Şahin Ciner | S-400’lerle ilgili ABD’yi ikna etmenin tek yolu!

Şahin Ciner | S-400’lerle ilgili ABD’yi ikna etmenin tek yolu!

Şahin Ciner (Bilişimci – Yazar)

S-400’lerin NATO ülkelerinin herhangi birinde konuşlandırılması, Pakt’ın varoluş amacını ve üye ülkelerin güvenliğini doğrudan ilgilendirdiğinden tartışılması teknik olarak doğrudur. Bu konudaki tepkiler karşısında ABD’nin sözcülük etmesi, hem devlet kapasitesinden hem emperyalist karakterinden hem de Kuzey Atlantik Asamblesi Paktı’nın finansmanındaki payından geliyor. Trump’ın son NATO Zirvesi’nde, “Bizden kendilerini savunmamızı bekleyen bazı NATO ülkeleri, sadece yüzde 2’lik taahhütlerini yerine getirmemekle kalmıyor, aynı zamanda yıllardır yapmadıkları ödemeleri de ihmal ediyorlar” çıkışını hatırlarsak, S-400 alımımızdaki ABD tavrına “empati” ile çözüm aramalıyız.

S-X00 Serisi sistemlerin önceki tartışmaları;

NATO’nun üç ülkesinde şuan itibariyle S-300’lerin olması, Yunanistan dışında, Bulgaristan ve Slovakya için, NATO üyeliğinden önce sahip olduklarından kabul edilebilir bir durumdur. Yunanistan’ın ise, Kıbrıs Barış Harekâtını “işgal” gibi gösterme çabasıyla Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne (GKRY) konuşlandıracağı S-300 alımında, Türkiye’nin haklı endişeleri diğer üye ülkeler tarafından da kabul görmüştü. GKRY yerine Girit’e, hatta konuşlanmaktan çok depolama şeklinde yerleştirildiğini biliyoruz. İstihbarat kaynaklarımız ve teknolojiden faydalanarak bu depodaki hareketleri her an izlememizi sürdürüyoruz. Zira, S-X00 seri savunma sistemleri, TSK’nın gerektiğinde kullanılacak tüm gücünü etkisiz kılacak bölgemizdeki tek savunma sistemidir. NATO ülkelerinin tümünde ve dolayısıyla TSK’daki hava gücünün ABD ve NATO ülkeleri üretimi oluşu, karşı güç Rusya kaynaklı savunma sistemlerinin üretilme amacıdır.

Güncel tartışma;

S-400’ler, her türlü hava saldırı silahlarına karşı en gelişmiş savunma sistemi olarak biliniyor. Her batarya bulunduğu yerde 1200 km saldırıyı algılama, 800 km çapında %98 oranında koruma sağlıyor. ABD’nin emperyalist güvenlik politikalarına ters düşen Türkiye’nin S-400 alımına çözüm amacıyla ortak çalışma grubu düşüncesi, teknik ve diplomatik bir hamle olarak algılanmalıdır. Türkiye – ABD ortak çalışma grubu önerimiz, akılcı ve doğru adrese yapılmıştır. Ortak çalışma grubu sürecinde “haklı” nedenlerimizi kabul ettirmeliyiz. Zira sorun çözülmezse, ABD’nin uygulayacağı yaptırım, kırılgan ekonomimizin toparlanmasını daha da zorlaştırabilir.


2023 Hedefleri (!) olan İktidara önemli tavsiyeler

Hava savunma sistemlerinin sadece dışarıdan gelebilecek saldırılara karşı kullanılacağı konusunda bir kural yoktur. Türkiye’de 15 Temmuz hain darbe girişimi henüz soğumadan, Venezuela lideri Maduro’ya düzenlenen aynı türde darbe girişimi, demokrasinin tartışıldığı, tek adam yönetimlerindeki ülkelerde, ülke savunmasının yanında, lideri korumaya yönelik yönetimin gerek duyabileceği bir sistem olarak da düşünülebilir.! İktidar, ortak çalışma grubunda, ABD’nin dikkatini bu noktaya çekerek, ne şekilde kullanacağımızla ilgili belli güvenceler de verebilir.

ABD’nin bilinen ve açıkladığı “F-35 Savaş uçaklarının S-400 füze sistemleri ile bir arada olamayacağı” tezine karşılık, F-35’lerin yönetimi Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bünyesi içinde fakat emir komutasının diğer kurumların bağlandığı gibi Cumhurbaşkanına veya uçuşla ilgili deneyimleri olan bir damat yönetimine bağlanarak çözülebilir! Başdanışmanlardan Adnan Tanrıverdi’nin TSK deneyimi, sonrasında SADAT faaliyetlerinde bazı Müslüman ülkelerin silahlı kuvvetlerinin organizasyonlardaki başarısı, böyle bir ordunun kurulması için yeterli de olur! Böylece AKP iktidarı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yeni bir hain darbe girişimi ile kesintiye uğramadan, 2023 hedeflerine rahatça ulaşabilir!

Böyle bir anlaşma yapılırsa, benzerleri gibi ülke menfaatleri gereği kapalı kapılar ardında kalarak, kamuoyu ile de paylaşılmayabilir! Belediye harcamalarının “ticari sır” sayılarak yayınlanmasını engelleyebilen bir yönetim için, varılan S-400 anlaşmasını Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile gizli tutmak hiç de zor olmayacaktır!

Neden, birilerinin aklına karpuz kabuğu düşürmekten korkmamalıyız?
Çünkü onların akıllarında sürekli karpuz kabuğu olduğunu artık biliyoruz…

ÇOK OKUNANLAR

YAZARLAR