• AKP; son günlerde kurulacak partilerle yatıp, onlarla kalkıyor. AKP yöneticileri bu partilere gidebilecek milletvekili sayısı konusunda bir türlü aynı noktada buluşamıyor.
    Aldığım bilgilere göre, AKP yöneticilerinin bir bölümü, yeni partilere gidecek vekil sayısının yirmi milletvekilini geçmeyeceğini ileri sürerken, bir grup yönetici bu sayının otuzu aşabileceğini söylüyor.

    AKP’de uzun süre çok önemli görevlerde bulunan eski bir bakan, Genel Başkan dahil, yöneticilerin, kurulacak partilere gidecek milletvekili sayısını en azda tutabilmek için çaba harcadığını ifade etti.. Ancak bu eski bakana göre, çok güvenilen bazı milletvekillerinin bile Ali Babacan’ın kuracağı partiye geçmesi sürpriz olmayacak.

    Aynı kaynak, şu anda sessiz duran çok sayıda AKP’linin özellikle Babacan ile temas halinde olduğunu bildiğini belirttikten sonra şu bilgiyi verdi:
    “Partide rahatsızlığını dile getiren milletvekili sayısı yüz civarında. Kuruluş amaçlarından sapan AKP, halktan da koptu, güven kaybetti. Milletvekilleri verilen sözlerin tutulmaması nedeniyle, seçim bölgelerine gidemiyor. Gidenler de, süklüm püklüm dolaşıyor. Milletvekilleri, Genel Başkanla baş başa görüşüp dertlerini anlatamıyor. Kabuller gruplar halinde yapıldığı için, rahat konuşup, doğrular genel başkana anlatılamıyor”

    Eski bakan, bu nedenlerle parti içi rahatsızlığın arttığını ifade etti ve yeni partilere kaymanın normal kabul edilmesi gerektiğini vurguladı. Bu bakana göre, AKP’den kopup parti kuracakların iktidar olma olasılığı yok denecek kadar az ancak bu partiler, AKP’nin TBMM’deki çoğunluğunu yitirmesine neden olacak.

    MHP’ye güvenilmemesi gerektiğini de belirten eski bakan, Devlet Bahçeli’nin her an bir pürüz çıkartıp, AKP’yi kaderiyle baş başa bırakabileceğine dikkat çekti.

    Bir yanda Ahmet Davutoğlu, diğer yanda Ali Babacan’ın çalışmalarını sürdüğüne dikkat çeken eski bakan sözlerini şöyle tamamladı:
    “Bu koşullarda, Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımıza rağmen Adalet ve Kalkınma Partisinin ayakta kalması giderek zor hale geliyor. Genel Başkanımız, sistemi revize etmedikten, güçlü parlamentoyu faaliyete geçirmedikten, kuvvetler ayrılığını bir an önce yürürlüğe sokmadıktan sonra parti ayağa kalkamaz, kaldırılamaz.
    Ama bunu Genel Başkanımıza anlatabilecek zemin ne yazık ki kalmadı.”

    Bu arada, “ Türkiye’nin bu duruma gelmesinde Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’ın günahı, sorumluluğu yok mu?” diye soruyorum. Aldığım yanıt şöyle oluyor:
    “Rahmetli Adnan Menderes’in çok sık kullandığı bir söz vardı. Hafıza-ı beşer nisyan ile maluldür. İnsanımızın çabuk unuttuğunu ifade eden bir cümledir. Şimdi sorumluluk Cumhurbaşkanımızda, o ön planda. Gül, Davutoğlu ve Babacan’ın sorumlulukları, yaptıkları, yapmadıkları unutulmuştur.

    Unutulup unutulmadığını bekleyip göreceğiz. Ancak, “Bundan böyle hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” galiba…