstanbul 2016

İlgili Haberler

ABC Kitap

ABC Kitap - Haftanın Kitabı | 14 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap - Editörün Seçtikleri | 14 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap - Yeni Çıkanlar | 14 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap | Haftanın Kitabı | 6 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap | Editörün Seçtikleri | 6 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap | Yeni Çıkanlar | 6 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap | Haftanın Kitabı | 30 Temmuz 2018

ABC Kitap

ABC Kitap | Editörün Seçtikleri | 30 Temmuz 2018

ABC Kitap

ABC Kitap | Yeni Çıkanlar | 30 Temmuz 2018

ABC Kitap

ABC Kitap - Haftanın Kitabı / 23 Temmuz 2018

ABC Kitap

ABC Kitap - Editörün Seçtikleri / 23 Temmuz 2018

ABC Kitap

ABC Kitap - Yeni Çıkanlar / 23 Temmuz 2018