29 Ocak 2020 Çarsamba

Sorumlu İmamoğlu

İstanbul yerel seçim sonuçları AKP’de Erdoğan da ciddi bir travma yarattı. 17 yıllık iktidarında ilk kez böylesi bir yenilgi yaşayarak, iktidarını kaybetme noktasına geldiğini gördü. Günlerce kamuoyunun karşısına çıkamadı. Bir anda adeta kayboldu. Yolun sonu görülmüş hesap vaktinin yaklaştığını anlamıştı. Özellikle Fatih, Üsküdar, Eyüp gibi yıllardı kedisini besleyen ilçelerde aldığı yenilgi atlatılabilir gibi değildi. Kendini yıllardır ayakta tutan taban bir anda kaymış ve rakibini yerelde iktidar yapmıştı. Kolay değildi. Sekiz yüz bin fark yenmişti ve kapanması mümkün değildi. İç politikada yıkılmış, yenilmişti.

Yaşanılan bu yıkımı iç politikada kısa sürede telafi etmenin çok fazla bir yolu yoktu. Kayıp yaşanan bölgelere bakıldı ve gözler dış politikaya çevrildi. İç politikada yaşanan yıkım dış politikada yapılacak atraksiyonlarla bir miktar telefi edilebilir sonrasında da milliyetçi bir rüzgâr yaratılarak kan kaybı durdurulabilir ve millet ittifakının en zayıf noktasında girilebilirdi.

Amerika’ya bir rest daha çekildi. Suriye’nin kuzey bölgesinde odaklanan YPG gündemin odağına oturtularak “güvenlik” vurgusu daha bir sertleştirildi. Meslise Suriye’ye asker gönderme teskeresi getirilerek HAP’nin millet ittifakından koparılmasına dönük adım atıldı. ABD’den ve Rusya’dan icazet istendi. Gerekçeler uzun uzun anlatılarak kısmi bir hareket için onay alınarak harekete geçildi. Suriye sınırında ki 430 km. hedefinden geri adım atılarak 200 km’ye, derinlikle ise 32 km hedefinden vazgeçilerek 10 km’ye razı olundu.
Barış pınarı adı verilen harekâtı için 90 bin Türk askeri ile 35 devşirme ÖSO militanı bölgeye çekildi. Rasul Ayn ve Tel Abyad kasabalarından sınır geçilerek Suriye topraklarına yeniden girildi. 200 bin nüfusa sahip Tel Abyad ile 55 bin nüfusa sahip Rasul Ayn operasyon yapıldı. Yaklaşık bir ay süren çatışmalardan sonra bu iki kasabaya da girildi. PYD anlaşma gereği bu iki kasabadan geriye çekilerek mevzi aldı. Rusya Türkiye ile yaptığı anlaşma gereği Membiç ve Kobani’ye yani Ayn El Arab kasabalarına Suriye ordu birlikleri girdi. Sınırın 10 kilometre derinliğinde Rus Ve Türk askerlerinin ortak devriye yapılması kararı alındı. Ancak bölgede çatışmalar hala sürmekte ve Türk askerinin varlığı Suriye devleti tarafından işgalci olarak görülmektedir.

Barış Pınarı Harekâtı’yla Erdoğan İstanbul seçin yenilgisinin yarattığı travmadan kısmen kurtularak yeniden alanlara çıkmaya başlıyordu. Artık Türkiye’nin güvenliğini ve çıkarlarını düşünen, ABD’ye rağmen bundan taviz vermeyen ‘başkan’ görünümündeydi. Hemen her yandaş ekranı ziyaret ederek Barış Pınarı Harekâtı’yla elde edilen kazanımları anlat maya, İstanbul seçim sonuçlarını toplum bilincinden uzaklaştırmaya çalışıldı. Yerel seçimler geride kalmış, Barış Pınarı ile yeniden zafer kazanmış Erdoğan vardı.

Barış Pınarı Harekâtı sonrasında PYD- YPG sınırlarımızın 10 km uzağına taşınarak mevzileniyor ve bulunduğu bölgeden çatışmaya devam etmektedir. Özellikle değişik cihatçı örgütlerden oluşan ÖSO/ uydurma Milli ordu ile YPG ve Suriye ordu birlikleri arasında sıklıkla çatışmalar devam etmekte, yer yerde bu çatışmalara Türk askerleri ağır silahlarla müdahale etmektedir.

Barış Pınarı Harekâtı bölgede güvenlik kazanımı sağlam bir yana çatışmaları şiddetlendirerek devam etmektedir. Barış Pınarı harekâtının tek kazanımı Erdoğan’ın İstanbul seçimleri sonrasında maruz kaldığı travmayı atlatmasıdır. Sorumlusu ise bu travmanın mimarı İmamoğlu’dur.

Barış Pınarı, Erdoğan’ın Haziran seçimleri sonrasında kaybettirdiklerini kazandırmaya yetmedi. Sadece travmayı atlatmasını sağladı. Libya planı ise Haziran seçimlerinde kaybettiklerini kazanmaya dönük bir hamledir. Libya’nın sadece yüzde 6.5 de hâkimiyet sağlayabilen Trablus Hükümeti ile güvenlik iş birliği anlaşması yaparak, Libya’daki iç savaşta taraf olarak asker gönderme girişimi ise muhafazakâr, milliyetçi ulusalcı tabanı savaş endeksli toparlamaya dönük bir hamledir.

Amerika’ya rağmen Libya da bir kazanım elde edemeyeceğini bile bile böyle bir hamle yapmak, yüzlerce, binlerce insanın yaşamı pahası sahada yenden var olma çabasıdır. Ülkeyi iç politik hesaplarla yeni maceralara sürüklemektir. Böylesi bir savaş Türkiye halkının savaşı değildir ve asla taraf olunmamalıdır.

Ömrü tükenen ve yaşamın her alanında sürekli kaybeden AKP iktidarını hiçbir macera kurtaramayacaktır. Dikiş artmıştır artık. Çaresi yok. Gidecekler.