Kürtlerin ABD ile dansı

Suriye’de yaşayan Kürtlere ilişkin hep yazdık.  Suriye’deki savaş süreci başladığından beri uyarıyoruz. Emperyalizme hâllenmeyin, yola çıkmayın güvenmeyin diye. Kürt halkının gerçek dostunun halkların katili ABD ve onun kirli müttefiklerinin olamayacağını, gerçek dostlarının her ne kadar sorun yaşarlarsa yaşasınlar, bölge halkları olduğunu hep söyledik.

Süreç bizi haklı çıkarttı. Yıkmak için her türlü kirli yöntemi denediği Suriye devleti karşısında yenilince bir biçimde bölgeden çıkmanın, fiili olarak geri çekilmenin yollarını aramaya başladı. 8 yıllık Suriye savaşı sonrasında bölgede kalıcı olamayacağını, yola çıktığı hedefleri gerçekleştiremeyeceğini anlayan ABD ve gerici müttefikleri bu yenilgiden kazanım üretmeye ve bölgeden giderken gerisinde yeni çatışmalar bırakmayı planlamaktadır.

Bölgede bugüne kadar Suriye ordusu ile Kürt silahlı grupları arasında ciddi çatışmalar yaşanmadı. Her iki tarafta ki özellikle Suriye devleti buna fırsat vermedi.
Kürtleri Suriye halkının bir parçası olarak gördü.  Türkiye’de bölgede Kürt silahlı grupları ile Afrin dışında çok ciddi çatışmalar yaşanmadı. Afrin olayının ise Rusya ile bir anlaşma sonrasında başka bir boyutta gerçekleştiğini biliyoruz.

Bu noktada şunu açıkça söyleyebiliriz. ABD ve gerici müttefikleri Suriye’de savaşı kaybetti. Bugün attığı adımlar kaybettiği noktada gerçekleşmektedir. Irak’da çekilirken kazanmıştı. Gerisinde kendi istediği gibi bir yapı bırakarak çekildi. Bıraktığı yapı bugün bile hala Irak halkına huzur getirememiştir. Suriye de böyle bir durum söz konusu değil. 

ABD ve müttefikleri Suriye’den kaybetmiş halleriyle çekilme kararı vermişlerdir. Bu durumda özellikle Kürtlerin umut bağladığı Irak gibi olur beklentisini yeşerttiği bir fotoğraf yoktur. 

Kaldı ki Suriye Kürtlerinin koşulları ile Irak Kürtlerinin koşulları ayrıdır. Suriye devleti ile çatışmalı bir tarihsel süreç yaşamayan Suriye Kürtlerin sisteme entegrasyonu çok daha yoğundur. Coğrafi biçimlenmesi de buna çok uygun değildir.

Kürt silahlı grupları Suriye sürecinde ki pozisyonlarında önemli hatalar yapmışlardır. Suriye halkının varoluş mücadelesi verdiği tarihin en kirli ve kanlı savaşında kendilerine net bir pozisyon belirleyememiş ve emperyalist güçlerle ve zaman zaman da gerici güçlerle işbirliği yapmaktan geri durmamıştır. 

AKP iktidarı ile bile bir süre birlikte davranan bu yapılar, Suriye devletinin zayıflatılmasında etken olmuşlardır. IŞID ile mücadele gerekçesi ile pozisyon aldıklarını ısrarla söylemelerine rağmen Rakka kentinde ki IŞID katillerinin tahliye edilmesinde ABD ile birlikte davranarak bu katillerin bölge dışına taşınmalarında önemli görevler almışlardır. 

Bölge de adeta ABD’nin milis gücü gibi davranmış, bölgeye yerleşmelerinde payanda olmuşlardır. ABD’nin bu gruplar olmadan bölgeye girme ve kalma şansı asla olamayacaktı. 

ABD sonrası bölgede neler olacak

Gelinen süreçte ABD’nin bir biçimde bölgeden askeri varlığını çekeceği anlaşılıyor. Suriye’de yola çıktığı iddiasını kaybeden ve yenilen ABD ve gerici müttefiklerinin yeni süreçte nasıl bir rol üstlenecekleri, bölgenin nasıl bir sürece doğru sürükleneceği merak konusudur. 

Acaba ABD Türkiye ile anlaşmalı mı çekilmektedir? ABD’nin boşalttığı alanlara TSK ve ÖSO denilen devşirme katiller mi girecektir? TSK bu toraklara girer ise nasıl bir tepki ile karşılaşacaktır? Bunun bedeli ne olacaktır?

Tüm bu sorular kafalarımızda canlılığını korumaktadır. Biz bu sorularla uğraşırken bölgeden Kürt silahlı gruplarının Suriye devleti ile Rusya aracılığı ile görüşmeye başladıkları, görüşmelerin içeriğinde ellerinde bulundurdukları bölgeleri, özellikle Türkiye sınırında bulunan bölgeleri Suriye ordu birliklerine bırakıp, çekilme gündeminin de olduğu haberleri gelmektedir. 

Eğer gerçekten böyle bir anlaşmaya varılır ve adım atılır ise bu bölgede barışın ve huzurun yeniden sağlanması için en doğru karar olacaktır. Bu konuda daha önceleri değişik zamanlarda çağrılar yaparak, Kürt silahlı gruplarının bir an önce yapmaları gerektiği şeyin bu olduğunu hep söylemiştik.  

Bir yandan tarihsel olarak birlikte yaşadıkları Suriye halkları ile daha demokratik bir zeminde yeniden birlikte yaşam için tartışmalar sürdürülürken diğer yandan ise bu birlikteliğin zeminini pekiştirici adımların atılması gerektiği açıktır. PYD ve diğer silahlı Kürt unsurlar SURİYELİDİR. 

Suriye halkının bir parçasıdır. Emperyalizme ve gericiliğe karşı 8 yıldır mücadele eden ve kazanan Suriye devleti ile birlikte geleceği birlikte planlamalıdır. Ne Suriye devleti eski Suriye devletidir ve de Suriye halkları eski pozisyonlarındadır. Bu gerçekten hareketle süreç yeniden değerlendirilmeli ve olası yeni çatışmalara ve işgallere fırsat verilmemelidir.

TSK Bölgeye girer mi?

Erdoğan’ın yakın zamanda yaptığı “Fırat’ın doğusuna bir kaç gün içerisinde operasyona başlayacağız” açıklamasının Trap ile görüşerek gerçekleştiği ortaya çıkmıştır. ABD’ye rağmen Suriye topraklarına bir kara operasyonu yapamayacağını belirterek, bu işin içinde başka bir iş olduğunu yazmıştık. Bugün anlaşılmaktadır ki Erdoğan’ın Tramp ile yaptığı görüşmede ABD askerlerinin Suriye topraklarından çekilmesi gündeme gelmiş ve sonrasında yaşanacak sürece ilişkin roller tartışılmıştır.  

Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna girerek bu bölgede kalıcı olması çok mümkün görünmemektedir. Erdoğan’ın seçimler ramak kalmışken yeni çatışmalardan beslenme isteği olduğu açıktır. Ancak bölge de durum değişmiştir. Artık böyle kolaylıkla girilip çıkılabilecek bir coğrafya yoktur. Girmek çok zorladığında belki mümkün olabilirse de çıkmak asla kolay olmayacaktır. Bu nedenle kapsamlı bir TSK operasyonu çok olası değildir. Kaldı ki Suriye sürecinde askeri ve siyasi olarak etkin olan Rusya ve İran böylesi geniş kapsamlı bir operasyona çok sıcak bakmayacaklardır.

Kürt silahlı gruplar öncelikle ellerinde bulundurdukları Türkiye sınırlarına yakın mevzileri Suriye askerlerine teslim ederek daha iç taraflara çekilmelilerdir. Bu adım bölgede yaşanması olası yeni çatışmaları engelleyecek ve yeni süreçte alınacak pozisyonları daha da netleştirecektir.  Böylesi bir adım karşısında sıklıkla ifade edilen tehdit ortadan kalkacak ve olası bir operasyonun malzemesi tükenecektir.

Sonrasında ikinci adım olarak daha önce girilen bölgelerin Suriye devletine teslim edilmesi gündeme gelecektir.  Madem ki Suriye’nin toprak bütünlüğü savunulmaktadır o zaman Suriye’nin toprakları Suriye devletinin kontrolüne bırakılmalıdır.

ABD’nin ve bölge gerici ülkelerinin Suriye macerası sona doğru yaklaşmaktadır. Sahada, savaş alanında zafer kazanan Suriye halkı bu kazanımını siyasal alanda da sürdürerek, barışın ve huzurun egemen olduğu bir Suriye yeniden inşa edilecektir… 
Bu durumu artık herkes kabul etmek zorundadır…

YAZARLAR