• Antalya dan kalkıp İstanbul’a Genel Kurula  gittim geçen hafta, her seneki ritüeli tekrarladım, ama bundan sonra gider miyim, şüpheli, nedenlerini satırlarımda bulacaksınız…

    Ama önce Beşiktaş – Alanya maçına dair birkaç cümle: Bir önceki Galatasaray derbi maçında Bülent Yıldırım tarafından “kalın kalın” doğranarak engellenen Beşiktaş’ın taraftarı öfkeli, matematik olasılıklar dışında kaybedilen şampiyonluktan çok zora giren ikincilikten ötürü umutsuz. Maçın gazı kaçmış, tribünlerde az sayıda seyirci… Bu şartlarda Beşiktaş takımından pek bir performans beklemiyordum doğrusu, ancak Şenol Güneş Galatasaray’a çıkaracağı ilk onbiri Alanya karşısına sürünce oyunun seyri değişti ve hakem Cüneyt Çakır da mahçubiyetten olsa gerek 90 dakikayı adam gibi yönetince ortaya güzel bir maç çıktı. Alanya Sporun galibiyeti amaçlayan taktik anlayışı ve Beşiktaş’ın arzusu, hırsı sahaya yansıyınca 32 haftası geride kalan ligimizde kalitesi vasatın üstüne çıkan bir 90 dakika izledik. Sonuç olarak  siyah-beyazlılar tecrübeli teknik ayaklarının fazlalığından 3 puana ulaştı ve Kaf Dağının  arkasındaki umudunu son iki haftaya taşıdı…<>

    Gelelim Cumartesi  gerçekleştirilen BJK İdari ve Mali Genel Kuruluna:

    Yıllardır katılırım, 10 dakikalık konuşma hakkımı kullanırım ama ben seviyesi bu denli düşük bir genel kurul izlemedim o güne kadar. Usul hatalarına küfür, kavga eklenince kendi adıma utanç duyduğum bir toplantıya tanıklık ettim ne yazık ki…

    Hele ki salonda bir ara “hak, hukuk, adalet” sloganı atılması çok düşündürücüydü.

    Genel Kurulun bu kadar gergin ve kalitesi düşük geçmesinin  hikayesi  Divan Başkanlığı seçimiyle başladı. İki aday Atıf Keçeci ve Ali Rıza Dizdar’ın oylamasında bir usul hatası yaşandı. Evet,  kongre üyelerinin çoğunluğu Keçeçi lehine el kaldırdı ama Yönetim Kurulunun aynı anda el kaldırmaları dernekler kanununa aykırı olması bir yana “divanın tarafsızlık” ilkesine de aykırıydı. Nitekim, seçilen Divan Başkanı kongreyi taraflı yönetti ve çok büyük gaflara, usulsüzlüklere imza attı..

    – İlk olarak Divan Başkanlığına  200 küsur imzayla bir önerge geldi. Ramazan yani  20.15’de iftara yetişme endişesinden dolayı konuşmacı sayısının 10 ile sınırlandırılması oylamaya sunuldu ve kabul gördü. Ben dahil 25 kişinin konuşma dilekçeleri kura ile 10’a düşürüldü. Bu durum laik bir ülkenin temellerine aykırıydı, zaten dile getirdim ama ne yazık ki kura şanssızlığından ötürü ancak 40-50  kişinin dinleyebildiği “dilek ve temenniler” bölümünde…

    – İkinci bir önerge sunuldu Kurul Divan Başkanlığına:

    Bir ölnceki BJK Divan Başkanı Sayın Yalçın Karadeniz’e, Disiplin Kurulu tarafından verilen “kınama cezasının” tekrar görüşülmesinin gündemin son sırasından önlere çekilmesi konusunda. Bu önergeyi Genel Kurul Divan Başkanı Atıf Keçeçi kendi şahsi iradesiyle  bir takım tüzük maddelerine dayandırarak reddetti..

    ABC okuyucularının ve konudan pek haberdar olmayan BJK üyelerinin aydınlanması için buraya bir parantez açmak istiyorum: Yalçın Karadeniz Denetleme Kurulunun 2016’da açıkladığı borç miktarını araştırarak, aslında böyle olmadığını, meblağın  daha yüksek olduğunu Divanın  asli görevi  çerçevesinde Fikret Orman yönetimine tavsiye ve uyarı amacıyla sunmuş, dolayısıyla “büyük bir suç işlemiş” olması nedeniyle Türk Sporu tarihinde bir ilk olarak Disiplin Kuruluna sevk edilip kınama cezası almıştı.

    Daha sonra mahkeme kararıyla  bu cezanın ilk Genel Kurulda üyeler tarafından onanıp veya kaldırılması yönünde sonuç almasına rağmen nedense bu hukuki kararda Divan Başkanlığı tarafından göz ardı edilmiştir. Bu konu, sayıları gittikçe azalan 2000 küsur sicil numaralı, yaşları belli bir düzeye gelmiş camianın büyüklerinden birine, üstelik Divan Başkanlığı kriz döneminde BJK Başkanlığı yapmış Yalçın Karadeniz’e yapılıyorsa eğer, mevcut başkan ve yönetiminin oturup düşünmesi gerekir. O her söyleminde Beşiktaş duruşundan söz eden Başkanın…

    Tekrar Genel Kurul’da ki tuhaflıklara, adaletsizliklere dönecek olursam…

    – Diğer başkan adayı Hürser Tekinoktay Divan Başkanınca ismi yanlış telaffuz edilerek kürsüye davet edildi. Aday, konuşmasına birkaç yıl önce üye yapılan ve aidatları topluca ödendiği iddia edilen  Galatasaraylı, Fenerbahçeli, Ankaragüçlü, Bursalı ve Metal-iş Sendikalı üyelerin salondan çıkmasını istedi. O anda salon ikinci kez karıştı, dışarıdaki yağmur ve gök gürültüsü içeriye yansıdı ve Şeref Beylerin,  Baba Hakkıların , Süleyman Sebaların emaneti Beşiktaş’a ihanet edildi…

    – Dahası, muhalefeti eleştirirken “karılar gibi dedikodu yapıyorlar” gafını oruçlu olmasına bağlanan, salondaki onlarca kadını olduğu gibi özellikle en ön sırada sol yanımda oturan yetmiş yaşlarındaki bir üye ablayı çok sinirlendirdi.

    – Hatta şunları da  duydum sözüne güvenilir üyelerden; Anadolu’nun çeşitli illerinden gelen delegelerin yol paraları, İstanbul’daki otel konaklamaları da Fikret Başkan tarafından karşılanmış. Eğer bu doğru ise aylardır personelin maaşlarını veremeyen, futbolcuları tarafından UEFA alacakları için şikayete edilen bir yönetimin başkanı bunlara yanıt vermelidir.<>

    –   Bu vesileyle bu satırlardan açık çağrı yapıyorum Fikret Orman’a…
    Bunlar doğru değilse beni ara lütfen, bir açıklama yap, bir dostum, kardeşim olarak ama en önemlisi 116 yıllık camianın başkanı olarak..

    Birkaç satırda Hürser Tekinoktay’a:

    Aferin kardeşim, önce camianın “güya” önde gelen isimlerinin “vebalı hasta” gibi kaçtığı Beşiktaş Kulübünde yüreğinle çıkıp, taşın altına elini koyduğun için… Sonra da, 1600 küsur gibi ciddi bir oyla son zamanlarda kibir sahibi olarak bana birini anımsatan  Fikret Başkana uyarı yaptığın için…

    Özetle çok çirkin manzaraların yaşandığı BJK Genel Kuruluna bir daha adım atmam diyeceğim , ama o zaman bu ülkeden de gitmem gerek, topraklarımızdaki  ahlak çöküntüsünün her alana yansıdığı bir dönemde  gitmek mi zor kalmak mı, üstad  Yusuf Nalkesen in hicaz eserindeki sözleri gibi…