Puan aslanın ağzında

        Başlığım bir teşbih, 3-3'lük çarpıcı bir skorla biten derbide, puan mücadelesi üst seviyedeydi. Özellikle Beşiktaş'ın iki puan kaybetmesi Aslan'a yaradı...

Bu tip maçlara futbol tarihinde nadiren rastlanır. Mesela benim aklıma iki öne çıkan örnek geliyor. Biri 1989 yılı, Fenerbahçe 3-0 geriden gelip Galatasaray'ı 4-3 yenmişti. Diğeri ise 2005 Şampiyonlar Ligi finaliydi. Milan 3-0 öndeyken Liverpool skoru 3-3'e taşıyıp devamında kupayı almıştı.

      Şenol Güneş maça cezalı Ljajic'den yoksun bir şekilde son haftalarda sürekli kullandığı onbirle başlarken, Ersun Yanal 4 gün önce oynanan Zenit karşılaşmasından tam 6 değişiklikle takımını sahaya sürdü. Üstelik Slimani ve Frey'i kadroya bile almadı. Bu durum Fenerbahçe kadrosunun aslında söylenenlerin aksine ne denli derinlik içerdiğinin kanıtı. Aynı zamanda federasyon tarafından 1 gün fazla dinlendirilmesinin manasızlığının ispatıydı. Haftalar önce Norveç deplasmanından Cuma sabahı dönen Beşiktaş'ı Pazar akşamı Galatasaray derbisine çıkarmak ne kadar doğru ise dünkü derbinin Pazartesi gecesi oynanması da o kadar yanlıştı..Tüm ülkelerde derbiler hafta sonu oynanır, maça giden taraftarlar bir tatil gününün keyfini fufbolla değerlendirirken şehrin trafiği ve güvenliği de  göz önünde bulundurulmuş olur. Dün iş günüydü, Taksim, Maçka, Dolmabahçe, Beşiktaş, Karaköy civarlarında 16.00'dan sonra kesilen yollar mesaisi bitip evine ulaşmak  isteyen İstanbullulara ne eziyetler çektirtti, bu da işin başka bir yönü.
Neyse, "deveye sormuşlar..." deyip sahanın içine girelim.

     Beşiktaş beklediğim gibi, önde baskıyla maça başladı. Henüz 25. saniyede bu anlayışın ürünü olarak Burak'la gole yaklaştı. İlerleyen dakikalarda tüm alana yayılan pres ve tempo 10'da Gökhan Gönül'ün ayağından ilk meyvesini verdi. Arkasından 17 'de hakem Bülent Yıldırım'ın göremediği Gökhan'a ceza alanı içinde yapılan faul VAR uyarısıyla penaltıyla sonuçlandı. Burak temiz bir vuruşla takımını 2-0 öne geçirdi.

    Fenerbahçe bu baskı ve gelen goller karşısında panik yaşarken koskoca ilk yarı ancak 45'de Dirar'la karşı kaleyi yokladı ama topa sahip olamadı. Tolgay, Mehmet Topal,Moses ve Soldado prese karşı en büyük çare olan tek pası uygulayamadılar. Sadık, Skrtel ve İsla basit  hatalar yaptılar ve bunların birinde 45+2'de Burak skoru 3-0 yaptı.

     Takımlar soyunma odalarına giderken maç sonucu için Fenerbahçe tribünleri endişeliyken Beşiktaş tarafında skorun artacağını düşünüyorlardı. Eminim ama 15 dakikalık arada, soyunma odalarında özellikle sarı-lacivertlilerinkinde farklı gelişmeler yaşanmış belliki. Öncelikle Moses ve Isla'nın yerlerine Valbuena ve Ayew girdi ve üçlü savunmaya dönülerek mutlak gol arzusuyla ikinci yarı başladı. Bu iki Ersun Yanal dokunuşu takımı ateşledi. Tabi bunda Beşiktaş'ın rehaveti ve kibiri de rol oynadı. Maç garanti havasına girdiler..

      Bu oyun akışının değişmesi 55'de Dirar'ın ön direk dibine yaptığı ortanın Zajc tarafından gole çevrilmesiyle Fenerbahçe'yi umutlandırdı. 5 dakika sonra da Valbuena'nın serbest vuruştan gelen ortasına Sadık'ın kafa şutu filelere giderken dengeler tamamen değişti. Beşiktaş cephesinde panik başladı. İşte bu noktada Şenol Hoca Quaresma hamlesiyle forvetini canlandırmak ve Medel katkısıyla orta alanının direncini arttırması gerekirken resmen uyudu ve Güven Caner değişikliğiyle yetindi.

     Oyunun direksiyonu artık tamamen Fenerbahçe'ye geçmişti. 67'de Hasan Ali'nin 25 metreden 90 a gönderdiği füze beraberlik golü olarak Beşiktaş ağlarına gitti ve siyah-beyazlılar 12 dakika içinde yedikleri 3 golün ardından "Sindirella rüyasından" uyanıp maça ortak olma çabası içine girdiler. Artık sahada gerçeklere dönen Beşiktaş ile morallenen galibiyet arayan Fenerbahçe vardı. Son çeyrekte geç olmasına karşın Quaresma oyuna girdi ve Hasan Ali'nin öne çıkmasını engellediği gibi rakibi biraz geriye itti

     Kalan bölümde gol atanın maçı alacağı görüntüsü hakim oldu orta sahalar çabuk geçiliyor ve iki tarafta rakip kaleyi hedefliyordu. Nitekim 80'de Quaresma ortasına Burak'ın kafa vuruşu Beşiktaş'ın galibiyetini direkten döndürdü. Ancak 87. dakikada bu kez de Fenerbahçe, Valbuena'nın ortasına Eljif'in kafasının Karius'un elinden direğe gitmesiyle  3-4 gibi bir mucizenin eşiğinden dönüyordu.

       Yıllardır hafızalardan silinmeyecek bu derbi 3-3 sonuçlanırken son haftalarda yoğunlaşan  hakem/VAR tartışmalarının hemen hemen hiç yaşanmadığı bir yönetim izlemenin keyfini yaşadık. Saha içi fair-play açısından ise  Dirar'ın maçın sonlarına doğru taca çıkan bir topun peşinden koşarken Beşiktaş yedek kulübesini "taciz" etmesini yok sayarsak örnek bir derbi izledik diyebilirim.

      Sonuç olarak, kaybedilen 2 puanla Beşiktaş'ın şampiyonluk şansı büyük bir olasılıkla bir başka bahara kalırken, ikincilik mücadelesinde rakibi Galatasaray'la olan fark 5'e çıktı ve zora girdi. Fenerbahçe'ye gelince, ligdeki konumları ve 3-0'dan dönüş yaptıkları düşünülünce bir puan kazançdır. Aynı zamanda  ilerideki haftalara mental açıdan olumlu yansıması bakımından da değerlidir...

YAZARLAR